Haber Detayı
17 Temmuz 2021 - Cumartesi 14:57
 
TRAKYA’DA 10 YIL SONRA SU KITLIĞI YAŞANACAK
İngiltere, İskoçya ve Japonya gibi ülkelerde çevre sorunları üzerine akademik çalışmalar yürüten bilim insanı Dr. Emrah Akyüz ile Ergene Nehri’nde yaşanan su kirliliğinin nedenleri, etkileri ve olası çözüm önerileri üzerine konuştuk. Dr. Emrah Akyüz Trakya Bölgesi'nin karşı karşıya kaldığı en önemini çevre sorununun Ergene Nehri’nde yaşanan su kirliliği olduğunu belirtti. Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliğin anayasal bir suç olduğunu belirten Dr. Emrah Akyüz, gerekli tedbirler alınmaz ise Trakya Bölgesi’nde kanser vakaları hızlı artış gösterebilir uyarısında bulundu. Dr. Akyüz, 10 yıl içerisinde Trakya’da su kıtlığı yaşanabileceğini söyledi.
Haberi


Röportaj: İZZET MEDE 

Öncelikle Ergene Nehri’nin Trakya Bölgesi için önemini konuşalım. Ergene Nehri bölge için neden önemli?

Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Fakat tatlı su kaynakları açısından yeterli kaynaklara sahip değil. Ayrıca, son yüzyılda sera gazlarının salınımının artması ile birlikte etkileri giderek artan küresel ısınmadan dolayı su kaynakları azalmaktadır. Önümüzdeki yıllarda su sorunu yaşayacak bölgelerden bir tanesi Trakya’dır. Ergene Nehri Trakya Bölgesi’nin az sayıda bulunan tatlı su kaynaklarından bir tanesidir. Bu nedenle, tatlı su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi durumda önümüzdeki 10 yıl içerisinde Trakya Bölgesi su kıtlığı sorunu ile karşı karşıya kalabilir.

 

Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliğin nedenleri nelerdir?

Ergene Nehir’inde yaşanan kirliliğin üç temel nedeni bulunmaktadır. Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliğin en önemli sebebi fabrikalarda ortaya çıkan atıkların su kaynaklarına bırakılmasıdır. Trakya Bölgesi deri, kozmetik, tekstil ve plastik fabrikalarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu fabrikaların atıkları yaklaşık olarak 40 yıldır Ergene Nehri’ne bırakılmaktadır.  Fabrika atıklarının su kaynaklarına bırakılması, suyun doğal yapısını bozarak kirliliğe neden olmaktadır. Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliğin ikinci en önemli sebebi ise tarımda kullanılan suni gübre ve ilaçlardır. Trakya Bölgesi tarımcılıkla gelişmiştir. Tarım açısından zengin topraklara sahiptir. Artan nüfusun besin ihtiyacını hızlı bir şekilde karşılayabilmek için tarımda yaygın bir şekilde gübre ve ilaçlar kullanılmaktadır. Tarımda kullanılan kimyasal maddelerin su kaynaklarına temas ederek su kirliliğini tetiklemektedir.

 

Peki, Ergene Nehir’inde yaşanan su kirliliği bölge halkının sağlığını nasıl etkilemektedir?

Ergene Nehri ölümcül hastalıları tetiklemektedir. Bu alanda yapılmış bilimsel çalışmalar göstermektedir ki, su kirliliği başta kanser olmak üzere ishal, kolera, dizanteri, tifo ve çocuk felci gibi ölümcül hastalıkları tetiklemektedir. Trakya Bölgesi’nde Ergene Nehri’ne temas edenler başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalabilir. Nitekim son yıllarda Trakya Bölgesi’nde kanser vakalarında ciddi artışlar meydana gelmesi tesadüfi değildir.

 

Ergene Nehrinden Kirliliğin Önlenmesi İçin Neler Yapılmalıdır?

Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliğin önlenmesinin çözümü oldukça basittir. Burada hem devlete hem de bölge halkına görevler düşmektedir. Ergene Nehri tüm Trakya Bölgesi’nin su havzasıdır. O bölgede yaşayan herkesin ortak değeri olan bu su havzasının temiz tutulmasının görevi ilk olarak bölge halkına düşmektedir. Bölge halkının Ergene Nehri’nde kirliliğe neden olan evsel atıkların su kaynaklarına bırakılmasını ve tarımda kullanılan suni gübre ve ilaçların kullanılmasını sonlandırması gerekmektedir. Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliğin önlenmesinde ikinci temel görev devlete düşmektedir. Ergene Nehri’ndeki kirliliğin ana kaynağını sanayi tesislerinin neden olduğu atıklardır. Sanayi tesislerinin su kaynaklarına bıraktığı atıkların önlenmesi ancak kamu gücünün kullanılması ile mümkündür. Devletin sanayi tesislerinin neden olduğu atıkları kontrol eden mekanizmaları harekete geçirmesi gerekmektedir.

 

Ergene Nehir’inde yaşanan kirliliğin yasal boyutu nedir?

Ergene Nehri’nde yaşanan kirlilik “anayasal” bir suçtur. Ergene Nehri’ni kirletenler bu ülkede yaşayan 84 milyon insanın temiz çevre hakkını ihlal etmektedir. Temiz çevrede yaşamak temel bir insan hakkıdır. Bu hak Türk hukuk sistemi içerisinde garanti altına alınmıştır. 1982 Anayasası’nın 56. maddesine göre “herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir”. Bu nedenle, Ergene Nehir’inde yaşanan kirlilik, bu su kaynağının etrafında yaşayan insanların 1982 Anayasası ile güvence altına alınan “temiz çevre hakkının” ihlal edilmesi manasına gelmektedir. Ergene Nehri’ni kirletenlerin “anayasal” bir suç işlemesi nedeniyle hukuk önünde hesap vermesi gerekmektedir.

 

Hukuk noktasında hangi adımlar atılmalıdır?

Türkiye’de çevre sorunlarının önlenmesinde atılması gereken en önemli adımlardan bir tanesi çevre mahkemelerinin kurulmasıdır. Çevre sorunları kaynakları ve etkileri açısından teknik bir konudur. Çevre sorunları hakkında hukuk bazında bir karar verilebilmesi için, bu alanda teknik bilgiye sahip yargı kurumlarına ihtiyaç vardır. Artık dünyanın birçok ülkesinde çevre mahkemeleri kurulmaktadır. Türkiye’nin de bu yönde bir adım atması lazım. Ergene Nehri’nde yaşanan çevre sorunlarının önlenebilmesi için çevre hukuku alanında ihtisaslaşmış çevre mahkemelerinin kurulması gerekmektedir. Ergene Nehri’nde yaşanan çevre sorunlarının sorumlularının bu çevre mahkemelerinde yargılanması gerekmektedir.

 

Ergene Nehir’inin korunmasında topluma görev düştüğünü belirttiniz. Peki, bunun için neler yapılabilir?

Çevre sorunlarının azalması ancak toplumsal düzeyde çevre bilincinin artması ile mümkündür. Toplumsal düzeyde çevre bilinci artmadığı sürece toplumun çevre sorunlarını önlemede bir etkisinin olmasını beklemek zordur. Bu nedenle, ilk olarak çevre sorunları hakkında toplumsal bilincin arttırılmasını gerekmektedir. Toplumsal bilincin arttırmanın en işlevsel yolu ise eğitim sisteminin “yeşillendirilmesi”, yani zorunlu eğitimde çevre konusunda derslerin verilmesidir. Nitekim bugün birçok Avrupa ülkesinde ilkokuldan itibaren çevre konusunda dersler verilmektedir. Bu ülkelerde çevre bilincinin oldukça yüksek olduğunu görmekteyiz. Türkiye de eğitim sisteminde çevre ve çevre sorunları konusunda müfredatı zenginleştirmesi gerekmektedir.

 

Kaynak: Editör: İzzet MEDE
 
Etiketler: TRAKYA’DA, 10, YIL, SONRA, SU, KITLIĞI, YAŞANACAK,
Haber Videosu
Diğer Fotoğraflar


Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı