<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>TRAKYA 2000 GAZETESİ</title>
                      <link>https://www.trakyaolay.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.trakyaolay.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Trakya 2000 gazetesi, trakya haberleri, çorlu haber, tekirdağ haber, çerkezköy haber, kırklareli haber, edirne haber, lüleburgaz haber, haber çorlu, keşan haber</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Thu, 10 Sep 2026 07:59:24 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>TRAKYA 2000 GAZETESİ - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - TRAKYA 2000 GAZETESİ</copyright><item><title><![CDATA[Türk basınının duayen ismi Şükran Soner yaşamını yitirdi ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-turk-basininin-duayen-ismi-sukran-soner-yasamini-yitirdi-11681.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-turk-basininin-duayen-ismi-sukran-soner-yasamini-yitirdi-11681.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner, tedavi gördüğü hastanede 80 yaşında hayatını kaybetti. Yaklaşık 60 yıllık meslek yaşamında emek, eğitim ve toplumsal haklar alanında çok sayıda haber ve yazıya imza atan Soner'in cenaze programı daha sonra açıklanacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (PERRE) - (Murat KAYIŞ) -&nbsp; Türk basınının duayen isimlerinden gazeteci-yazar Şükran Soner, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Cumhuriyet gazetesi yazarı olan Soner'in bu sabah hayatını kaybettiği bildirildi.

Cumhuriyet gazetesi, Soner'in cenaze töreninin tarihi ve yerine ilişkin ayrıntıların daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.

GAZETECİLİĞE 1966'DA BAŞLADI

Şükran Soner, 1946 yılında Kosova'da dünyaya geldi. Gazetecilik mesleğine 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başlayan Soner, kariyeri boyunca özellikle emek, eğitim ve toplumsal haklar alanlarında haberler hazırladı ve yazılar kaleme aldı.

Soner; İnsan Hakları Derneği, Ada Dostları Derneği ve Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının kuruculuk ve yönetim çalışmalarında görev aldı.

TGS GENEL BAŞKANLIĞI YAPTI

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası üyesi olan Soner, sendikanın yönetim organlarında da görev yaptı.

1970'li yıllarda iki dönem Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Eğitim Sekreterliği görevini yürüten Soner, 1999 yılındaki genel kurulda yeniden yönetime seçildi.

Soner, daha sonra TGS Genel Başkan Vekilliği görevini üstlendi ve 2001 yılındaki genel kurulda Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı seçildi.

Emek haberciliği ve sendikal mücadele alanındaki çalışmalarıyla tanınan Şükran Soner'in vefatı, basın camiasında üzüntüyle karşılandı.

Kaynak : PERRE
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Türk basınının duayen ismi Şükran Soner yaşamını yitirdi  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/01092026214310_e4dc3b769d6eeda14addedb6379eb04d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/01092026214310_e4dc3b769d6eeda14addedb6379eb04d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/01092026214310_e4dc3b769d6eeda14addedb6379eb04d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Fidan Hoca” gözaltına alındı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-fidan-hoca-gozaltina-alindi-11591.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-fidan-hoca-gozaltina-alindi-11591.html</link>
                    <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada “Fidan Hoca” olarak bilinen Fidan Atalay hakkında, sosyal medya paylaşımları nedeniyle re’sen soruşturma başlatıldığını açıkladı. Atalay, Başsavcılığın talebi doğrultusunda İzmir’de gözaltına alındı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA (İGFA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “fidannatalay” kullanıcı adıyla Instagram’da paylaşım yapan Fidan Atalay hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Başsavcılığın açıklamasında, Atalay’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, video ve fotoğraf içeriklerinin Türk Ceza Kanunu’nun 226’ncı maddesinde düzenlenen “Müstehcenlik” suçunu oluşturduğu yönünde değerlendirme yapıldığı belirtildi.

&nbsp;

Açıklamada ayrıca, söz konusu yöntemle gelir elde edilmesinin TCK’nın 282’nci maddesinde düzenlenen “Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama” suçu kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.
İzmir’de gözaltına alındı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda Fidan Atalay’ın İzmir’de gözaltına alındığı bildirildi.

Başsavcılık, soruşturma işlemlerinin titizlikle sürdürüldüğünü duyurdu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[“Fidan Hoca” gözaltına alındı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/28082026193317_a5ef88418186fe345b16d3c57931c2a7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/28082026193317_a5ef88418186fe345b16d3c57931c2a7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/28082026193317_a5ef88418186fe345b16d3c57931c2a7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'de yaşlı nüfus oranında tarihi rekor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-turkiyede-yasli-nufus-oraninda-tarihi-rekor-11489.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-turkiyede-yasli-nufus-oraninda-tarihi-rekor-11489.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de 65 yaş ve üzeri olarak kabul edilen yaşlı nüfus oranı, TÜİK verilerine göre yüzde 11,1'e yükselerek tarihi bir zirveye ulaştı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkenin demografik yapısı hızla değişiyor.

Doğurganlık hızının nüfusun kendini yenilemesi için gerekli kabul edilen 2,1 seviyesinin altına düşmesi ve ortalama yaşam süresinin uzaması, yaşlı nüfusun payını artırmaya devam ediyor.

2025'te doğurganlık hızı yaklaşık 1,42 seviyesindeydi.

2020 yılında 65 yaş ve üzeri nüfus 7 milyon 953 bin 555 kişiyle toplam nüfusun yüzde 9,5'ini oluşturuyordu.

2025 sonunda bu sayı 9 milyon 583 bin 59'a çıkarak oran yüzde 11,1'e yükseldi.

Son beş yılda yaşlı nüfus yüzde 20,5 arttı.

TÜİK'in 2026 yılı ikinci çeyrek verilerine göre Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı.

Yılın ilk altı ayında nüfus 228 bin 434 kişi arttı.

Aynı dönemde 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam içindeki payı yüzde 11,1 seviyesinde kalırken, bu oran tarihi zirve olarak kayıtlara geçti.

0-14 yaş çocuk nüfus oranı yüzde 20,4'e geriledi.

Ortanca yaş 34,9'a yükseldi, kadınlarda 35,7, erkeklerde 34,2 oldu.

15-64 yaş çalışma çağındaki nüfusun payı yüzde 68,5 seviyesinde kalırken, yaşlı bağımlılık oranı 16,2'ye çıktı.

İleri yaş gruplarında kadın nüfus erkek nüfusunu geçiyor; 65 yaş ve üzerinde kadınlar yaklaşık yüzde 55'lik paya sahip.

TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre mevcut eğilimler devam ederse 65 yaş ve üzeri nüfusun payı 2030'da yüzde 13,5'e, 2040'ta yüzde 17,9'a, 2060'ta ise yüzde 27'ye ulaşacak. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'de yaşlı nüfus oranında tarihi rekor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 21:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/23082026020844_15ef1f66ae2b3965b04e1c7361996a95.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/23082026020844_15ef1f66ae2b3965b04e1c7361996a95.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/23082026020844_15ef1f66ae2b3965b04e1c7361996a95.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünyanın en yaşlı insanı 117 yaşına girdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-dunyanin-en-yasli-insani-117-yasina-girdi-11447.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-dunyanin-en-yasli-insani-117-yasina-girdi-11447.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyanın en yaşlı yaşayan insanı olduğuna inanılan İngiliz kadın Ethel Caterham, 117. yaş gününü kutluyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - BBC'ye göre, Londra yakınlarındaki Surrey'de bir huzurevinde yaşayan asırlık kadın, doğum gününü ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte kutlayacak.

Bu olayı kutlamak için Guinness Dünya Rekorları, Caterham'ın 117 yaşına ulaşan ilk İngiliz kadın olarak resmen tanındığını duyuran bir açıklama yayınladı. Yüz yaşını aşanları araştıran uluslararası bir kuruluş olan LongeviQuest'in direktörü Ben Meyers, Caterham'ın, belgelenmiş yaşa sahip tarihteki en uzun yaşayan insanlar listesinde 13. sırada yer aldığını belirtti.

Caterham'ın biyografisi

Caterham, 21 Ağustos 1909'da Hampshire'da doğdu ve iki dünya savaşını yaşadı.

İngiliz kadın, 30 Nisan 2025'te 116 yıl ve 326 gün yaşında hayatını kaybeden Brezilyalı rahibe Ina Canabarro Lucas'tan dünyanın en yaşlı insanı unvanını miras aldı.

18 yaşında Hindistan'a taşınan Caterham, orada çocuk bakıcısı olarak çalıştı. Daha sonra askeri görevde bulunan kocasıyla birlikte Hong Kong ve Cebelitarık'ta yaşadı. Asya'dayken çocuklara olan sevgisi gelişen Caterham, kendi anaokulunu açtı. İngiltere'ye döndükten sonra iki kız çocuğu dünyaya getirdi.

Caterham, 1976'da vefat eden eşi Norman'ın yanı sıra, sırasıyla 2000'lerin başlarında ve 2020'de hayatını kaybeden kızları Gem ve Anne'den de daha uzun yaşadı. Ayrıca, 2020 yılında 110 yaşında COVID-19'u atlatarak, koronavirüs enfeksiyonunu atlatan dünyanın en yaşlı insanlarından biri oldu.

Kız kardeşi Gladys Babylas da yüz yaşını aşmıştı: Mart 2002'de 107 yıl ve 78 gün yaşında vefat etti.

Geçtiğimiz Mayıs ayında, İngiliz iş insanı Salisbury Journal'a uzun ömrünün sırrının "her yeni fırsata evet demek olduğunu, çünkü nereye götüreceğini asla bilemeyeceğinizi" söylemişti.

Resmi Guinness Dünya Rekorları Kitabı'na göre, mutlak uzun ömür rekoru Fransız Jeanne Calment'e aitti. Ağustos 1997'deki ölümünde 122 yıl ve 164 gün yaşamıştı. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Dünyanın en yaşlı insanı 117 yaşına girdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21082026160823_df5cc852ec6e2fb9280d6eadf50c4337.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21082026160823_df5cc852ec6e2fb9280d6eadf50c4337.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21082026160823_df5cc852ec6e2fb9280d6eadf50c4337.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sessiz Yaşlanma Dönemi Başladı: Estetikte Yeni Trend, Doğallığı Yıllarca Korumak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sessiz-yaslanma-donemi-basladi-estetikte-yeni-trend-dogalligi-yillarca-korumak-11115.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sessiz-yaslanma-donemi-basladi-estetikte-yeni-trend-dogalligi-yillarca-korumak-11115.html</link>
                    <description><![CDATA[Medikal Estetik Doktoru Dr. Yasemin Savaş: “Artık amaç zamanı geri almak değil, yaşlanmayı doğru yönetmek.”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Uzun yıllardır estetik uygulamalarda daha genç görünme isteği ön plandayken, son yıllarda bu anlayış yerini daha doğal ve koruyucu bir yaklaşıma bıraktı. ‘’ ‘’Sessiz Yaşlanma” olarak tanımlanan bu yeni yaklaşım, kişinin yüz hatlarını değiştirmeden, doğal kimliğini ön planda tutarak yaşlanma belirtilerini geciktirmeyi hedefliyor.

“Eskiden estetik denildiğinde akla belirgin değişimler geliyordu. Bugün ise kişiler yüzlerinin değişmesini değil, daha sağlıklı, dinlenmiş ve doğal görünmesini istiyor. Sessiz yaşlanma yaklaşımı da tam olarak bunu hedefliyor.” diyen Dr. Savaş, doğal sonuçların artık medikal estetik uygulamalarında en önemli beklenti haline geldiğini ifade ediyor.

Doğal Görünüm Ön Planda

Son yıllarda medikal estetikte doğal görünümü koruyan uygulamalara ilginin belirgin şekilde arttığını ifade eden Dr. Yasemin Savaş, günümüzde tedavi yaklaşımının "fazlasını yapmak" yerine kişinin yüz anatomisini, mimiklerini ve doğal ifadesini koruyacak ölçüde planlama yapmak üzerine kurulduğunu belirtiyor. Amaç; kişinin yüz hatlarını değiştirmek değil, zamanla azalan cilt kalitesini destekleyerek daha dinlenmiş, sağlıklı ve doğal bir görünüm elde edilmesine katkı sağlamaktır.

Kişinin yaşı, cilt yapısı ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanan tedaviler; cildin kendi yenilenme mekanizmalarını desteklemeyi hedefler. Ciltte sıkılaşmayı desteklemeye yönelik ultrason teknolojileri , cilt kalitesini destekleyen hyalüronik asit içerikli uygulamalar ve kolajen üretimini uyarmaya yönelik biyostimülasyon tedavileri, günümüzde koruyucu medikal estetik yaklaşımının öne çıkan uygulamaları arasında yer almaktadır.

Kolajen Kaybı Erken Yaşlarda Başlıyor

Yapılan araştırmalar, cildin temel yapı taşlarından biri olan kolajenin üretiminin 20'li yaşların ortalarından itibaren kademeli olarak azalmaya başladığını gösteriyor. Yaş alma sürecinin doğal bir parçası olan bu durum; güneş ışınlarına yoğun maruz kalma, çevresel faktörler, stres, düzensiz yaşam alışkanlıkları, yetersiz beslenme ve sigara kullanımı gibi etkenlerle daha erken ve daha belirgin hale gelebiliyor.

Kolajen miktarındaki azalma zamanla ciltte elastikiyet kaybına, sıkılığın azalmasına, ince çizgilerin belirginleşmzesine ve cilt kalitesinde değişikliklere neden olabilir. Bu nedenle kolajen kaybına yönelik yaklaşımlar, yalnızca oluşan değişiklikleri gidermeyi değil, cildin kolajen üretimini desteklemeyi de hedefler.

Günümüzde bu amaçla farklı tedavi seçenekleri kişiye özel olarak planlanabilmektedir. HIFU-LIFU (Fokuslu Ultrason) uygulamaları, cildin derin katmanlarında kolajen üretimini desteklemeye yönelik yöntemlerden biridir. Vitamin ve mineral içerikli enjeksiyon uygulamaları, cildin ihtiyaç duyduğu yapı taşlarının desteklenmesine yardımcı olurken; kalsiyum hidroksiapatit içeren enjeksiyonlar ise kolajen üretimini desteklemeye yönelik uygulamalar arasında yer almaktadır.

Yaz Sonrası Cilt Yenilenmeye İhtiyaç Duyuyor

Yaz aylarında yoğun güneş maruziyeti, sıcak hava, deniz ve havuz gibi etkenler nedeniyle ciltte nem kaybı, ton eşitsizlikleri ve kolajen azalması görülebiliyor. Dr. Yasemin Savaş , yaz sonu döneminin cildin ihtiyacını değerlendirmek ve sonbahar tedavi&nbsp; planını oluşturmak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor ve medikal estetik uygulamalarının yalnızca dış görünümü değil, kişinin kendini daha iyi hissetmesini de desteklediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulunuyor:

“Sağlıkl ve güzel yaş almak, cildin ihtiyaçlarını doğru zamanda değerlendiren bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Düzenli cilt bakımı, güneşten korunma, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve kişiye özel planlanan medikal estetik uygulamalar bu sürecin birbirini tamamlayan parçalarıdır. Günümüzde medikal estetikte amaç; kişin yüz hatlarını değiştirmek değil, cilt kalitesini destekleyerek doğal görünümünü korumaktır. En güzel&nbsp; sonuçlar ise çevrenin fark etmekte zorlandığı, ancak kişinin aynaya baktığında daha dinlenmiş, daha canlı ve kendisi gibi hissetmesini sağlayan doğal dokunuşlarla elde edilir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sessiz Yaşlanma Dönemi Başladı: Estetikte Yeni Trend, Doğallığı Yıllarca Korumak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04082026202458_31d057222228c686905b5371b2730b30.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04082026202458_31d057222228c686905b5371b2730b30.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04082026202458_31d057222228c686905b5371b2730b30.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ağaçların yoğunluğu yaşlıları depresyona karşı koruyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-agaclarin-yogunlugu-yaslilari-depresyona-karsi-koruyor-10977.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-agaclarin-yogunlugu-yaslilari-depresyona-karsi-koruyor-10977.html</link>
                    <description><![CDATA[Avustralya'da bir araştırma, ağaç örtüsünün yoğun olduğu yerlerin, insanları ileri yaşlarda depresyona karşı koruyabileceğini ortaya koydu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Avustralya'da yapılan uzun süreli bir araştırma, ağaç örtüsünün daha yoğun olduğu mahallelerde yaşamanın yaşlılıkta depresyona karşı koruma sağlayabileceğini ortaya koydu.

Avustralya'nın Yeni Güney Galler Üniversitesi'ne bağlı Sidney Sağlıklı Beyin Yaşlanması Merkezi (CHeBA) tarafından yayınlanan bir açıklamaya göre, Affective Disorders Dergisi'nde yayımlanan bulgular, kentsel planlamanın sağlıklı yaşlanmayı ve zihinsel refahı desteklemedeki potansiyel rolünü vurguluyor.

CHeBA'nın Avustralya Katolik Üniversitesi ile işbirliği içinde yürüttüğü araştırma, 70 ila 90 yaş arasındaki 1000'den fazla Avustralyalı yaşlıyı 12 yıla kadar takip etti ve ağaç örtüsünün daha yoğun olduğu bölgelerde yaşayan kişilerin zaman içinde daha az depresyon belirtisi gösterdiğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, ağaç örtüsü, park alanları, okyanuslara, nehirlere ve göllere erişim, olanaklara erişim ve hava kirliliği gibi mahalle özelliklerinin depresif belirtilerdeki değişikliklerle nasıl ilişkili olduğunu incelediler.

Araştırmaya göre, ağaç gölgeliğine uzun süreli maruz kalmanın depresyon seviyelerinin düşmesiyle tutarlı bir şekilde bağlantılı olduğu belirtildi ve dünya genelinde 60 yaş üstü yetişkinlerin neredeyse beşte birinin depresyondan etkilendiği eklendi.

Çalışma, diğer çevresel faktörler hesaba katıldıktan sonra, park alanları, yeşil alanlar, hizmetlere erişim veya düşük seviyedeki hava kirliliğine uzun süreli maruz kalma gibi diğer mahalle özelliklerinin depresif belirtiler üzerinde tutarlı bir etkiye sahip olduğuna dair çok az kanıt buldu.&nbsp;&nbsp;(İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Ağaçların yoğunluğu yaşlıları depresyona karşı koruyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/27072026162543_ae1226a4e47250b82473e4e7fe379368.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/27072026162543_ae1226a4e47250b82473e4e7fe379368.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/27072026162543_ae1226a4e47250b82473e4e7fe379368.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İsviçreli Damat Trakya’nın gündeminde]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-isvicreli-damat-trakyanin-gundeminde-10968.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-isvicreli-damat-trakyanin-gundeminde-10968.html</link>
                    <description><![CDATA[İsviçre'de yaşayan Keşanlı Çolak ailesinin kızı Seren Çolak ile İsviçreli Vetsch ailesinin oğlu Philipp Vetsch, Keşan'da düzenlenen görkemli düğün töreniyle hayatlarını birleştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ERDOĞAN DEMİR - EDİRNE (İGFA) - Hazel ve Sedat Çolak çiftinin kızları Seren ile Evi ve Christian Vetsch çiftinin oğulları Philipp için Bendis Düğün Salonu'nda gerçekleştirilen düğüne, ailelerin yakınları, dostları ve çok sayıda davetli katıldı.

Gecenin en renkli anları ise İsviçreli damat Philipp'in Türk müziği eşliğinde sergilediği performansla yaşandı. Türk ezgilerine kısa sürede uyum sağlayan damat, oyun havalarında davetlilerle birlikte piste çıkarak doyasıya eğlendi. Samimi tavırları ve misafirlerle kurduğu sıcak diyaloglar geceye damga vururken, davetliler de genç damadı alkışlarla destekledi.

&nbsp;

Mutlulukları gözlerinden okunan Seren ve Philipp çifti, gece boyunca davetlilerle yakından ilgilenerek bu özel günlerini sevdikleriyle paylaşmanın heyecanını yaşadı.

Öte yandan Keşan Lisesi 1986 yılı mezunları da Sedat Çolak'ı bu anlamlı gününde yalnız bırakmadı. Düğüne katılan mezunlar, genç çifti tebrik ederek Seren ve Philipp'e bir ömür boyu sağlık, huzur ve mutluluk dileklerini iletti.

Müzik ve eğlencenin gece geç saatlere kadar sürdüğü düğün, pasta kesimi, ilk dans ve hatıra fotoğraflarının çekilmesinin ardından sona erdi. Farklı kültürleri aynı çatı altında buluşturan düğün, davetlilerin hafızalarında güzel anılar bıraktı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İsviçreli Damat Trakya’nın gündeminde - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 13:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/26072026164801_1a474380df19e3ef1e317b31b1ba7413.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/26072026164801_1a474380df19e3ef1e317b31b1ba7413.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/26072026164801_1a474380df19e3ef1e317b31b1ba7413.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Kaymakam Mercan’ın kızı dünya evine girdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-kaymakam-mercanin-kizi-dunya-evine-girdi-10875.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-kaymakam-mercanin-kizi-dunya-evine-girdi-10875.html</link>
                    <description><![CDATA[Keşan Kaymakamı Aziz Mercan ve Suna Mercan’ın kızları Eda Mercan ile Birgül ve Selçuk Göralcan’ın oğulları Yalım Göralcan, düzenlenen görkemli bir törenle hayatlarını birleştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) - İstanbul Baltalimanı Portaxe’de gerçekleştirilen düğün törenine, siyaset ve iş dünyasından çok sayıda seçkin davetli katılarak genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.

Düğün törenine; Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, İpsala Belediye Başkanı Mehmet Kerman, Beğendik Belediye Başkanı Ferat Gülver, Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral, AK Parti İlçe Başkanı Savaş Pekdemir, İl Genel Meclisi Üyesi Taner Altın, AK Parti Edirne İl Başkan Yardımcısı Adnan Vural, Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Sercan Kemik, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Şapçı ve Keşan Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Kaymaz başta olmak üzere bölge protokolünden çok sayıda isim katılım sağladı.

&nbsp;

Gerçekleşen törenle dünya evine giren Eda ve Yalım çifti, hayatlarını birleştiren imzayı atarken, davetliler de genç çifte bir ömür boyu mutluluk dileklerinde bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ Kaymakam Mercan’ın kızı dünya evine girdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 08:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21072026154504_2abbffa49fad96dd68265819a5260029.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21072026154504_2abbffa49fad96dd68265819a5260029.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21072026154504_2abbffa49fad96dd68265819a5260029.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bugünün yalnızlığı, insanlar arasında insansız kalma hali!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-bugunun-yalnizligi-insanlar-arasinda-insansiz-kalma-hali-10686.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-bugunun-yalnizligi-insanlar-arasinda-insansiz-kalma-hali-10686.html</link>
                    <description><![CDATA[“11 Temmuz Yalnızlar Günü” dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yalnızlık sadece kişinin iç dünyasında yaşadığı bireysel bir his olarak görülemez. Bugünün yalnızlığı biraz da ‘insanlar arasında insansız kalma’ halidir.” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Yalnızlık artık yalnızca bireyin iç dünyasında yaşadığı bir duygu değil; kentleşmeden dijitalleşmeye, bireyselleşmeden çalışma yaşamına kadar uzanan çok boyutlu bir toplumsal sorun olarak değerlendiriliyor.

Yapay zeka araçlarının insanların duygusal boşluklarına cevap verebilen bir “dijital muhatap” haline gelmesinin dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, “Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu ilişki biçimi, gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında yalnızlığı azaltmak yerine daha da derinleştirebilir.” diye konuştu.

Ebulfez Süleymanlı, “11 Temmuz Yalnızlar Günü” dolayısıyla modern yaşamın yalnızlığı kaçınılmaz bir kader haline getirip getirmediğini değerlendirdi.

Yalnızlık modern dünyanın ürettiği sosyal bir sonuç

Yalnızlığın insanlık tarihi kadar eski bir duygu olduğunu, ancak modern dünyada farklı bir boyut kazandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:

“Bu yüzden yalnızlık sadece kişinin iç dünyasında yaşadığı bireysel bir his olarak görülemez. Kentleşme, göç, aile yapısındaki dönüşüm, bireyselleşme, rekabetçi eğitim ve çalışma hayatı, dijitalleşme ve gündelik ilişkilerin yüzeyselleşmesi bu duyguyu besleyen başlıca toplumsal koşullar arasında yer alıyor. Bu nedenle modern yaşamda yalnızlık kaçınılmaz bir kader değil; daha çok içinde yaşadığımız sosyal düzenin ürettiği bir sonuçtur. İnsan kalabalıklar içinde, iş yerinde, okulda, sosyal medyada görünür olabilir; fakat kendini gerçekten anlaşılmış, duyulmuş ve kabul edilmiş hissetmeyebilir. Bugünün yalnızlığı biraz da ‘insanlar arasında insansız kalma’ halidir.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün yalnızlığı artık küresel ölçekte ciddi bir sosyal ve sağlık sorunu olarak ele almasının da bunun tesadüf olmadığını gösterdiğini dile getiren Süleymanlı, “Yalnızlık sadece ruhsal bir kırılganlık değil; bedensel sağlık, yaşam kalitesi, eğitim, çalışma hayatı ve toplumsal bağlılık üzerinde etkili olan çok boyutlu bir meseledir.” dedi.

Sürekli bağlantı, gerçek bağ anlamına gelmiyor!

Dijitalleşmenin insanlara daha fazla iletişim kurma imkânı sunduğunu ancak bunun her zaman gerçek ilişki anlamına gelmediğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sosyal medya sayesinde insanlar sürekli çevrim içi, sürekli görünür, sürekli erişilebilir hale geldi. Ancak bu görünürlük çoğu zaman derin bir yakınlık üretmiyor. Kısa mesajlar, emojiler, beğeniler ve hikaye paylaşımları gerçek sohbetin, yüz yüze temasın ve duygusal paylaşımın yerini tam olarak dolduramıyor.” diye konuştu.

Yalnız bireylerin sosyal medyaya daha fazla yöneldiğini, ancak sosyal medyanın aşırı ve yüzeysel kullanımının da yalnızlığı artırabildiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Burada çift yönlü bir süreç var. Yalnız insanlar sosyal medyaya daha fazla yönelebiliyor; fakat sosyal medyanın aşırı ve yüzeysel kullanımı da yalnızlığı derinleştirebiliyor. İnsan başkalarının hayatını daha parlak, daha sosyal, daha başarılı gördükçe kendi hayatını eksik hissetmeye başlıyor. Bu da yalnızlığı sadece artırmıyor, aynı zamanda görünmez bir karşılaştırma baskısına dönüştürüyor.” ifadesinde bulundu.

Yapay zekâ, gerçek ilişkinin yerini almıyor!

Son dönemde yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarının da yalnızlık tartışmalarının önemli bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yapay zeka araçları kriz anlarında insana duymak istediği cümleleri söyleyebiliyor; yargılamadan dinliyor, şefkatli cevaplar veriyor, duygusal destek hissi oluşturabiliyor. Bu, geçici olarak rahatlatıcı olabilir. Fakat insan, gerçek ilişkilerin yerine uzun süre yapay zekayla konuşarak yalnızlığını gidermeye çalışırsa, bu durum tıpkı sosyal medyada olduğu gibi yalnızlığı daha da derinleştirebilir. Çünkü insanın asıl ihtiyacı sadece cevap almak değil; gerçek bir insan tarafından görülmek, duyulmak ve önemsenmektir.” şeklinde konuştu.

Kalabalık şehirlerde görünmezlik, küçük yerleşimlerde anlaşılmama duygusu…

Yalnızlığın büyük şehirler ile küçük yerleşim yerlerinde farklı biçimlerde yaşandığını belirten Süleymanlı, “Büyük şehirlerde yalnızlık daha çok kalabalık içinde görünmez kalma biçiminde yaşanıyor. İnsan her gün binlerce kişiyle aynı metroya biniyor, aynı caddelerden geçiyor, aynı apartmanda yaşıyor; fakat çoğu zaman kimseyle gerçek bir bağ kuramıyor. Büyük şehir insana özgürlük ve hareketlilik sunarken, aynı zamanda ilişkileri daha geçici, daha mesafeli ve daha işlevsel hale getirebiliyor.” dedi.

Küçük yerleşim yerlerinde yaşanan yalnızlığa da işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Küçük yerleşim yerlerinde ise sosyal kontrol daha güçlü, insanlar birbirini daha fazla tanıyor ve gündelik karşılaşmalar daha doğal yaşanıyor. Bu durum kimi zaman yalnızlığı azaltabilir. Ancak küçük yerlerde de yalnızlık yok değildir. Özellikle yaşlılar, eşini kaybedenler, göç nedeniyle çocukları büyük şehirlere giden aileler veya kendini çevresiyle uyumlu hissetmeyen bireyler derin bir yalnızlık yaşayabilir. Dolayısıyla büyük şehir yalnızlığı ile küçük yer yalnızlığı farklı biçimlerde ortaya çıkar. Büyük şehirde insan kalabalığın içinde kaybolur; küçük yerde ise bazen herkes tarafından tanındığı halde anlaşılmadığını hisseder. Birinde anonimlik, diğerinde duygusal uyumsuzluk yalnızlığı besleyebilir.” diye konuştu.

Tek kişilik haneler hızla artıyor

Modern toplumlarda tek kişilik hanelerin hızla arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:

“Tek kişilik hanelerin artması modern toplumların en dikkat çekici dönüşümlerinden biridir. Bu durum sadece demografik bir değişim değildir; aile, komşuluk, akrabalık, dayanışma ve bakım ilişkilerinin yeniden şekillendiğini gösterir. Türkiye’de de TÜİK verileri bu dönüşümü açık biçimde ortaya koymaktadır. TÜİK’in 2025 verilerine göre yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halklarının oranı 2014’te yüzde 13,9 iken 2025’te yüzde 20,5’e yükselmiştir. İnsanlar artık daha bağımsız yaşıyor, kararlarını daha bireysel alıyor, özel alanlarına daha fazla önem veriyor. Bu bazı yönleriyle özgürleştirici olabilir; fakat sosyal bağların zayıflaması riskini de beraberinde getiriyor. Amerikalı sosyolog Eric Klinenberg’in ‘solo yaşam’ olarak kavramsallaştırdığı bu eğilim, özellikle kentli ve yaratıcı sınıflar arasında bir yaşam tarzı tercihi olarak da öne çıkmaktadır.”

Yardım istemek, destek almak, birine ihtiyaç duymak zayıflık değil

Bireyselleşme arttıkça insanın kendi hayatının merkezine daha fazla yerleştiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Ancak kendine yetme kültürü zamanla kimseye ihtiyaç duymama yanılsamasına dönüşebiliyor. Oysa insan biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak ilişki varlığıdır. Yardım istemek, destek almak, birine ihtiyaç duymak zayıflık değil, insan olmanın doğal bir parçasıdır.” ifadesinde bulundu 

Yalnızlık artık önemli bir sosyal politika konusu

Yalnızlığın sadece bireysel bir duygu olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Toplumun sosyal yapısı açısından bakıldığında tek kişilik hanelerin artması, bakım emeğinin, yaşlılık deneyiminin, kriz anlarında dayanışmanın ve kuşaklar arası ilişkilerin yeniden düşünülmesini zorunlu kılıyor. Çünkü yalnız yaşayan birey sayısı arttıkça, yalnızlık artık sadece evin içinde yaşanan bir duygu olmaktan çıkıp sosyal politika konusu haline geliyor. Yalnızlık elbette bireyin içinde yaşadığı bir duygudur; fakat sadece bireysel bir duygu olarak açıklanamaz. Çünkü yalnızlığı üreten koşullar çoğu zaman toplumsaldır. Eğitim sistemi, çalışma temposu, kent yaşamı, dijital kültür, aile yapısındaki dönüşüm, ekonomik güvensizlik ve sosyal dayanışmanın zayıflaması bireyin yalnızlık deneyimini doğrudan etkiler.” dedi.

Dijital çağda sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmeli

Bugün yalnızlığın sağlıkla, eğitimle, istihdamla, sosyal güvenle ve toplumsal katılımla bağlantılı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Araştırmalar yalnızlığın depresyon, anksiyete, kardiyovasküler hastalıklar, demans ve erken ölüm riskiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Gençlerde ise yalnızlık sosyal becerilerin zayıflamasına, akademik motivasyonun düşmesine ve gelecekteki istihdam olanaklarının daralmasına kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle yalnızlık günümüz toplumlarının önemli sosyal sorunlarından biri olarak değerlendirilmelidir. Bireye ‘daha sosyal o’” demek tek başına yeterli değildir. İnsanların bir araya gelebileceği güvenli kamusal alanlar, gençler için sosyal ve kültürel faaliyetler, yaşlılar için destek ağları, mahalle ölçeğinde dayanışma mekanizmaları ve dijital çağda sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmelidir.” şeklinde konuştu.

Asıl soru kaç kişiyle konuştuğumuz değil, kaç kişiyle bağ kurabildiğimiz

“Yalnızlık meselesini bugün yalnızca bireyin iç dünyasıyla sınırlı görmek doğru olmaz." Diyen Süleymanlı, şöyle devam etti.

"Bu konu artık tek kişilik hanelerin artışından yaşlı nüfusun yalnızlaşmasına, gençlerin dijital ilişkilerinden yapay zeka destekli sohbet uygulamalarına, göçten büyük şehir hayatına ve iş yerlerinde görünmeyen sosyal izolasyona kadar birçok güncel başlıkla birlikte ele alınmalıdır."

Özellikle yapay zeka araçlarının insanların duygusal boşluklarına cevap verebilen bir “dijital muhatap” haline gelmesinin dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, “Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu ilişki biçimi, gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında yalnızlığı azaltmak yerine daha da derinleştirebilir. Bu nedenle günümüzün temel sorusu artık sadece ‘kaç kişiyle iletişim kuruyoruz?’ değil, ‘kaç kişiyle gerçekten bağ kurabiliyoruz?’ sorusudur. Çünkü insan teknolojiyle konuşabilir, sosyal medyada görünür olabilir, kalabalıklar içinde yaşayabilir; fakat onu hayata bağlayan şey hala samimi, güvenilir ve anlamlı insan ilişkileridir.” şeklinde sözlerini tamamladı. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Bugünün yalnızlığı, insanlar arasında insansız kalma hali! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10072026182038_5890b1f0186b7bc0aa704b0edfbb3e4f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10072026182038_5890b1f0186b7bc0aa704b0edfbb3e4f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10072026182038_5890b1f0186b7bc0aa704b0edfbb3e4f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi'ne 285 bini aşkın başvuru yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-evlenecek-genclerin-desteklenmesi-projesine-285-bini-askin-basvuru-yapildi-10587.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-evlenecek-genclerin-desteklenmesi-projesine-285-bini-askin-basvuru-yapildi-10587.html</link>
                    <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi kapsamında bugüne kadar 285 binden fazla başvuru alındığını, 160 bini aşkın gence ise kredi ödemesi yapıldığını açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Bakan Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, evlilik hazırlığı yapan gençlerin bu süreçte kendilerini daha güçlü ve güvende hissetmelerini önemsediklerini belirterek, desteklerin sürdüğünü ifade etti.

Proje kapsamında genç çiftlere hem evlilik öncesi eğitim hem de danışmanlık hizmeti sunulduğunu vurgulayan Göktaş "Bugüne kadar 285 binden fazla başvuru aldık, 222 binden fazla gencimize eğitim ve danışmanlık desteği sunduk. 230 binden fazla gencimiz kredi almaya hak kazandı, 160 binden fazla gencimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik. 18-25 yaş arasındaki çiftlerimize 250 bin TL 26-29 yaş arasındaki çiftlerimize ise 200 bin TL faizsiz kredi desteği sağlıyoruz. Eğer siz de kararınızı aldıysanız hemen 'ailegenclikfonu.aile.gov.tr' adresinden başvurabilirsiniz." ifadelerini kullandı. (İLKHA) 
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi'ne 285 bini aşkın başvuru yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04072026172026_84897f9d3cf9d54a7900d2a557c7a029.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04072026172026_84897f9d3cf9d54a7900d2a557c7a029.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04072026172026_84897f9d3cf9d54a7900d2a557c7a029.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çetin ailesinin mutlu günü ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-cetin-ailesinin-mutlu-gunu-10461.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-cetin-ailesinin-mutlu-gunu-10461.html</link>
                    <description><![CDATA[
Çorlu’nun tanınmış iş insanlarından Karbeyaz Catering Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Çetin ve eşi Dr. Elif Çetin çiftinin oğulları Kemal Ata ve Mustafa görkemli bir törenle sünnet oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Görkemli sünnet düğününde davetlilerle tek tek ilgilenen Tuncay ve Elif Çetin çifti, oğullarının sünnet olarak erkekliğe ilk adımı atmalarından dolayı bunun mutluluğunu ve gururunu yaşadılar.

Yoğun katılımla gerçekleşen davette iş dünyası, sanayi camiası, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, dostları ve aile yakınları bir araya geldi. Seçkin davetlilerin katıldığı gecede misafirler, özenle hazırlanan ikramlar ve canlı müzik eşliğinde unutulmaz anlar yaşadı.

Aile büyüklerinin ve dostlarının mutluluğuna ortak olduğu organizasyonda, sünnet olan çocukları için düzenlenen özel kutlama büyük beğeni topladı. Davetliler gece boyunca eğlenirken, Çetin ailesi misafirleriyle yakından ilgilenerek örnek ev sahipliği sergiledi.

Gece sonunda davetliler, böylesine anlamlı ve görkemli bir organizasyonda bir araya gelmekten duydukları memnuniyeti dile getirirken, Tuncay Çetin ve Dr. Elif Çetin çifti de kendilerini yalnız bırakmayan tüm misafirlere teşekkür etti.

Çetin ailesini tebrik ediyor, evlatlarına sağlıklı, mutlu ve başarılı bir ömür diliyoruz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Çetin ailesinin mutlu günü  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:10:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/cetin-ailesinin-mutlu-gunu-131248-20260626.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/cetin-ailesinin-mutlu-gunu-131248-20260626.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/cetin-ailesinin-mutlu-gunu-131248-20260626.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çorlu'da  "Yoga Günü" Coşkusu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-corluda-yoga-gunu-coskusu-10443.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-corluda-yoga-gunu-coskusu-10443.html</link>
                    <description><![CDATA[Çorlu Belediyesi ve Hindistan İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle “21 Haziran Uluslararası Yoga Günü” kapsamında düzenlenen yoga etkinliği, Yenice Sahili’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt’un da katıldığı etkinlikte, Marmara Denizi manzarası eşliğinde katılımcılar sağlıklı yaşam ve zihinsel iyilik için bir araya geldi.

İnsanı ve sağlıklı yaşamı odağa alan etkinliklerine bir yenisini daha ekleyen Çorlu Belediyesi dünya genelinde her yıl büyük bir ilgiyle kutlanan Uluslararası Yoga Günü`nü Çorlu’da doğanın ve denizin buluşma noktası olan Yenice Sahili’nde özel bir programla taçlandırıldı. Hindistan İstanbul Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla düzenlenen etkinlikte, yoga meraklıları ve çok sayıda vatandaş minderlerini kumun üzerine sererek doğanın ritmine eşlik etti.

Uluslararası Düzeyde Katılım

Etkinliğe Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt`un yanı sıra Hindistan İstanbul Başkonsolosluğu Ticaret Konsolosu ve Başkâtip Moin Akhtar, resmi personel Naveen Chandra Joshi ve idari personel Mert Erdoğan da katılarak bu anlamlı günde Çorlulular ile bir araya geldiler. Deneyimli eğitmen Gamze Yaman liderliğinde gerçekleştirilen yoga seansında, katılımcılar doğru nefes tekniklerini, esnemeyi ve zihinsel dinginliğe ulaşmanın yollarını açık havada deneyimleme fırsatı buldu.

“Sağlıklı Yaşamın ve Zihinsel İyiliğin Önemini Birlikte Deneyimledik”

Yenice Sahili’ndeki huzur dolu buluşmanın ardından bir açıklama yapan Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, kültürlerin buluştuğu bu tür etkinliklerin kent yaşamına büyük bir zenginlik kattığını belirterek, “Uluslararası Yoga Günü kapsamında Yenice Sahili’mizde düzenlediğimiz yoga etkinliğinde çok kıymetli hemşehrilerimizle bir araya geldik. Marmara Denizi’mizin güzel manzarası ve huzurlu atmosferi eşliğinde gerçekleştirdiğimiz bu etkinlikte; sağlıklı yaşamın, hareket etmenin ve her şeyden önemlisi zihinsel iyiliğin hayatımızdaki değerini hep birlikte deneyimledik.”

“Kentimizde bu güzel ve anlamlı organizasyonu hayata geçirmemizde bizlerle kıymetli bir iş birliği yapan Hindistan İstanbul Başkonsolosluğu’na, etkinliğimize katılarak bizleri onurlandıran Ticaret Konsolosu ve Başkâtip Sayın Moin Akhtar’a, Resmi Personel Sayın Naveen Chandra Joshi’ye, İdari Personel Sayın Mert Erdoğan`a, bizlere profesyonelce rehberlik eden değerli eğitmenimiz Gamze Yaman’a ve sahilimizi doldurarak bu güzel enerjiye ortak olan tüm hemşehrilerimize yürekten teşekkür ediyoruz.” dedi.

Günün erken saatlerinde başlayıp pozitif enerjinin zirveye ulaştığı etkinlik, katılımcıların deniz manzarası eşliğinde ettiği sohbetler ve çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi. Çorlu Belediyesi, kent sakinlerinin fiziksel ve ruhsal sağlığını destekleyen açık hava etkinliklerini sürdürmeye devam edecek.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Çorlu'da  "Yoga Günü" Coşkusu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/corluda-yoga-gunu-coskusu-173439-20260625.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/corluda-yoga-gunu-coskusu-173439-20260625.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/corluda-yoga-gunu-coskusu-173439-20260625.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sarıkurt “Yaşayan Çınarlar” ile buluştu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sarikurt-yasayan-cinarlar-ile-bulustu-10399.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sarikurt-yasayan-cinarlar-ile-bulustu-10399.html</link>
                    <description><![CDATA[Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Babalar Günü vesilesiyle Yaşayan Çınarlar Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen özel programda kentin asırlık çınarlarıyla buluştu. Oldukça sıcak ve samimi bir atmosferde geçen etkinlikte Başkan Sarıkurt, ulu çınarların Babalar Günü'nü kutlayarak onlarla uzun uzun sohbet etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 -&nbsp;Çorlu Belediyesi, hayat tecrübeleriyle topluma ve geleceğe ışık tutan kıymetli büyükleri bu anlamlı günde de yalnız bırakmadı. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen ve ulu çınarların keyifle vakit geçirdiği Yaşayan Çınarlarımız Sosyal Tesisleri, bu kez çok özel bir Babalar Günü kutlamasına ev sahipliği yaptı. Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt'un katılımıyla düzenlenen sürpriz programda, tesisten faydalanan kıymetli büyükler için pasta kesildi ve karanfiller takdim edildi.

Sıcacık Bir Gönül Köprüsü

Programda, ulu çınarlarla tek tek ilgilenen Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, büyüklerin hayat tecrübelerini ve anılarını dinledi. Şehrin dünü, bugünü ve yarını üzerine yapılan samimi sohbetler, tesiste duygu dolu ve neşeli anların bir arada yaşanmasını sağladı.

Buluşmanın ardından anlamlı bir mesaj yayınlayan Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, babaların aile ve toplum hayatındaki birleştirici rolüne vurgu yaparak, “Yaşayan Çınarlarımız Sosyal Tesislerimizde, tecrübeleriyle her zaman yolumuzu aydınlatan kıymetli büyüklerimizle Babalar Günü vesilesiyle düzenlenen bu özel programda bir araya gelmekten büyük bir onur ve mutluluk duydum.

Bizlere sevgiyi, fedakârlığı, karşılıksız emeği ve her koşulda dik durmayı öğreten, gölgesinde huzur bulduğumuz tüm büyüklerimizin Babalar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sarıkurt “Yaşayan Çınarlar” ile buluştu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 19:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/sarikurt-yasayan-cinarlar-ile-bulustu-224757-20260623.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/sarikurt-yasayan-cinarlar-ile-bulustu-224757-20260623.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/sarikurt-yasayan-cinarlar-ile-bulustu-224757-20260623.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ömer Şakar’ın kızı Beste nişanlandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-omer-sakarin-kizi-beste-nisanlandi-10327.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-omer-sakarin-kizi-beste-nisanlandi-10327.html</link>
                    <description><![CDATA[Eski Ulaş Belediye Başkanı Ömer Şakar’ın kızı Beste Şakar ile Oğuz Eskihellaç nişanlandı. Çok sayıda katılımın olduğu nişan merasiminde, çiftin yüzüklerini Tekirdağ Milletvekili Gökhan Diktaş taktı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İZZET MEDE – Ulaş’ın ilk belediye başkanı olan ve üç dönem arka arkaya Ulaş Belediye Başkanı seçilen Ömer Şakar’ın kızı Beste Şakar ile Oğuz Eskihallaç hafta sonu düzenlenen bir merasimle nişanlandılar. Nişan yüzüklerini AK Parti Tekirdağ Milletvekili Gökhan Diktaş taktı. Nişan merasimine katılım çok olunca adeta düğün havasında geçti.

Diana Kır Bahçesi’nde yapılan nişan merasimine Beste Şakar’ın annesi Aysel Şakar, babası Ömer Şakar, Oğuz Eskihellaç’ın annesi Neşe Eskihellaç, babası Davut Eskihellaç, eski Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, Beste Şakar’ın halası gazeteci Fatma Serpil Şakar, Çorlulu iş insanı Mehmet Diktaş, AK Parti Çorlu İlçe Başkanı Ali İhsan Şahpaz, AK Parti Çorlu Kadın Kolları Başkanı Neriman Çivici ile çok sayıda davetli katıldı.

Evlilik yolunda ilk adımlarını atan Beste ve Oğuz çiftinin nişan yüzüklerini takan AK Parti Tekirdağ Milletvekili Gökhan Diktaş yaptığı konuşmada, “Baba dostu çok kıymetli büyüğüm Ömer ŞAKAR ve değerli eşi Aysel Hanımın kızı Beste kardeşim ile ESKİHELLAÇ Ailesinin evlatları Oğuz’un nişan merasimlerine katılarak ailelerinin bu mutlu günlerine ortak olduk.

Genç çiftimizin nişan yüzüklerini takarak çıktıkları bu güzel yolculuğun; sevgi, saygı, huzur ve bereket içerisinde bir ömür boyu devam etmesini temenni ediyorum.

Şakar ve Eskihellaç ailelerimizi tebrik ediyor, Beste ve Oğuz kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan iki cihan saadeti diliyorum. Rabbim birliklerini daim, muhabbetlerini baki eylesin.” dedi.

&nbsp;

Endüstri mühendisi olan Beste Şakar’ın nişanlısı Oğuz Eskihellaç çocuk psikyatri uzmanlığı alanında ihtisas yapıyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Ömer Şakar’ın kızı Beste nişanlandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 19:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/omer-sakarin-kizi-beste-nisanlandi-221135-20260619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/omer-sakarin-kizi-beste-nisanlandi-221135-20260619.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/omer-sakarin-kizi-beste-nisanlandi-221135-20260619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-evdeki-atiklar-topraga-can-oluyor-evlerdeki-organik-hazine-10178.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-evdeki-atiklar-topraga-can-oluyor-evlerdeki-organik-hazine-10178.html</link>
                    <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı kompost seferberliğiyle mutfak atıkları yeniden toprağa kazandırılıyor. Dünya Çevre Günü etkinliğinde 7’den 70’e İzmirliler bokaşi yöntemiyle organik atıkları dönüştürmeyi uygulamalı öğrendi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sürdürülebilir atık yönetimi vizyonuyla hayata geçirilen “Dönüşüme Evde Başla” projesi kapsamındaki bokaşi (bokashi) kompost uygulaması, farklı etkinliklerle İzmirlilere anlatılarak farkındalık oluşturuluyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kompost Üretimi ve Geri Kazanım Şube Müdürlüğü tarafından, Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında “Dönüşüme Evde Başla: Kompost, Tarım ve Gelecek” temalı etkinlik düzenlendi. İzmirlilerin dönüşüm sürecine yaşamın her alanında dahil olmaları için hayata geçirilen etkinliklerde 7’den 70’e her kuşağa uygulamalı eğitimler verildi.

&nbsp;

EVLERDEKİ ORGANİK HAZİNE

Karşıyaka Bostanlı Pazar Yeri’nde düzenlenen etkinlikte Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ev tipi kompost çalışmaları, organik pazar atıklarının geri kazanımına yönelik uygulamalar ve planlanan kompost tesisi hakkında bilgi verdi. Etkinlik kapsamında ziraat mühendisi Aylin Işık moderatörlüğünde panel gerçekleştirildi. İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Dr. Nurdan Zincircioğlu, ziraat mühendisi Mehmet Pakkaner ve gönüllü katılımcı Ayşe Özer konuşmacı olarak evlerdeki organik hazinelere ve dönüşüme dikkat çekti. Organik atıkların geri kazanımı, kompost uygulamaları ve sürdürülebilir atık yönetimine yönelik çalışmalar anlatıldı. Kompost uygulamalarının toprak verimliliğinin artırılması, su tutma kapasitesinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir tarımsal üretimin desteklenmesindeki önemi aktarıldı.

&nbsp;

Etkinlik kapsamında çocuklara yönelik kompost atölyeleri ve bitki dikim çalışmaları da yapıldı. Minikler, organik atıkların toplanmasından kompostun toprağa dönüşmesine kadar tüm süreci uygulamalı olarak deneyimledi.

Pazar yerinin peyzaj alanında, fermantasyon sürecini tamamlayan bokaşi kompostunun temsili uygulaması gerçekleştirildi. Bu çalışma ile organik atıkların yeniden toprağa kazandırılması ve kentsel yeşil alanların iyileştirilmesine katkı sağlanması hedeflendi.

&nbsp;

Etkinlik boyunca katılımcılara, organik atıkların kaynağında ayrıştırılmasının çevresel ve tarımsal faydaları da anlatıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:32:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10062026141732_5e798346746903f3b6b35be3f7db6407.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10062026141732_5e798346746903f3b6b35be3f7db6407.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10062026141732_5e798346746903f3b6b35be3f7db6407.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sokak hayvanları sorununda son durum]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sokak-hayvanlari-sorununda-son-durum-10118.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sokak-hayvanlari-sorununda-son-durum-10118.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de yaklaşık 4 milyon sahipsiz köpek bulunduğu tahmin edilirken, mevcut barınak kapasitesinin bunun çok altında kalması sokak hayvanları sorununu yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Uzmanlar, yalnızca toplama politikalarının değil; kısırlaştırma, sahiplendirme, kayıt sistemi ve yerel yönetimlerin koordineli çalışmasının kalıcı çözüm için şart olduğunu vurguluyor.

Sokak hayvanları konusu, son yıllarda hem Türkiye'nin hem de dünyanın birçok ülkesinin önemli sosyal ve yönetsel sorunlarından biri haline geldi. Bir yanda hayvanların yaşam hakkı ve refahı, diğer yanda ise halk sağlığı ve kamu güvenliği kaygıları bulunuyor. Özellikle artan sahipsiz köpek popülasyonu nedeniyle birçok ülkede yeni politikalar ve yasal düzenlemeler gündeme gelirken, çözüm yöntemleri konusunda tartışmalar da sürüyor.

Türkiye'de 2024 yılında yapılan yasal değişikliklerin ardından sokak hayvanlarının toplanarak bakımevlerine alınması ve sahiplendirilmesi yönündeki uygulamalar hız kazandı. Ancak uygulamanın en büyük tartışma başlıklarından biri, mevcut barınak altyapısının yeterli olup olmadığı sorusu oldu. Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Yaşamdan Yana Derneği'nin 2025 yılında yayımladığı rapora göre, bilgi paylaşan 1111 belediyeden yalnızca 273'ünün hayvan barınağı bulunuyor. Raporda Türkiye genelindeki toplam barınak kapasitesinin yaklaşık 89 bin 451 olduğu belirtilirken, sahipsiz köpek sayısının ise yaklaşık 4 milyon olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, mevcut kapasitenin ihtiyaçların oldukça gerisinde kaldığını ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre sokak hayvanları sorununun kalıcı çözümü yalnızca hayvanların toplanmasıyla mümkün görünmüyor. Dünya genelinde başarılı örnekler incelendiğinde, kısırlaştırma, aşılama, dijital kimliklendirme, kayıt sistemi, sahiplendirme kampanyaları ve toplum farkındalığını artıran eğitim çalışmalarının birlikte yürütüldüğü görülüyor. Özellikle Hollanda ve bazı Avrupa ülkelerinde yıllar boyunca sürdürülen yoğun kısırlaştırma programları ve sıkı kayıt sistemleri sayesinde sahipsiz hayvan sayısında ciddi düşüşler sağlandı. Uzmanlar, plansız üremenin kontrol altına alınmasının sorunun temel çözüm anahtarı olduğunu belirtiyor.

Türkiye'de belediyelere düşen sorumluluklar ise son dönemde daha da arttı. Yürürlükteki düzenlemeler kapsamında yerel yönetimler sahipsiz hayvanların toplanması, bakım ve tedavilerinin yapılması, rehabilitasyon süreçlerinin yürütülmesi, barınakların işletilmesi ve sahiplendirme çalışmalarının gerçekleştirilmesinden sorumlu tutuluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2025 yılında gönderilen talimatlarda belediyelerin sokak hayvanlarını toplama yükümlülüklerini geciktiremeyeceği vurgulanırken, yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediyelere hayvan başına idari yaptırımlar uygulanabileceği bildirildi.

İnsan-hayvan dengesinin nasıl kurulacağı ise tartışmaların merkezinde yer alıyor. Bir tarafta sokak hayvanlarının korunmasını savunan hayvan hakları örgütleri bulunurken, diğer tarafta özellikle saldırı vakaları ve trafik kazaları nedeniyle güvenlik endişelerini dile getiren vatandaşlar yer alıyor. Uzmanlar, bu iki yaklaşımın birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu belirtiyor. Hayvanların yaşam hakkının korunması ile vatandaşların güvenliğinin sağlanmasının aynı anda mümkün olduğu, bunun için de bilimsel yöntemlere dayalı uzun vadeli politikaların uygulanması gerektiği ifade ediliyor.

Uygulanan politikaların yeterli olup olmadığı konusunda ise görüş ayrılıkları sürüyor. Hükümet yetkilileri yeni düzenlemelerin sahipsiz hayvan popülasyonunu kontrol altına almak için gerekli olduğunu savunurken, birçok hayvan hakları kuruluşu mevcut barınak kapasitesinin yetersizliği nedeniyle uygulamaların hayvan refahı açısından ciddi riskler taşıdığı görüşünde. Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde de Türkiye'deki mevcut barınak kapasitesinin milyonlarca sahipsiz hayvan için yeterli olmadığına dikkat çekiliyor.

Dünya genelindeki örnekler, tek başına toplama veya barınak politikalarının kalıcı çözüm üretmekte zorlandığını gösteriyor. Uzmanlar; etkin kısırlaştırma programları, güçlü denetim mekanizmaları, sorumlu hayvan sahipliği kültürü, terk edilen hayvanlara yönelik caydırıcı yaptırımlar ve yerel yönetimlerin yeterli bütçeyle desteklenmesinin uzun vadede daha başarılı sonuçlar verdiğini belirtiyor.

Sokak hayvanları meselesi, yalnızca hayvan hakları ya da güvenlik başlığı altında değerlendirilemeyecek kadar çok boyutlu bir sorun olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin önündeki en önemli sınav ise hem hayvanların yaşam hakkını koruyan hem de toplumun güvenlik beklentilerine cevap veren sürdürülebilir ve uygulanabilir bir model oluşturmak olarak görülüyor. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sokak hayvanları sorununda son durum - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/05062026173542_05085155b635e236ca1f686bb9d9bce5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/05062026173542_05085155b635e236ca1f686bb9d9bce5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/05062026173542_05085155b635e236ca1f686bb9d9bce5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İklim krizine karşı kaybedecek zamanımız yok]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-iklim-krizine-karsi-kaybedecek-zamanimiz-yok-10105.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-iklim-krizine-karsi-kaybedecek-zamanimiz-yok-10105.html</link>
                    <description><![CDATA[TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal adalet meselesi olduğunu belirterek acil ve kararlı adımlar atılması çağrısında bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yayımladığı basın açıklamasında, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini belirterek, doğanın korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda somut adımların gecikmeden atılması gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından bu yıl öne çıkarılan 'iklim için şimdi' çağrısına dikkat çekilen açıklamada, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı, aynı zamanda yaşam hakkını, üretimi ve toplumsal adaleti doğrudan etkileyen küresel bir mesele haline geldiği ifade edildi.

Açıklamada, iklim krizine en az katkı sunan toplum kesimlerinin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına işaret edilerek, kuraklık, sel ve aşırı hava olaylarının Şanlıurfa’da da tarımsal üretimi, doğal yaşamı ve yaşam alanlarını olumsuz etkilediği belirtildi.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ın değerlendirmelerine de yer verilen açıklamada, kömürden çıkışın iklim krizine karşı atılması gereken temel adımlardan biri olduğu ifade edildi. Ancak bu dönüşümün yalnızca enerji politikalarıyla sınırlı kalmaması, yerel halkın, üreticilerin ve çiftçilerin haklarını gözeten adil geçiş politikalarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı.

Doğal varlıkların korunmasının iklim mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, ormanlar, tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki baskının artmasının iklim krizine karşı dayanıklılığı azalttığı kaydedildi. Özellikle tarımsal üretimin merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da su kaynaklarının korunması ve tarım alanlarının sürdürülebilir yöntemlerle yönetilmesinin hayati önem taşıdığı belirtildi.

TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilcisi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen de yaptığı değerlendirmede, bölgede etkisini artıran kuraklık ve üretim kayıplarına karşı çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini ifade ederek, “TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği olarak, iklim krizinin bölgemizde oluşturduğu kuraklık ve tarımsal üretim kayıplarına karşı çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Su verimliliğini artıran modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve doğal varlıklarımızın korunması hem Şanlıurfa’nın hem de ülkemizin geleceği için hayati önemdedir.” dedi.

Açıklamanın sonunda, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede daha etkin politikalar geliştirmesi gerektiği belirtilerek, kömürden çıkış sürecinin hızlandırılması, adil geçiş uygulamalarının hayata geçirilmesi ve ormanlar, tarım alanları ile su varlıklarını koruyan politikaların güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

TEMA Vakfı Şanlıurfa İl Temsilciliği, “biliyorsun, sorumlusun” mesajıyla tüm kurumları ve vatandaşları iklim kriziyle mücadelede sorumluluk almaya davet etti. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İklim krizine karşı kaybedecek zamanımız yok - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04062026163945_3120bb7db0c7bb207e47b8ee7837ac63.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04062026163945_3120bb7db0c7bb207e47b8ee7837ac63.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04062026163945_3120bb7db0c7bb207e47b8ee7837ac63.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bilim İnsanı Prof. Dr. Akdiş: Modern yaşam, vücudun doğal savunmasını zayıflatıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-bilim-insani-prof-dr-akdis-modern-yasam-vucudun-dogal-savunmasini-zayiflatiyor-9997.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-bilim-insani-prof-dr-akdis-modern-yasam-vucudun-dogal-savunmasini-zayiflatiyor-9997.html</link>
                    <description><![CDATA[27’nci Ulusal İmmünoloji Kongresi’nde konuşan Bilim İnsanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş, hava kirliliği, kimyasallar, işlenmiş gıdalar ve temizlik ürünlerinin vücudun doğal koruma sistemini zayıflattığını, bunun da alerji, otoimmün ve kronik hastalıklarda artışa neden olabileceğini ifade etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Son yıllarda alerji, otoimmün hastalıklar ve kronik rahatsızlıklardaki artışa dikkat çekerken, dünyaca ünlü Bursalı bilim insanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş bu yükselişin vücudun doğal koruma sistemindeki bozulmadan kaynaklanabileceğini söyledi.

Türkiye İmmünoloji Derneği ile Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 27'nci Ulusal İmmünoloji Kongresine konuşmacı olarak katılan Davos’taki Swiss Institute of Allergy and Asthma Research (SIAF) direktörü ve Zürih Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Cezmi Akdiş, yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalıştığı ‘Epitel Bariyer Teorisi’ ile modern yaşamın beraberinde getirdiği kimyasalların ve çevresel etkilerin insan sağlığını derinden etkilediğini söyledi.

TÜBİTAK Bilim Özel Ödülü ile Dünya Allerji Organizasyonu Özel Ödülü alan, Harvard Üniversitesi de dahil 6 büyük üniversitede Onursal Profesör olan ve İsviçre Bilim Akademisi’nin Senato Üyeliği görevlerinde de bulunan Prof. Dr. Cezmi Akdiş’in geliştirdiği teoriye göre, astım, egzama, gıda alerjileri, bağırsak hastalıkları, bazı metabolik rahatsızlıklar ve otoimmün hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda kronik sağlık sorununun temelinde bu koruyucu bariyerlerdeki hasar bulunabiliyor. Dünya genelinde milyarlarca insanın bu süreçten etkilendiğine dikkat çekiliyor.

İnsan vücudunun cilt, bağırsak ve solunum yolları gibi bölgelerinde bulunan doğal koruyucu katmanların, dışarıdan gelen zararlı maddelere karşı bir kalkan görevi gördüğünü anlatan Dr. Akdiş, bu koruyucu yapı zarar gördüğünde pek çok sağlık sorununun kapısı aralanacağını belirtti.

"Modern yaşam vücudun doğal bariyerini zayıflatıyor"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akdiş, modern yaşamın görünmeyen etkilerine dikkat çekerek, "Vücudumuzun dış dünyayla temas eden yüzeylerinde çok güçlü bir koruma sistemi bulunuyor. Ancak hava kirliliği, yoğun kimyasal maruziyeti, işlenmiş gıdalar ve günlük yaşamda sık kullandığımız bazı temizlik ürünleri bu doğal bariyeri zamanla zayıflatabiliyor. Koruyucu yapı bozulduğunda, vücuda girmemesi gereken maddeler daha kolay içeri sızıyor ve bağışıklık sistemi sürekli alarm halinde kalabiliyor." dedi.

&nbsp;"Günlük hayatta farkında olmadan maruz kalıyoruz"

Son yıllarda yaşam biçiminin hızla değişmesiyle birlikte insan bedeninin yoğun bir kimyasal yük altında kaldığını ifade eden Akdiş, "Evde, işte ve sokakta birçok kimyasalın etkisi altındayız. Elbette tüm ürünler zararlıdır demek doğru olmaz ancak gereğinden fazla ve yoğun maruziyetin vücudun doğal savunma sistemini zorladığını görüyoruz. Özellikle son 50-60 yılda alerjik ve kronik hastalıklardaki artışın nedenlerini anlamaya çalışırken çevresel değişimleri göz ardı edemeyiz." şeklinde konuştu.

"Az kimyasal, daha doğal yaşam" önerisi

Açıklamalarında daha doğal ve sade bir yaşam yaklaşımının önemine dikkat çeken Akdiş, hastalıklardan korunmada günlük yaşam alışkanlıklarının önem taşıdığını belirterek, mümkün olduğunca az işlenmiş gıda tüketilmesi, evde yemek yapılması ve gereksiz kimyasal kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade etti. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Bilim İnsanı Prof. Dr. Akdiş: Modern yaşam, vücudun doğal savunmasını zayıflatıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/25052026145832_96d89c8584d87fee219f67d429c09ffd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/25052026145832_96d89c8584d87fee219f67d429c09ffd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/25052026145832_96d89c8584d87fee219f67d429c09ffd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Keşan Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi’nde muhteşem şenlik]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-kesan-yusuf-capraz-anadolu-lisesinde-muhtesem-senlik-9977.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-kesan-yusuf-capraz-anadolu-lisesinde-muhtesem-senlik-9977.html</link>
                    <description><![CDATA[Edirne'nin Keşan ilçesinde eğitim kurumlarının kültürel ve sanatsal faaliyetleri bahar döneminin coşkusuyla hız kesmeden devam ediyor. Öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra sosyal yeteneklerini de sergilediği etkinlik zincirine, ilçenin köklü eğitim kurumlarından biri daha eklenerek salonda unutulmaz anlar yaşattı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ .

Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) - Keşan Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi bünyesinde düzenlenen "Bahar Şenliği" programına Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral, ilçe milli eğitim şube müdürleri, öğretmenler ve öğrencilerin katılımıyla büyük bir coşkuya sahne oldu. Öğrencilerin sahnelediği tiyatro gösterisi ve müzik ziyafeti, izleyicilerden tam not aldı.

Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi, baharın gelişini sanat ve müzik dolu özel bir şenlik programıyla kutladı. Okulun Müzik Öğretmeni Çiğdem Saylam Kırcıoğlu’nun koordinatörlüğünde, öğretmen ve öğrencilerin haftalar süren titiz hazırlıkları sonucu ortaya çıkan organizasyon, okulun konferans salonunda icra edildi.

&nbsp;

SAHNE GENÇ YETENEKLERİN OLDU

İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlerinin de katılarak gençleri yalnız bırakmadığı şenlikte, okulun tiyatro kulübü öğrencileri tarafından büyük bir başarıyla sahnelenen oyun, salonu dolduran katılımcılar tarafından ilgi ve kahkahalarla takip edildi. Şenlik kapsamında ayrıca okulun Müzik Öğretmeni Çiğdem Saylam Kırcıoğlu şefliğinde sahne alan öğrenci korosu ve solistler ise, seslendirdikleri birbirinden güzel eserlerle dinleyicilere unutulmaz bir bahar konseri yaşattı.

Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi Konferans Salonu’nda düzenlenen bu anlamlı etkinlik sayesinde öğrenciler, ders stresinden uzaklaşarak yeteneklerini sahne önünde sergileme ve özgüven tazeleme fırsatı buldu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Keşan Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi’nde muhteşem şenlik - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:43:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/22052026153756_0805a8f11c95091e98d9198b979bb59d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/22052026153756_0805a8f11c95091e98d9198b979bb59d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/22052026153756_0805a8f11c95091e98d9198b979bb59d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-9890.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-9890.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yer!

Ailenin neden önemli olduğunu açıklayan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yerdir. O yüzden bireyin yaşamında; kişilik gelişmesinde, özgüveninin gelişmesinde, iletişim tarzında, sorun çözme becerilerinde ailenin rolü çok büyüktür.” dedi.

Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte aile bağlarının oldukça zayıfladığını aktaran Demirsoy, “Toplumu sağlıklı bir toplum yapan, sağlıklı bireylerdir; sağlıklı birey de ancak sağlıklı aile ilişkilerinin içerisinde yetişebilir. Modern yaşamda aileler artık daha az iletişim kuruyor.” şeklinde konuştu.

Birey ve aile birbirini karşılıklı etkiliyor!&nbsp;

Aile günü gibi özel günlerin sembolik hatırlama açısından önemli olduğunu ancak sadece bir gün hatırlamamak gerektiğini dile getiren Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Tabii ki, sürekliliği olması önemli. Özellikle bizim gibi kurumların burada bir görevi var. Sağlıklı iletişim becerileri, sorun çözme yöntemleri öğrenilirse bu, aileyi dayanıklı ve güçlü kılacaktır.” dedi.

Her ailede sıkıntılar yaşandığına işaret eden Demirsoy, şöyle devam etti:

“İnsan hayatında, yaşamın akışı içerisinde inişler çıkışlar, zor zamanlar olur. Eğer bağlar güçlüyse, ilişkiler sağlıklıysa bu zor zamanlara karşı dayanıklı olunur. Klinik ortamda bize insanlar sıkıntıyla, sorunla geliyorlar ama önemli olan bu sorunlar ortaya çıkmadan önce yapılacaklardır. İşte orada bağları güçlendirmek, aile içi iletişimin artması, aileyi zor zamanlara karşı dayanıklı ve güçlü kılacaktır. Bireyde bir sıkıntı olduğu zaman bu aileyi etkiliyor; aile içi etkileşimlerde sorun olduğu zaman da bireyi etkiliyor. İki taraflı bir etkileşim var.”

Aile içinde nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart!

Ailedeki bağı güçlendirmek için birlikte zaman geçirmenin çok önemli olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ailenin ritüelleri çok değerlidir. Özel günler, bayramlar, kandiller; bunlar bizim toplumumuzda aile bağlarını ve kişiler arası ilişkileri güçlendiren sosyal destek sistemleridir. Bunlar günümüzde biraz zayıflamaya başladı. Komşuluk ilişkileri bile zayıfladı. İnsan sosyal bir canlıdır. İnsanın iyilik halini; yakın ve doyurucu sosyal ilişkilerinin çokluğu belirliyor.” dedi.

Birlikte yemek yeme, ailece belli zamanlarda bir araya gelme gibi ritüelleri kaybetmemek gerektiğini aktaran Demirsoy, “Nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart. O sırada birbirini dinlemek çok önemli. İletişim diyoruz ama iletişimde en önemli unsur konuşmaktan da önce dinlemek. Karşısındakini dinlemek, anlayabilmek... İnsan anlaşıldığını hissettiği zaman karşısındakine kendini yakın ve bağlı hisseder. Bu insanın bir ihtiyacıdır. Eğer aile içi ilişkiler sağlıklıysa, kişi kendini gerçekleştirebiliyorsa, işitildiğini ve anlaşıldığını hissediyorsa o aile bağları güçlüdür ve zorluklara karşı dayanıklıdır. Böyle ailelerin çok olduğu bir toplum da güçlü olur.” açıklamasını yaptı.

İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar!

Aileyi oluşturan çekirdeğin evlilik ilişkisi olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Eş ilişkisinde de kadının ve erkeğin nasıl bir geçmişi olduğu, kendi köken ailelerinden ne aldıkları çok önemlidir. İçinde yetişilen aile kişiliği belirliyor; ne tarz ilişkiler kuracağını, nasıl bir romantik bağlanma yaşayacağını, nasıl bir evlilik yürüteceğini belirliyor.” dedi.

Neden bazı ailelerde bu bağlar zayıf olduğuna değinen Demirsoy, “Biraz ‘bireyselliğin’ bir değer olarak sunulduğu bir dönemdeyiz. Kişiler arası ilişkiler, aile bağlarının güçlü olması, birbirine karşı hoşgörü ve yerine göre önceliği diğerine verebilmek gibi özellikleri gerektiriyor. Ama ‘ben önemliyim, öncelik benim’ dendiği zaman bu, ilişkileri yaralayan bir şeye dönüşüyor. İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar.” ifadelerini kullandı.

Anne-babanın çocuklara doğru rol model olması gerekiyor!&nbsp;

Teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmenin de aile kavramı üzerinde etkileri olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Çocuklar kendi odasında bilgisayarla, anne-baba elinde telefonla... Ailelerde bu örüntüyü çok görüyoruz. Aileler bunu ne zaman sorun ediyor? Çocuk ders çalışmıyorsa veya sorumluluklarını aksatıyorsa. Halbuki çocuk model alarak öğrenir. Anne-baba kendisi televizyon karşısında veya sosyal medyada zaman geçiriyorsa, çocuğa ‘bunu yapma’ demenin hiçbir anlamı yok. Ne dediği değil, ne yaptığı önemlidir.” dedi.

Biz ailelere bu durumda ‘dijital detoks’ önerildiğini dile getiren Demirsoy, şunları söyledi:

“Doğru model oluşturmaları gerekiyor. Çocuk, anne-babasının ilişkisini model alacak; hayattaki diğer insanlarla, nesnelerle ve sorumluluklarla olan ilişkisini onlara bakarak kuracaktır. Eğer aile içinde samimi, sıcak bir hava varsa, ilişkiler yakınsa o çocuk da dünyaya o şekilde yönelir. Haz odaklı olmamayı, bazı yaşam hedeflerine ulaşmak için öncelikleri doğru sıralamayı öğrenir. Bu tamamen anne-babanın kendisinde bunları geliştirmiş olmasına bağlı.

Aile kavramı sadece kan bağıyla sınırlı değil tabii ki. Toplumumuzda büyük aile, akrabalar ve hatta komşuluk birer sosyal destek sistemidir. Bazen hastalık, iş temposu gibi nedenlerle anne-babanın yetişemediği durumlarda, diğer sosyal destek sistemleri devreye girdiğinde dayanıklılık artar.”

Aile bağlarını güçlendirmek için 3 öneri!&nbsp;

Aile bağlarını güçlendirmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı.

“İletişim ve etkileşim önemli. Aile sadece aynı evin içinde yaşayan insanlar topluluğu değildir; gerçek bir etkileşim gerekir. Birbirini dinlemek, ‘yanındayım’ mesajını verebilmek ve hissettirebilmek çok önemlidir. Anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanabilir, hiçbir sorun çözümsüz değildir. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı olmak gerekir. Hayatın getirdiği zorluklar aslında daha iyi şeyleri geliştirme fırsatıdır. Bu bakış açısıyla zorluklardan nasıl güçlü çıkabiliriz, buna bakılmalı.”

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/14052026170651_db346a8407bac7b4c6f1627820082a85.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/14052026170651_db346a8407bac7b4c6f1627820082a85.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/14052026170651_db346a8407bac7b4c6f1627820082a85.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Evlilik kredisinde hibe kararı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-evlilik-kredisinde-hibe-karari-9761.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-evlilik-kredisinde-hibe-karari-9761.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Gençlik Fonu üzerinden sağlanan evlilik kredilerinde kapsamlı bir iyileştirmeye gidildiğini açıkladı. 200 ila 250 bin TL arasında sağlanan finansal desteğe ek olarak, geri ödeme süresinde çocuk sahibi olan çiftlerin 12 taksitinin silinmesi kararı alındığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci çocuk sahibi olunması durumunda ise kalan borcun tamamının hibe edileceğini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Kabine Toplantısı’nın ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Gençlik Fonu üzerinden sağlanan evlilik kredisinden faydalanan vatandaşlara yönelik bir müjdeyi açıkladı.

200 ila 250 bin TL arasında sağlanan finansal desteğe ek olarak, geri ödeme süresinde çocuk sahibi olan çiftlerin 12 taksitinin silinmesi kararı alındığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci çocuk sahibi olunması durumunda ise kalan borcun tamamının hibe edileceğini müjdeledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından konuya ilişkin bölüm şu şekilde: “Aile ve Gençlik Fonu’yla yuva kurmak isteyen gençlerimizi 200 ila 250 bin TL arasında bir rakamla destekliyoruz. Kredilerden faydalanan ve vade döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağlamıştık. Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz. Genç çiftlerimize hayırlı olsun diliyorum”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Evlilik kredisinde hibe kararı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04052026223833_dc99a9d2420c96021cdc523e61bfb6ab.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04052026223833_dc99a9d2420c96021cdc523e61bfb6ab.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/04052026223833_dc99a9d2420c96021cdc523e61bfb6ab.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tarım ilaçları kanser riskini artırıyor ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-tarim-ilaclari-kanser-riskini-artiriyor-9697.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-tarim-ilaclari-kanser-riskini-artiriyor-9697.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni araştırmaya göre çevrede bulunan tarım ilaçlarına maruz kalmak, bazı bölgelerde kanser riskini ortalama yüzde 150 artırıyor. Bulgular özellikle kırsal topluluklar için ciddi uyarı niteliği taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ trakya 2000 - Fransa’daki Pasteur Enstitüsü, Toulouse Üniversitesi ve uluslararası kurumların iş birliğiyle yürütülen çalışmada, yüksek düzeyde pestisit maruziyetinin kanser görülme ihtimalini ciddi şekilde artırdığı belirtildi. Araştırmada insanların günlük yaşamda tek bir değil, aynı anda ortalama 12 farklı pestisite maruz kaldığı vurgulandı.

Bilim insanları, kimyasal karışımların tek tek maddelerden daha güçlü etki gösterebileceğini ifade etti. Pestisit yayılım haritaları 150 binden fazla kanser vakasıyla karşılaştırıldı ve yoğun bölgelerde riskin yüzde 150 daha fazla olduğu tespit edildi.

Araştırmacı Jorge Honles, “Pestisitlerin çevrede nasıl yayıldığını modelleyerek en yüksek riskli bölgeleri belirledik.” dedi. Çalışmada pestisitlerin vücutta erken ve sessiz değişimlere yol açabileceği, özellikle karaciğer hücrelerinin normal işleyişini bozabileceği belirtildi.

Uzmanlara göre enfeksiyonlar ve çevresel stres faktörleriyle birleşen bu süreç, kanser gelişimini kolaylaştırabiliyor. Bulgular, kırsal bölgelerde yaşayan toplulukların korunması için tarım ilaçlarının kullanımına yönelik daha sıkı düzenlemelerin gerekliliğine işaret ediyor. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Tarım ilaçları kanser riskini artırıyor  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/27042026234757_7a15b8f6d02d64234970329219433633.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/27042026234757_7a15b8f6d02d64234970329219433633.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/27042026234757_7a15b8f6d02d64234970329219433633.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İlk yurt dışı seyahati için rehber... Vizesiz rotalar, Schengen ve tur seçenekleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-ilk-yurt-disi-seyahati-icin-rehber-vizesiz-rotalar-schengen-ve-tur-secenekleri-9602.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-ilk-yurt-disi-seyahati-icin-rehber-vizesiz-rotalar-schengen-ve-tur-secenekleri-9602.html</link>
                    <description><![CDATA[Pasaportunu alan ve ilk kez yurt dışına çıkacak gezginler için vizesiz ülkelerden Schengen rotalarına, Balkan turlarından güvenli seyahat ipuçlarına kadar kapsamlı seçenekler öne çıkıyor. Nereye gideceğine ve nasıl planlayacağına henüz karar veremediysen bu haber tam sana göre.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - İlk yurt dışı seyahatini planlayanlar için vizesiz girişten Schengen ülkelerine uzanan geniş bir rota alternatifi bulunuyor. Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi destinasyonlar yalnızca kimlik veya pasaportla ziyaret edilebiliyor. Kıbrıs’a girişte ayrıca yurt dışı çıkış harcı da talep edilmiyor.

Balkan ülkeleri ise vizesiz seyahat imkânı ve kültürel yakınlık nedeniyle öne çıkan rotalar arasında yer alıyor. Kosova, Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Sırbistan gibi ülkeleri kapsayan turların yanı sıra tek programda birden fazla ülkeyi içeren paketler de sunuluyor.

Tiran, Üsküp, Ohrid ve Priştine gibi şehirler bu rotaların en çok ziyaret edilen durakları arasında bulunuyor.

Avrupa’nın büyük bölümünü kapsayan Schengen bölgesine giriş için ise vize gerekiyor. 29 ülkeyi kapsayan Schengen için seyahat tarihinden aylar önce randevu alınması gerekirken, yeni uygulamalar kapsamında sınır geçişlerinde biyometrik veri kontrollerinin de devreye girmesi bekleniyor.

Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ülkeler Schengen bölgesinde en çok tercih edilen destinasyonlar arasında yer alırken, Yunanistan’ın bazı adalarında uygulanan kapıda vize kolaylığı da özellikle kruvaziyer turlarıyla ilk yurt dışı deneyimini yaşamak isteyenler için alternatif oluşturuyor.

Seyahat planlamasında güvenlik ve organizasyon da öne çıkan başlıklar arasında.

Paket turlar, uçak bileti ve konaklama dahil seçeneklerle planlama kolaylığı sunarken, dijital seyahat asistanları ve karşılaştırma araçları da tatilcilerin rota seçimlerini kolaylaştırıyor.

&nbsp;

İŞTE SEYAHATİNİ KOLAYLAŞTIRACAK İPUÇLARI

Pasaport, kimlik, bilet gibi önemli evrakların mutlaka dijital kopyasını sakla. Pasaportunun uzun süreli olması seni seyahatlere her an hazır duruma getirir ve uzun süreli vize almanı destekler. Kredi kartı geçmeyen yerlere rastlayabilirsin. Gideceğin ülkenin yerel para biriminden bir miktar nakit bulundurmak her zaman güvenli bir yoldur. Cep telefonu hattının yurt dışına açık olduğundan emin ol. (Tatilsepeti yurt dışı turlarında e-sim hediyesi sunuluyor) Tur rotasındaki serbest zamanlarda ne yapacağını önceden planla. Gitmek istediğin müze ya da turistik bir sokak, turuna dahil değilse dijital haritalardan hazırlığını yapıp notlarını planlayabilirsin, hatta önemli bölgeleri işaretleyip offline olarak indirebilirsin. Avrupa ülkelerinde pazar günü neredeyse tüm marketler kapalı olur. Alışveriş planın varsa bunu göz önünde bulundurabilirsin. Birçok ülkede pazartesi günü müzeler kapalı. Gitmek istediğin ülkenin planladığın tarihlerde milli bayram, tatil gibi tarihlerine önceden göz gezdirmek tatil anında sana zaman kazandırabilir. Her ülkenin elektrik aksamları farklı olabiliyor. Gideceğin ülkenin prizine göre adaptör edinmek kolaylık olabilir. Seyahatten önce uçuş için check-in yaptırdığından emin ol. Yurt dışı çıkış harcını online olarak ödemeyi unutma. Özel dönemlerde havalimanları, limanlar yoğun olabilir, geç kalmamak için erken gitmeye özen göster. Seyahate çıkmadan önce gidilecek destinasyonun kültürel dinamiklerini araştırmak, deneyimi çok daha anlamlı kılıyor. Sosyal alışkanlıkları, toplu taşıma kuralları ve günlük yaşam pratikleri ülkeden ülkeye farklılık gösterebiliyor. Küçük bir ön araştırma, seyahatini çok daha keyifli hale getirebilir; şimdiden iyi seyahatler…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[İlk yurt dışı seyahati için rehber... Vizesiz rotalar, Schengen ve tur seçenekleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:02:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/19042026175523_c588d49408576e6443f07a7052d48d71.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/19042026175523_c588d49408576e6443f07a7052d48d71.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/19042026175523_c588d49408576e6443f07a7052d48d71.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Evli olanlarda kanser riski daha düşük]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-evli-olanlarda-kanser-riski-daha-dusuk-9517.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-evli-olanlarda-kanser-riski-daha-dusuk-9517.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD’de yapılan yeni bir araştırma, evli olan ya da geçmişte evlenmiş bireylerin, hiç evlenmemiş kişilere kıyasla genel olarak kanser geliştirme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Miami Üniversitesi Miller Tıp Fakültesi’ne bağlı Sylvester Comprehensive Cancer Center tarafından yürütülen çalışma, Cancer Research Communications dergisinde yayımlandı.

Araştırmanın yazarlarından kanser epidemiyoloğu Prof. Dr. Paulo Pinheiro, bulguların evlilik gibi sosyal faktörlerin toplum genelinde kanser riskinin önemli göstergeleri olabileceğine işaret ettiğini belirtti.

Araştırmacılar, bu sonucun evliliğin kanseri önlediği anlamına gelmediğini vurguladı. Sylvester merkezinden Prof. Dr. Frank Penedo ise evli olmayan bireylerin kanser risk faktörlerine daha fazla dikkat etmesi, gerekli taramaları yaptırması ve sağlık kontrollerini aksatmaması gerektiğini ifade etti.

Daha önceki çalışmalar, evliliğin kanserin erken teşhisi ve tedaviye uyum açısından avantaj sağladığını ortaya koymuştu. Ancak yeni araştırma, evliliğin kanserin ortaya çıkma olasılığı üzerindeki etkisini inceleyen ilk kapsamlı çalışma olma özelliği taşıyor.

Araştırma kapsamında 2015-2022 yılları arasında 12 eyalette 100 milyondan fazla kişiyi kapsayan veriler analiz edildi. Çalışmada 4 milyondan fazla kanser vakası incelendi.

Bulgulara göre hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser görülme oranı, evli veya daha önce evlenmiş bireylere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek. Özellikle bazı kanser türlerinde fark dikkat çekici düzeyde.

Hiç evlenmemiş erkeklerde anal kanser görülme oranı evli erkeklere göre yaklaşık 5 kat daha fazla 

Hiç evlenmemiş kadınlarda rahim ağzı kanseri riski evli veya daha önce evlenmiş kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha yüksek 

Araştırmacılar, bu farkın özellikle HPV enfeksiyonu, tarama alışkanlıkları ve yaşam tarzı farklılıklarıyla ilişkili olabileceğini belirtti.

Genel tabloya bakıldığında, hiç evlenmemiş erkeklerin kanser geliştirme olasılığı evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 70 daha yüksek. Kadınlarda ise bu oran yüzde 85’e kadar çıkıyor.

Çalışmada ayrıca evlilik ile kanser arasındaki ilişkinin özellikle sigara, alkol ve enfeksiyonla bağlantılı kanserlerde daha güçlü olduğu görüldü. Buna karşılık meme, tiroit ve prostat gibi düzenli tarama programlarının bulunduğu kanserlerde farkın daha sınırlı olduğu tespit edildi.

Araştırmanın bazı sınırlılıkları bulunduğuna da dikkat çekildi. Daha sağlıklı yaşam tarzına sahip bireylerin evlenme olasılığının daha yüksek olabileceği belirtilirken, yine de özellikle 50 yaş üstü grupta evlilik ile düşük kanser riski arasındaki ilişkinin daha belirgin olduğu ifade edildi. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Evli olanlarda kanser riski daha düşük - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 12:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12042026175649_010e4029cbb20aa8a61c2ae205eaee4e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12042026175649_010e4029cbb20aa8a61c2ae205eaee4e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12042026175649_010e4029cbb20aa8a61c2ae205eaee4e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sokak çocukları sorununda çözüm bireysel değil, kamusal!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sokak-cocuklari-sorununda-cozum-bireysel-degil-kamusal-9482.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sokak-cocuklari-sorununda-cozum-bireysel-degil-kamusal-9482.html</link>
                    <description><![CDATA[12 Nisan Uluslararası Sokak Çocukları Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Abdullah Karatay, sokakta yaşayan çocuklara ilişkin verilerin gerçeği tam yansıtmadığını, sorunun temelinde yoksulluk ve yapısal eşitsizliklerin bulunduğunu vurguladı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Karatay, sokak çocuklarının çoğu zaman “görünmeyen grup” olarak kaldığını ifade ederek, “Bir ‘sosyal sorun olarak’ sokak çocukları sorununun ne nedeni ne de çözümü bizim sokakta onlara yardım etmemiz değildir. Kapsamlı kamusal politikalar çözüm için belirleyicidir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Karatay, 12 Nisan Uluslararası Sokak Çocukları Günü kapsamında sokakta yaşayan çocuklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sokakta yaşayan çocuklara ilişkin veriler gerçeği tam olarak yansıtmıyor

Prof. Dr. Abdullah Karatay, sokakta yaşayan çocuklara ilişkin verilerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, “Çünkü sokaktaki çocuklarla özel olarak ilgilenen ne uluslararası ne de ulusal düzeyde bir örgütlenme yok. Sayılar daha çok projeler bazlı ve belli bölgelerden alındığı için genelleştirilmesi doğru değil. Dönemsel olarak bu çocuklara karşı gelişen ilgiye paralel olarak kamuoyunda algı ve istatistikler de değişmektedir. Ama bilinen ve değişmeyen bir gerçek var ki erken sanayileşme döneminde beri bu olgu her zaman var olmuştur. Ancak toplumların ekonomik düzeyinin iyileşmesine bağlı olarak özellikle refah toplumlarında çok az görülürken; yoksul dünyada çok daha fazla karşımıza çıkmaktadır.” dedi.

Bu çocuklar görünmeyen bir grup

Sokakta yaşayan çocukların “görünmeyen grup” olarak tanımlanmasının nedenlerine de değinen Prof. Dr. Karatay, “Toplumun çok önemsediği, değer sıralamasında önde olan bir grup değil bu çocuklar. Daha çok ‘ötekimiz’ ve korku nesnelerimizdir. Bir de sorunun toplumsal boyutundan çok, çocukların bireysel özellikleri, sokaktaki görünürlüğü daha fazla ilgi çekiyor. ‘Görünmeyen grup’ olarak tanımlanan sokaktaki çocukların sokakta olma nedenleri, sorunun gerisindeki iten nedenler, içinde bulundukları aile hikayeleri, yoksulluk döngüsü ‘görünmüyor’ esas olarak. Biz sıradan insanlar olgunun gerisindeki bu yapısal mekanizmayı görmüyoruz. Sadece kirli ve tehlikeli imgeler olarak bazı çocukları görüyoruz ve çoğu kez dışlıyoruz, anlamak yerine suçluyoruz.” diye konuştu.

Yoksulluk temel belirleyici

İnsanların doğal yapılarından (yani annelerinden, kardeşlerinden, babalarından) kopmalarının alacakları en zor karar olduğuna işaret eden Prof. Dr. Karatay, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla çocukların anne, baba ve kardeşlerinden koparak bağımsız olarak sokakta yaşaması basit olarak tek nedene bağlı olarak anlaşılamaz. Çoklu nedenler ve onların tarihi, birikmişliği vardır; anlık, öfkeyle verilecek bir karar değil. Birçok nedeni olmakla birlikte temel nedenden söz edilebilir. Yoksulluk temel nedendir mesela; çünkü, yoksulluk birden fazla faktörü aynı anda etkiler (sağlık, eğitim, suç, evsizlik vb.), birden fazla mekanizma üzerinden etki üretir ve zaman içinde varlığını inatla sürdüren bir durumdur. &nbsp;Dolayısıyla bu çocuk grubunun içinde bulunduğu çoklu durumu ortaklaştıran temel mekanizma, çocuklar ve ailelerinin yoksulluk durumu ya da ‘düşük sosyo ekonomik statüsüdür’. O halde sadece bireylere ya da sadece ailelerin özelliklerine bakarak sokakta yaşayan çocuklar olgusunu açıklamak yanıltıcı olacaktır.”

İstismar riski yüksek!

Sokakta yaşayan çocukların her türlü istismara açık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Karatay, “Sokak çocuğu her tür korumadan uzaklaştırdığı için; çocuklar da her tür istismar riskinin içindedir. Cinsel istismar, şiddet, zorla çalıştırma, yasadışı işlere bulaştırılma ve madde kullanımı en önde gelen istismar riskleri olarak sayılabilir. Çocuk henüz ‘yetişkin’ statüsünde olmadığı için esas olarak mağdurdur. İşlediği cürümler ve işlemeye itildiği suçlar karşısında tam sorumluluğu yoktur; henüz gelişme ve dolayısıyla koruma ihtiyacı devam eden bir dönemde olduğu için her koşulda ‘sistem’ belli oranlarda sorumludur. Çocuk yetişkin oluncaya kadar içine girdiği olumsuz koşullar nedeniyle ‘sistem’ doğrudan ya da dolaylı sorumluluktan kaçamaz.” ifadesinde bulundu.

Bireysel yardımlar çözüm değil

Toplumun en büyük yanılgısının sorunu sadece çocuklar ve aileleriyle sınırlı görmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karatay, “Toplum olarak en büyük yanılgımız sokaktaki çocuklar sorununun ‘çocukların kendisi, ailesi ve sokakla’ sınırlı bir durum olduğunu düşünmemiz; gerisindeki mekanizmayı, sistemi görmememizdir. Bir ‘sosyal sorun olarak’ sokak çocukları sorununun ne nedeni ne de çözümü bizim sokakta onlara yardım etmemiz değildir. Sokaktaki insanlarla yardım ilişkimiz tamamen bireysel vicdani bir durumdur. Sorunu derinleştirecek kadar ya da yapısal durumu belirleyecek kadar büyük bir etkisi olmaz. Yardım etmek isteyen insanlar kendisi için risk yaratmadan bunu yapabilirler; ama bilmelidirler ki, sokaktaki birkaç çocuğa birkaç yardım bu sorunu çözmeyecektir. Bu sorunu biz hayırsever bireyler ne yarattık ne de çözebiliriz. Kamuyu sorumluluğuna çağırma, talep etme, kamuoyu oluşturma, kamu üzerinde baskı unsuru olma belki yaptığımız birkaç kuruşluk yardımdan çok daha etkili olacaktır.” dedi.

Prof. Dr. Karatay, sokak çocukları sorununun ancak kapsamlı ve kamusal politikalarla çözülebileceğinin altını çizdi.&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sokak çocukları sorununda çözüm bireysel değil, kamusal! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/09042026175831_2a32976bf8ccc2bda943252e8cc00253.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/09042026175831_2a32976bf8ccc2bda943252e8cc00253.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/09042026175831_2a32976bf8ccc2bda943252e8cc00253.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-9323.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-9323.html</link>
                    <description><![CDATA[Akıllı telefonlarda ve aksesuarlarda yapay zekâ kullanımı hızla artarken, bu dönüşüm mobil cihazların enerji tüketimini de yeniden gündeme taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz. &nbsp;Daha az yeriz, daha çok hareket ederiz ama tartı ibresinde bir değişim olmaz. Üstelik, bazen canımızı daha da sıkan bir şey olur; her zamankinden az yediğimiz halde kilo alırız.&nbsp;Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr.&nbsp;Adnan Batman,&nbsp;bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden biridir. Ancak, kilo alınmasının nedeni sadece beslenme hataları değildir.&nbsp;Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğu gibi etkenlere karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek her zaman çözüm olmayabilir” diyor.&nbsp;Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları&nbsp;Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman,&nbsp;ancak kilo artışının hormonal veya metabolik hastalıklardan da kaynaklanabildiğini vurgulayarak, “Özellikle kısa sürede ve karın çevresinde belirgin kilo artışı varsa, metabolik veya hormonal sebeplerin araştırılması son derece önemlidir” ifadelerini kullanıyor.&nbsp;Doç. Dr. Adnan Batman, &nbsp;az yemeye rağmen kilo artışına yol açabilen 10 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.&nbsp;

Hatalı diyetler

Az yenilmesine rağmen kilo alımının en önemli sebeplerinden biri, diyet sürecinde kalori hesabı yapılmamasıdır. Bu durum&nbsp;farkında olmadan ihtiyaçtan fazla enerji alınmasına yol açabiliyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak kilo alımını kolaylaştırıyor.&nbsp;

Yetersiz ve kalitesiz uyku

Yetersiz ve kalitesiz uyku, az beslenilmesine rağmen kilo artışının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Adnan&nbsp;Batman, beş saatin altında uyuyan kişilerde obezite riskinin yüzde 50 oranına kadar artabildiğine işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Gece geç uyumak melatonin ve kortizol dengesini bozar. Bu durum insülin duyarlılığını azaltır ve vücudu yağ depolamaya daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda kortizolün&nbsp;salınımını yükselterek karın çevresinde yağlanmayı artırır. &nbsp;Dolayısıyla melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatleri arasında uyku moduna geçilmesi son derece önemlidir.”

Kronik stres&nbsp;

Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman,&nbsp;&nbsp; stres hormonu kortizol yüksekliğinin özellikle karın bölgesinde yağ dokusunu artırdığını belirterek, “Karın bölgesi kortizole daha duyarlı olduğu için yağ yakımı burada daha fazla belirginleşmektedir” diyor.&nbsp;

Kas kütlesinde azalma

Kas kaybı 35 yaş sonrasında yavaş ama sürekli bir şekilde ilerliyor. Kas dokusunun metabolik olarak aktif olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adnan Batman, “Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı da düşmektedir. Bu durum, aynı miktarda beslenmeye devam edilse bile vücudun daha az enerji harcamasına ve zamanla yağ oranının artmasına neden olabilmektedir” bilgisini veriyor.&nbsp;

Hareketsiz yaşam

Sadece spor yapmak değil, gün içindeki toplam hareket miktarı da enerji harcamasını belirliyor. Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor. Düzenli günlük hareket, metabolizmanın daha aktif kalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.

Perimenopoz / Menopoz

Perimenopoz ve menopoz dönemlerinde östrojen seviyesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla az yenilse bile metabolizma daha yavaş çalıştığı için kilo alınabiliyor. Bu hormon değişimi vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolama eğilimini artırıyor.&nbsp;

Tiroit yetmezliği (Hipotiroidi)&nbsp;

Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde bazal enerji harcaması düşüyor ve sıvı tutulumu gelişebiliyor. Genellikle 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik, üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor.&nbsp;

Cushing sendromu&nbsp;

Cushing sendromu, vücudun uzun süre yüksek miktarda kortizol hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir hastalık. Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman, hızlı ve bölgesel kilo artışında Cushing sendromunun mutlaka akla gelmesi gerektiğine işaret ediyor.&nbsp;

İnsülin direnci&nbsp;

İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin salgılıyor. İnsülin, glikozu hücrelere taşıma ve fazla enerjiyi yağ olarak depolama sinyali veren bir hormon. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale geliyor ve yağ yakımı zorlaşabiliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde görülüyor.&nbsp;

Polikistik over sendromu

Polikistik over sendromu&nbsp;olan kadınlarda androjen artışı ile insülin direnci birlikte görülebiliyor. &nbsp;Bunun sonucunda az yenilmesine rağmen kilo artışı yaşanabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi sorunlar da gelişebiliyor.

-----------------------kutu bilgisi ----------

Kilo artışına karşı 5 etkili öneri!

Gerçek kalori alımınızı objektif olarak belirleyin.&nbsp; Uyku sürenizi 7–8 saate çıkarın. &nbsp;Haftada en az 3 gün direnç egzersizi yaparak, kas kütlenizi koruyun. Tiroit, insülin ve kortizol gibi temel hormon değerlendirmesi yaptırın.&nbsp; &nbsp;Kilonuzu ve bel çevrenizi düzenli olarak ölçün.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/26032026174504_880c0ff21c633c74c3efe3c37b272604.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/26032026174504_880c0ff21c633c74c3efe3c37b272604.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/26032026174504_880c0ff21c633c74c3efe3c37b272604.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beyin navigasyon gibi çalışıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-beyin-navigasyon-gibi-calisiyor-9294.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-beyin-navigasyon-gibi-calisiyor-9294.html</link>
                    <description><![CDATA[Almanya’nın Max Planck Institute for Human Cognitive and Brain Sciences bünyesinde görev yapan nörobilimci Prof. Dr. Christian Doeller, insan beyninin çalışma prensiplerini çözmek amacıyla dikkat çekici bir araştırma yürütüyor. Leipzig’de gerçekleştirilen çalışmalarda, gönüllü katılımcılar beyin tarayıcılarının içinde bilgisayar oyunları oynayarak inceleniyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Denekler, ellerindeki klavyeler aracılığıyla sanal bir şehirde yön bulma ve karar verme görevlerini yerine getiriyor. Araştırma sırasında eş zamanlı olarak beyin aktiviteleri ölçülerek, insan düşüncesini mümkün kılan temel kodlama prensipleri ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.

Deneyde katılımcılar, örneğin bir taksi şoförü rolüne girerek bir kişiyi A noktasından B noktasına ulaştırıyor. Bu süreçte beyin, adeta bir navigasyon sistemi gibi çalışıyor. Araştırma sonuçlarına göre, sanal şehirde en doğru ve en kısa rotaları bulan katılımcıların beyin aktiviteleri de en yüksek seviyede gözlemleniyor.

Prof. Dr. Doeller’a göre, beynin navigasyon sistemleri yalnızca yön bulma ile sınırlı değil; aynı zamanda hafıza, öğrenme ve bilgi organizasyonunda da kritik rol oynuyor. Bilgilerin zihinde mekânsal olarak düzenlenmesi örneğin benzer kavramların yakın, farklı olanların uzak konumlandırılması beynin bu sistemi nasıl kullandığını gösteriyor.

Bu yaklaşım, Niklas Luhmann’ın yıllar önce geliştirdiği ve yaklaşık 90 bin nottan oluşan arşiv sistemiyle de örtüşüyor. Luhmann’ın not kutusu, bugün hâlâ Bielefeld University’nde incelenmeye devam ediyor.

Doeller ve ekibi, 2010 yılında gerçekleştirdikleri önemli bir çalışmayla da bilim dünyasında ses getirdi. Daha önce yalnızca kemirgenlerde gözlemlenen “grid hücreleri”nin (ızgara hücreleri) insanlarda da bulunduğunu, Nature dergisinde yayımladıkları araştırmayla ortaya koydular. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanılarak yapılan bu çalışma, insanların mekânsal algıyı kemirgenlere oldukça benzer şekilde işlediğini gösterdi.

Günümüzde araştırmalar bir adım daha ileri taşınarak, fare ve sıçanlar da sanal gerçeklik ortamlarında test ediliyor. Araştırmacılar, bu navigasyon sisteminin yalnızca yön bulma değil; kavram öğrenme, karar verme ve yeni bilgi oluşturma gibi bilişsel süreçlerde de belirleyici olup olmadığını anlamaya çalışıyor.

Prof. Dr. Doeller ve ekibi, özellikle eylem kontrolü, karar alma ve kavramsal öğrenme gibi bilişsel işlevlerin bu sistemle ne ölçüde açıklanabileceğini araştırıyor. Bu kapsamda hem Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) hem de Manyetoensefalografi (MEG) gibi ileri görüntüleme tekniklerinden yararlanılıyor.

Başarılı çalışmaları sayesinde Prof. Dr. Doeller, 2,5 milyon euro değerindeki Gottfried Wilhelm Leibniz Prize ile ödüllendirildi. Bu ödül, araştırmacıya daha karmaşık ve ileri düzey projeleri hayata geçirme imkânı sağlıyor.

Yeni projelerden biri ise sosyal etkileşimin beyin tarafından nasıl işlendiğini anlamaya odaklanıyor. Bu kapsamda iki katılımcı aynı anda farklı tarayıcılarda eş zamanlı görevler yerine getiriyor. Ancak bu tür deneyler, cihazların senkronizasyonu ve etkileşimli görevlerin koordinasyonu nedeniyle teknik açıdan oldukça zorlu olarak değerlendiriliyor.

Enstitü ayrıca Alzheimer hastalığının erken evreleri ve Long Covid gibi rahatsızlıklara yönelik klinik çalışmalar da yürütüyor. Bu çalışmalardan elde edilen bulguların ise henüz yayımlanmadığı belirtiliyor. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Beyin navigasyon gibi çalışıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24032026163511_8df1b0b112495b17e39758a5116dac27.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24032026163511_8df1b0b112495b17e39758a5116dac27.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24032026163511_8df1b0b112495b17e39758a5116dac27.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-dijital-cag-el-ve-bilek-sagligini-tehdit-ediyor-9301.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-dijital-cag-el-ve-bilek-sagligini-tehdit-ediyor-9301.html</link>
                    <description><![CDATA[Akıllı telefonların ağırlaşması, ekranların büyümesi ve bilgisayar mouselarının yoğun kullanımı, el ve bilek sağlığında kalıcı hasarlara yol açıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle telefonu serçe parmakla alttan destekleyerek tutmanın ve saatlerce ekran kaydırmanın karpal tünel ile ulnar sinir üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu belirterek, “Sinir hasarı başladığında geri dönüş çok daha zor bir sürece giriyoruz” uyarısında bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Akıllı telefonların ağırlaşması ve ekranların büyümesiyle birlikte gelişen tutuş alışkanlıkları, yeni nesil bir deformasyonu da beraberinde getirdi.

Telefonu alttan serçe parmakla desteklemek, bu küçük parmağın eklemlerine aşırı yük binmesine ve el ayasından geçen sinirlerin sıkışmasına neden oluyor.

Sadece tutuş değil, başparmakla yapılan sürekli kaydırma hareketinin de el bileğindeki karpal tünel bölgesinde enflamasyona yol açabildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu durum, geceleri artan uyuşukluk, el ayasında yanma ve ilerleyen dönemlerde nesneleri tutamama yani güç kaybı ile kendini gösteriyor” dedi.

MOUSE DOĞRU KULLANILMIYOR

Gençler ve oyunseverler arasında yaygınlaşan bir diğer sorunun ise hatalı mouse kullanımı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bileğin sürekli masa kenarına veya sert bir yüzeye baskı yapması sinir iletimini kesintiye uğratıyor. Bileğin masaya temas ettiği noktada oluşan sürekli basınç Karpal Tünel Sendromu"nun yanı sıra dirsek bölgesindeki sinirleri etkileyen "Kübital Tünel Sendromu"nu da tetikliyor” uyarısında bulundu.

EV HANIMLARI VE GASTRONOMİ ÇALIŞANLARI DA RİSK ALTINDA

Sinir sıkışmasının sadece teknolojiyle de sınırlı dolmadığını, mutfakta sürekli sebze doğramak, elde çamaşır sıkmak, bezle yer silmek veya saatlerce örgü örmek gibi tekrarlayan hareketlerin tendonların şişmesine neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu şişlik, dar bir kanaldan geçen sinirleri baskılayarak şiddetli ağrılara yol açıyor. Özellikle ev hanımları ve gastronomi çalışanları bu sinsi tehlikenin odak noktasında yer alıyor” dedi.

KARINCALANMA VE ELEKTRİK HİSSİ DİKKATE ALINMALI

Özellikle elin ilk üç parmağı olan baş, işaret ve orta parmakta yoğunlaşan karıncalanma ve uyuşma hissi, sinirler üzerindeki baskının sinir sıkışmasının habercisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Buna ek olarak, sabahları uyandığınızda ellerde hissedilen sertlik ve parmakların tam kapatılamamasına neden olan yalancı şişlik hissi de dikkat edilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor. Günlük rutin sırasında bardak veya kalem gibi hafif nesnelerin istemsizce elden düşürülmesi, sinir hasarının ince motor becerilerini etkilemeye başladığını gösterir. Bu tabloya zaman zaman bilekten başlayıp kola kadar yayılan ani elektrik çarpması hissi de eşlik edebilir. En karakteristik belirtilerden biri ise geceleri artan ağrılar nedeniyle uykudan uyanmak ve rahatlamak için elleri sallama ihtiyacı duyulmasıdır. Bu şikayetlerin süreklilik kazanması, el sağlığının korunması adına uzman bir görüşe başvurulması gerektiğini işaret eder” diye konuştu.

Erken evrede bileği nötr pozisyonda tutan ateller kullanmanın sinir üzerindeki baskıyı azaltabildiğini söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlaç tedavisiyle geçmeyen durumlarda sinir çevresindeki ödemi dağıtacak fizik tedavi uygulamaları ve lokal enjeksiyonlar devreye girer. Eğer sinir hasarı ilerlemişse ve kas erimesi başlamışsa, yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altındaki küçük bir cerrahi müdahale ile sıkışan kanal açılır” dedi.

KALICI SİNİR HASARINI ÖNLEMENİN 3 YOLU

1. Tutuş alışkanlığınızı değiştirin: Telefonu serçe parmağınızla alttan desteklemek yerine, iki elinizle tutmaya veya bir telefon tutucu kullanmaya özen gösterin.

2. Ergonomik ekipman seçin: Mouse kullanırken bilek desteği olan pedler tercih edilmeli, bilek ile masa kenarı arasındaki temas kesilmeli.

3. "Dijital Mola" verin: Her 20 dakikada bir el ve bilek egzersizleri yapın. Parmakları geriye doğru esnetmek kan dolaşımını rahatlatır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24032026164007_ff904c51bf8d13835ff8dde258d58c01.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24032026164007_ff904c51bf8d13835ff8dde258d58c01.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24032026164007_ff904c51bf8d13835ff8dde258d58c01.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Tek ameliyatla üç mesafede net görüş! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-9242.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-tek-ameliyatla-uc-mesafede-net-gorus-9242.html</link>
                    <description><![CDATA[Tek odaklı lensler sadece bir mesafeye netlik sağlarken, akıllı mercekler; yakın, orta ve uzak mesafelerin tamamında net görüş imkanı sunabiliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler görme kusurlarının tedavisinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Bunların başında ise halk arasında “akıllı mercek” olarak bilinen “premium göz içi lensleri” geliyor. &nbsp;Tek odaklı lensler sadece bir mesafeye netlik sağlarken, akıllı mercekler; yakın, orta ve uzak mesafelerin tamamında net görüş imkanı sunabiliyor.&nbsp;Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba,&nbsp;&nbsp;bu sayede gözlük ihtiyacının büyük ölçüde azaldığını belirterek, “Premium göz içi lensi teknolojisi son yıllarda&nbsp;optik tasarım ve materyal teknolojisi gibi önemli gelişmeler&nbsp;kaydetmiş ve bu sayede hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmıştır” diyor.&nbsp;Doç.&nbsp;Dr. Özge Begüm Comba,&nbsp;ancak bu teknolojinin başarısının, &nbsp;doğru hasta seçimi, detaylı preoperatif değerlendirme ve gerçekçi beklenti yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Her hastanın oküler yapısı, görsel ihtiyaçları ve adaptasyon kapasitesi farklıdır. Bu nedenle, ameliyat öncesi oftalmoloğunuzla detaylı görüşmeniz, tüm olası sonuçları değerlendirmeniz ve size en uygun tedavi planını birlikte belirlemeniz önem taşımaktadır” diyor.&nbsp;Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba,&nbsp;akıllı mercek hakkında en sık yöneltilen 10 soruyu anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.&nbsp;

Akıllı merceklere hangi durumlarda başvuruluyor?

Gözümüzün doğal lensinin yerine yerleştirilen ve birden fazla odak noktasına sahip olan göz içi lensi “akıllı mercek” olarak adlandırılıyor. Akıllı mercekler, ağırlıklı olarak &nbsp;40 yaş üzerindeki hastalarda gözlük bağımlılığını azaltmak amacıyla tercih ediliyor. Katarakt, refraksiyon (kırma) kusuru ve presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme kusuru) şikayeti olan kişiler bu uygulamadan en fazla fayda gören grubu oluşturuyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı lenslerin özellikle hem uzak hem yakın görüş problemini birlikte çözmek isteyen kişiler için ideal bir tedavi seçeneği olduğunu ifade ediyor.&nbsp;

Her hasta için uygun mudur?&nbsp;

Doç. Dr. Özge Begüm Comba, akıllı merceklerin her hasta için uygun olmadığını belirterek, “Öncelikle gözün anatomik olarak bu lenslere uygun olması gerekir; ön kamara derinliğinin yeterli olması, göz bebeği çapının ideal aralıkta bulunması ve kornea endotel hücre sayısının normal sınırlarda olması şarttır.&nbsp;Ayrıca, retina hastalıkları gibi progresif oküler bir hastalığa sahip olan kişiler de&nbsp;bu lenslerden tam verim alamayabilir, çünkü göz sağlıklı olmalı ki lens performansını gösterebilsin” diyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, özellikle profesyonel sürücüler, hassas el işi gerektiren mesleklerde çalışanlar veya yüksek kontrast gerektiren işlerde aktif olarak görev yapan kişiler için özel değerlendirme yapıldığını vurgulayarak, “Detaylı oftalmolojik muayene, biyometrik ölçümler ve hasta beklentilerinin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi başarılı sonuç için son derece önemlidir” diye konuşuyor.&nbsp;

Akıllı mercek ameliyatı nasıl gerçekleştiriliyor?&nbsp;

Operasyon topikal anestezi altında gerçekleştiriliyor. Göze 2-3 mm'lik minimal bir giriş yapılıyor ve ultrasonik titreşimler yardımıyla doğal lens küçük parçalara ayrılıp, dışarı alınıyor. Ardından yerine katlanabilir akıllı mercek yerleştiriliyor. Operasyonun ortalama 15-20 dakika sürdüğünü söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Hastalarımız ertesi gün hafif aktivitelerine başlayabilirler. Ancak ilk bir hafta ağır fiziksel aktivitelerden ve kontakt sporlardan kaçınmalarını öneriyoruz” diyor.&nbsp;

Ameliyat sonrasında net görüş ne zaman sağlanabiliyor?

Ameliyat sonrasındaki ilk günlerde hafif bulanıklık normaldir. Net görüş genellikle 1-2 hafta içinde başlıyor, ancak tam nöroadaptasyon, yani beynin farklı odak noktalarından gelen görüntülere uyum sağlama süreci 2-3 ay sürebiliyor. Bu süreçte beyin farklı odak noktalarından gelen görüntüleri işlemeyi öğrenir.

Ameliyatın ardından gece ışık saçılması görülür mü?

Özellikle erken postoperatif, yani&nbsp;ameliyat sonrasındaki ilk haftalarda&nbsp;&nbsp;haleler görülmesi, gece araç farlarında ışık saçılması ve kontrast hassasiyetinde azalma yaşanabiliyor. Bu sorunlar zamanla azalıyor ve çoğu hasta birkaç hafta ile birkaç ay arasında geçen nöroadaptasyon sürecinde (Multifokal optik sistemlerden kaynaklanan çoklu retinal görüntülerin santral siniri sistemi tarafından işlenerek fonksiyonel görmeye adapte edilmesi süreci) &nbsp;bu duruma alışıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba,&nbsp;“Mesleği gereği yoğun gece sürüşü yapan hastalarımızı ameliyat öncesi bu konuda mutlaka bilgilendiriyoruz” diyor.&nbsp;

Ameliyatın riskleri var mıdır?

Her göz içi cerrahisinde olduğu gibi bu prosedürün de riskleri bulunuyor. Endoftalmi (göz içi enfeksiyon) kanama ve retina dekolmanı gibi ciddi komplikasyonlar nadiren görülüyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Lensin yerinden hafifçe kayması, lens kapsülünün zamanla bulanıklaşması veya ameliyat sonrası geçici göz tansiyonu yükselmesi daha sık karşılaşılan durumlardır. Deneyimli bir cerrah ve uygun hasta seçimi bu riskleri minimize eder” diye konuşuyor.&nbsp;

Akıllı mercekler gözlükten tamamen kurtulmayı sağlar mı? &nbsp;

Akıllı mercek sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 80-90'ı günlük aktivitelerini gözlüksüz sürdürebiliyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle çok küçük punto okumalarında veya uzun süreli bilgisayar kullanımında düşük numaralı gözlük ihtiyacı olabiliyor.&nbsp;

&nbsp;Ameliyat sonrası elde edilen net görüş kalıcı mıdır?

Doç. Dr. Özge Begüm Comba, implante edilen merceğin ömür boyu kalıcı olduğunu ve materyalinin bozulmadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak bazı hastalarda ameliyattan aylar veya yıllar sonra arka kapsül&nbsp;opasifikasyonu, yani halk arasında ‘ikincil katarakt’ &nbsp; olarak &nbsp;bilinen durum&nbsp;gelişebilir. Bu tablo Nd:YAG lazer yöntemiyle basit ve etkili şekilde tedavi edilebilir.”&nbsp;

Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?

Ameliyat sonrasında ilk hafta hafif aktiviteler ve ev içi işleri sorun oluşturmuyor. &nbsp;Ancak, aşağıda yer alan kurallara dikkat etmeniz önem taşıyor.&nbsp;

Gözlerinize travmadan kaçının&nbsp; Havuz ve deniz gibi enfeksiyon riski taşıyan ortamlardan uzak durun Reçete edilen topikal ilaçları düzenli kullanın Makyaj ve kozmetik ürünleri 2 hafta, kontakt sporları en az bir ay erteleyin UV koruyucu gözlük kullanın&nbsp;

Ne zaman lazer, ne zaman akıllı&nbsp;mercek?

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaş altı ve düşük-orta dereceli kırma kusurları için lazer cerrahilerin (LASIK, PRK) ilk tercih edilen yöntemler olduğunu vurguluyor. 40 yaş üzeri presbiyopik&nbsp;(yaşa bağlı yakın görme kusuru)&nbsp;tablosunda, yüksek hipermetropide veya katarakt varlığında ise premium göz içi lensleri (akıllı mercek) öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her hastanın korneal topografisi, ön segment anatomisi ve yaşam tarzı karar sürecinde belirleyici oluyor.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ Tek ameliyatla üç mesafede net görüş!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/16032026153318_b8a19f3a7c18f343c30c035ce3daf5c2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/16032026153318_b8a19f3a7c18f343c30c035ce3daf5c2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/16032026153318_b8a19f3a7c18f343c30c035ce3daf5c2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye’de yaşlı nüfus 9,5 milyonu aştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-turkiyede-yasli-nufus-95-milyonu-asti-9205.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-turkiyede-yasli-nufus-95-milyonu-asti-9205.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus son beş yılda önemli ölçüde artarak 9 milyon 583 bin kişiye ulaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı “İstatistiklerle Yaşlılar 2025” verilerine göre, yaşlı nüfus 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi iken yüzde 20,5 artış gösterdi.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı da aynı dönemde yüzde 9,5’ten yüzde 11,1’e yükseldi. Uzmanlara göre yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerine çıkması, toplumun yaşlanmaya başladığının önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Verilere göre yaşlı nüfusun yüzde 44,7’sini erkekler, yüzde 55,3’ünü ise kadınlar oluşturdu. Kadınların erkeklere kıyasla daha uzun yaşadığı görülürken, doğuşta beklenen yaşam süresi ortalama 78,1 yıl olarak hesaplandı.

Yaşlı nüfusun yaş gruplarına göre dağılımında ise 65-74 yaş grubu yüzde 62,9 ile en büyük paya sahip oldu. Bu grubu yüzde 29,3 ile 75-84 yaş ve yüzde 7,8 ile 85 yaş ve üzeri nüfus izledi. Türkiye’de 100 yaş ve üzerindeki kişi sayısı ise 2025 yılında 8 bin 290 olarak kaydedildi.

Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre dünya nüfusunun yüzde 10,4’ünü yaşlılar oluştururken Türkiye, yaşlı nüfus oranında 194 ülke arasında 75. sırada yer aldı. Türkiye’de yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 21,7 ile Sinop olurken, en düşük oran yüzde 3,8 ile Şırnak’ta görüldü.

Öte yandan yaşlı bireylerin teknoloji kullanımında da dikkat çekici bir artış yaşandı. 65-74 yaş grubunda internet kullananların oranı 2020’de yüzde 27,1 iken 2025’te yüzde 53,2’ye yükseldi. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye’de yaşlı nüfus 9,5 milyonu aştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 09:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12032026163207_c438b6b76831b9be8127aec3800b1d4f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12032026163207_c438b6b76831b9be8127aec3800b1d4f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12032026163207_c438b6b76831b9be8127aec3800b1d4f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[24 saat açık sanal tehlike!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-24-saat-acik-sanal-tehlike-9185.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-24-saat-acik-sanal-tehlike-9185.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Sanal kumarın erişilebilirliği arttıkça bağımlılık riski de yükseliyor!

Kumarın hem fiziksel ortamlarda hem de dijital platformlarda oynanabildiğini ifade eden&nbsp;Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal kumarın erişilebilirliği ve yaygınlığı ciddi şekilde arttı. Bu durum bağımlılık riskini de önemli ölçüde yükseltmekte.” dedi.

Kumar bağımlılığının en temel özelliklerinden birinin, kişinin kumar oynama davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesi olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Kişi zamanla kazandığından çok daha fazla para harcamaya başlar ve gününün önemli bir bölümünü kumar oynayarak geçirir. Bu süreç ilerledikçe iş hayatı, aile ilişkileri ve sosyal sorumluluklar ihmal edilmeye başlanır. Maddi kayıplar büyür, borçlar oluşur ve kişi giderek daha zor bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kalır.” şeklinde konuştu.

Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister!&nbsp;

Yalan söyleme davranışının kumar bağımlılığının önemli tanı ölçütleri arasında yer aldığına işaret eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı birey, kumar oynayabilmek için para bulmak amacıyla yakınlarına veya çevresine yalan söyleyebilir. Bunun temel nedeni, kumar oynayamadığında yaşayacağı yoğun sıkıntı ve huzursuzluğun, yalan söylemenin yaratacağı vicdani rahatsızlıktan daha ağır gelmesidir. Zaman içinde bu davranış giderek kolaylaşır ve kişinin kişilik yapısında belirgin değişimlere yol açabilir.” dedi.

Kumar bağımlılığında motivasyonun iki yönlü çalıştığına değinen Dr. Shukurov, şunları söyledi:

“Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister. Kazandığında aldığı ödül ve haz duygusu yeni bir motivasyon oluşturur. Kaybettiğinde ise kaybını telafi etme isteği devreye girer. Bağımlı bireyler sıklıkla ‘keyif için oynamıyorum, sadece kaybımı telafi etmek istiyorum’ şeklinde açıklamalar yapar. Ancak bu düşünce çoğu zaman bağımlılık döngüsünü sürdürür ve kişi yeniden kumar oynamaya devam eder.”

Kumar, keyif yerine kötü hisleri geçici olarak azaltan bir araca dönüşür!&nbsp;

Kumar bağımlılığının çoğu zaman ilk başlarda yaşanan bir yüksek kazanç veya güçlü heyecan deneyimi ile başlayabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Özellikle erken yaşlarda elde edilen büyük bir kazanç, kişinin beyninde güçlü bir iz bırakır. Bu deneyim beynin ödül sisteminde normalin üzerinde bir haz oluşturur ve kişi zamanla bu duyguyu tekrar yaşamak için kumar oynamaya devam eder.” dedi.

Ancak süreç ilerledikçe kişinin bu yüksek heyecanı daha az yaşamaya başladığını, kayıpların arttığını ve kişinin normal duygu durumunun daha düşük bir seviyeye gerilediğini ifade eden Dr. Shukurov, “Sonuç olarak kumar, artık keyif veren bir aktiviteden çok, kişinin kendini kötü hissetmesini geçici olarak azaltan bir araca dönüşür. Bağımlılığın ilerleyen dönemlerinde yalnızca kumar oynamak değil, kumarla ilişkili uyaranlar da tetikleyici hâle gelir. Bahis sesleri, oyun bildirimleri, maç izlemek veya kumarla ilgili reklamlar bile kişide güçlü bir kumar oynama isteği yaratabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tetikleyici unsurlardan mümkün olduğunca uzak kalmak büyük önem taşır.” açıklamasını yaptı.

Beyin kısa vadeli ödülleri tercih eder, bu da bağımlılığı güçlendirir!&nbsp;

Kumar bağımlılığının ciddi maddi kayıplara yol açabileceğini vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov, “Kimi zaman kayıplar kişinin aylık gelirinin onlarca hatta yüzlerce katına ulaşabilir.” dedi.

Bu durumun bankalara veya farklı kaynaklara borçlanmaya kadar ilerleyebileceğini aktaran Dr. Shukurov, şöyle devam etti:

“Çoğu zaman aile bireyleri devreye girerek bu sorunları çözmeye çalışır. Ancak profesyonel destek alınmadan yapılan müdahaleler genellikle geçici bir rahatlama sağlar ve kişi bir süre sonra yeniden kumar oynamaya başlayabilir.

Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Bu kadar kayba rağmen kişi neden kumar oynamaya devam eder? Bunun iki önemli nedeni vardır. Birincisi, bağımlı kişinin yaşadığı sorunların çoğu zaman çevresi tarafından telafi edilmesidir. Eğer kişi yaşadığı sonuçlarla doğrudan yüzleşmezse davranış değişimi zorlaşır. İkinci neden ise kumarın kısa vadede sağladığı heyecanın, uzun vadeli zararların önüne geçmesidir. İnsan beyni çoğu zaman kısa vadeli ödülleri tercih eder ve bu durum bağımlılık davranışını güçlendirir.”

Sanal kumarın en büyük riski 24 saat erişilebilir olması!&nbsp;

Sanal kumarın, geleneksel kumara göre bazı açılardan daha riskli olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, bu riskleri şöyle açıkladı:

“En önemli farklardan biri 24 saat erişilebilir olmasıdır. Kişi günün her saatinde, bulunduğu her yerde kumar oynayabilir. Ayrıca dijital ortamda para çoğu zaman sadece sayısal bir değer gibi algılanır. Bu nedenle kişiler gerçek para kaybettiklerini daha az hissedebilir ve daha büyük riskler alabilir.

Sanal kumar platformları aynı zamanda yoğun reklam ve teşvik mekanizmaları kullanır. Bonus teklifleri, mesajlar ve sürekli gönderilen bildirimler kişiyi tekrar oyuna çekmek için tasarlanır. İlk aşamada bazı kullanıcıların kazanç elde etmesi de bu sistemin bir parçası olabilir. Böylece kişi erken dönemde güçlü bir ödül deneyimi yaşayarak kumara daha fazla bağlanabilir.”

Bağımlılıklarda ‘tam iyileşme’ yerine ‘kontrol altına alma’ daha gerçekçi bir yaklaşım!&nbsp;

Kumar bağımlılığının, beynin ödül sistemi ile yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Ventral tegmental alan, nükleus akumbens ve insula gibi bölgeler bu süreçte rol oynar. Kumar davranışı tekrarlandıkça bu sinir yolları güçlenir.” dedi.

Başlangıçta küçük bir iz gibi olan bu yolakların zamanla adeta bir otoyola dönüştüğünü ve kişinin düşünce dünyasında kumarın merkezi bir yer edindiğini kaydeden Dr. Shukurov, kumar bağımlılığının tedavisinin mümkün olduğunu dile getirdi.

Dr. Shukurov bu sürecin genellikle çok yönlü bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi ve devam etti:

“Tedavi yalnızca bireyi değil, aileyi de kapsayan bir iş birliği içinde yürütülmeli. Psikiyatrist, psikolog, hasta ve aile üyelerinin birlikte çalışması başarı şansını artırır. Profesyonel destek olmadan yalnızca söz vermek, yemin etmek veya kendi kendine bırakmaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.

Bağımlılıklar için ‘tam iyileşme’ kavramından ziyade ‘kontrol altına alma’ veya ‘düzelme’ kavramı daha gerçekçidir. Bu durum bazı kronik hastalıklara benzetilebilir. Kişi tetikleyicilerden uzak durur, tedavi planına uyar ve gerekli önlemleri alırsa uzun süre kumar oynamadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Ancak tamamen iyileştiğini düşünerek tüm önlemleri kaldırmak tekrar risk oluşturabilir.”

Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusu!&nbsp;

Kumar bağımlılığında çoğu zaman kişinin parayı mı yoksa heyecanı mı sevdiği sorusunun sorulduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusudur. Kazanma ihtimalinin eşiğinde olmak, risk almak ve o anki yoğun duygu durumunu yaşamak bağımlılığı besleyen önemli faktörlerdir.” dedi.

Bağımlılık ilerledikçe kişinin yalnızca kumar ve kumarla ilişkili konulara karşı yüksek motivasyon gösterdiğinin altını çizen Dr. Bahruz Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:

“Günlük sorumluluklara karşı isteksizlik ve enerji düşüklüğü görülebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca kumar davranışı değil, kişinin düşünce yapısı, motivasyonu ve yaşam düzeni de ele alınmalıdır. Kumar oynayan bir yakına sahip olan aile bireyleri için de destek almak önemlidir. Aileler hem bağımlı bireyle birlikte tedavi sürecine katılabilir hem de ayrı olarak danışmanlık alabilirler. Erken müdahale, sorunun büyümesini ve daha büyük kayıpların oluşmasını önleyebilir.”&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[24 saat açık sanal tehlike! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10032026163016_cbdbab096e3d299cb876034ed21f21d2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10032026163016_cbdbab096e3d299cb876034ed21f21d2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/10032026163016_cbdbab096e3d299cb876034ed21f21d2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Trakya’da evlenme ve boşanmalar açıklandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-trakyada-evlenme-ve-bosanmalar-aciklandi-9116.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-trakyada-evlenme-ve-bosanmalar-aciklandi-9116.html</link>
                    <description><![CDATA[Edirne’de 2025 yılında kaba evlenme hızı 5,45, kaba boşanma hızı 2,36, Tekirdağ’da 2025 kaba evlenme hızı 6,04, kaba boşanma hızı 2,72 ve Kırklareli’nde 2025 kaba evlenme hızı 5,82, kaba boşanma hızı 2,25 oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Türkiye İstatistik Kurumu 2025Yılı Evlenme ve Boşanma İstatistiklerinden “Tekirdağ İli, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri” konusunda bir açıklama yaptı.

Tekirdağ'da 2025 yılında 7 bin 237 evlilik yapıldı

Türkiye genelinde evlenen çiftlerin sayısı 2024 yılında 569 bin 983 iken 2025 yılında 552 bin 237 oldu.Tekirdağ'da 2024 yılında 7 bin 712 iken 2025 yılında 7 bin 237oldu. Evlenme sayılarında İstanbul 99 bin 032 evlilik ile ilk sırada yer aldı. İstanbul’u 36 bin 210 evlilik ile Ankara ve 27 bin 951 evlilik ile İzmir izledi. En az evlilik ise 359 evlilik ile Tunceli’de gerçekleşti. Evlilik sayısının düşük olduğu diğer iller sırasıyla 424 evlilik ile Ardahan, 467 evlilik ile Bayburt oldu.Tekirdağ 7bin 237 evlilik ile sıralamada 21. sırada yer aldı.

Türkiye genelinde kaba evlenme hızı binde 6,43 olurken Tekirdağ'da kaba evlenme hızı binde 6,04 oldu. Kaba evlenme hızının 2025 yılında en yüksek olduğu il, binde 7,76 ile Gaziantep oldu. Bu ili binde 7,68 ile Osmaniye, binde 7,50 ile Şanlıurfa izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,18 ile Tunceli oldu. Bu ili binde 4,58 ile Gümüşhane, binde 4,67 ile Ardahan izledi.

Tekirdağ'da ilk evlenme yaşı damatta 28,4, gelinde 25,8 oldu

Türkiye genelinde ilk evlenme yaşı 2025 yılında erkeklerde 28,5 iken kadınlarda 26,0 oldu. Tekirdağ'da ise ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için 28,4, kadınlar için 25,8 oldu.

Türkiye genelinde 552 bin 237 olan evliliğin 160 bin 635 tanesi akraba evliliği oldu. Tekirdağ ilinde ise 7 bin 237 evliliğin 153’ü akraba evliliği olduğu görüldü. Akraba evliliği sayısı 2 bin 854 ile en yüksek il Şanlıurfa oldu. Akraba evliliğinin en düşük illere bakıldığında ise 6 ile Tunceli oldu.

Türkiye genelinde boşanan çiftlerin sayısı 2024 yılında 188 bin 963 iken 2025 yılında 193 bin 793 oldu. Tekirdağ'da 2025 yılında boşanan çiftlerin sayısı 3 bin 258 oldu. Türkiye genelinde kaba boşanma hızı binde 2,26 olurken Tekirdağ'da kaba boşanma hızı binde 2,72 oldu. Kaba boşanma hızının 2025 yılında en yüksek olduğu il, binde 3,28 ile İzmir oldu. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,51 ile Hakkâri oldu. Bu ili binde 0,52 ile Şırnak, binde 0,63 ile Bitlis izledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Trakya’da evlenme ve boşanmalar açıklandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 13:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/trakyada-evlenme-ve-bosanmalar-aciklandi-164308-20260303.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/trakyada-evlenme-ve-bosanmalar-aciklandi-164308-20260303.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/trakyada-evlenme-ve-bosanmalar-aciklandi-164308-20260303.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Evlenmeler düşerken boşanmalar yükseldi...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-evlenmeler-duserken-bosanmalar-yukseldi-9036.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-evlenmeler-duserken-bosanmalar-yukseldi-9036.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in açıkladığı 2025 yılı verilerine göre, evlenen çift sayısı 552 bin 237’ye gerilerken, boşanan çift sayısı 193 bin 793 oldu. Kaba evlenme hızı binde 6,43, kaba boşanma hızı ise binde 2,26 olarak gerçekleşti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA (İGFA) - TÜİK, 2025 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, 2024 yılında 569 bin 983 olan evlenen çift sayısı, 2025’te 552 bin 237’ye düştü. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2025’te binde 6,43 oldu.

Boşanma tarafında ise artış gözlendi. 2024’te 188 bin 963 olan boşanan çift sayısı, 2025’te 193 bin 793’e yükseldi. Bin nüfus başına düşen boşanma oranı yani kaba boşanma hızı ise binde 2,26 olarak kaydedildi.

EVLENME VE BOŞANMA HIZINDA İLLER

Kaba evlenme hızının en yüksek olduğu iller: Gaziantep (binde 7,76), Osmaniye (binde 7,68), Şanlıurfa (binde 7,50).

Kaba evlenme hızının en düşük olduğu iller: Tunceli (binde 4,18), Gümüşhane (binde 4,58), Ardahan (binde 4,67).


Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu iller: İzmir (binde 3,28), Antalya (binde 3,21), Denizli (binde 3,14).

Kaba boşanma hızının en düşük olduğu iller: Hakkari (binde 0,51), Şırnak (binde 0,52), Bitlis (binde 0,63).

&nbsp;

YABANCI UYRUKLU EVLİLİKLER

Toplam evlenmelerde yabancı kişilerle yapılan evlilikler de dikkat çekti.

2025 yılında yabancı damatlar 5 bin 347 (yüzde 1,0), yabancı gelinler ise istatistiki verilere 28 bin 646 (yüzde 5,2) kişi olarak yansıdı.

&nbsp;

Yabancı damatlar arasında Suriyeliler yüzde 20,9, Almanlar yüzde 18,8 ve Afganlar yüzde 5,0 ile öne çıktı. Yabancı gelinlerde ise Suriyeliler yüzde 13,8, Özbekler yüzde 13,7 ve Faslılar yüzde 9,6 olarak kaydedildi.

BOŞANMALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

2025’te boşanan 193 bin 793 çiftten 191 bin 371 çocuğun velayeti verildi.

Çocukların yüzde 74,6’sı anneye, yüzde 25,4’ü babaya verildi. Boşanmaların yüzde 34,0’ü evliliğin ilk 5 yılında, yüzde 20,3’ü ise evliliğin 6-10 yılı arasında gerçekleşti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Evlenmeler düşerken boşanmalar yükseldi... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24022026155344_345f3ed631f916b6a26ca41a83e5c31e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24022026155344_345f3ed631f916b6a26ca41a83e5c31e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/24022026155344_345f3ed631f916b6a26ca41a83e5c31e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kadınlar daha mutlu, yaşam umudu yüksek... Mutluluk oranı tüm yaşlarda arttı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-kadinlar-daha-mutlu-yasam-umudu-yuksek-mutluluk-orani-tum-yaslarda-artti-8952.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-kadinlar-daha-mutlu-yasam-umudu-yuksek-mutluluk-orani-tum-yaslarda-artti-8952.html</link>
                    <description><![CDATA[TÜİK’in 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre, mutluluk oranı tüm yaş gruplarında arttı. Kadınlar erkeklerden daha mutlu olurken, evli bireyler evli olmayanlara göre daha yüksek yaşam memnuniyeti gösterdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını açıkladı.

Araştırma, bireylerin mutluluk düzeyi, yaşam memnuniyeti ve kamu hizmetlerinden duyulan memnuniyetin yanı sıra toplumun gelecek beklentilerini de ortaya koydu.

2025’te mutlu olduğunu belirten erkeklerin oranı yüzde 51,4’e yükselirken, kadınlarda bu oran yüzde 55,1 oldu. Mutluluk oranındaki en yüksek artış, 55–64 yaş grubunda kaydedildi; bu yaş grubunda mutluluk yüzde 47,5’ten yüzde 54,6’ya çıktı. Tüm yaş gruplarında mutluluk artışı gözlemlenirken, 18–24 yaş grubunda yüzde 54,4, 25–34 yaş grubunda yüzde 53,6, 35–44 yaş grubunda yüzde 52,9, 45–54 yaş grubunda yüzde 50,8, 65 yaş ve üzerindekilerde ise yüzde 54,3 olarak gerçekleşti.

Evli bireylerin mutluluk oranı yüzde 56,9 iken, evli olmayanlarda bu oran yüzde 46,6 olarak ölçüldü. Evli erkeklerin yüzde 54,2’si, evli kadınların ise yüzde 59,6’sı mutlu olduğunu belirtti.

&nbsp;

MUTLULUĞUN KAYNAĞI AİLE VE SAĞLIK

Bireylerin mutluluk kaynağı en çok aileleri (yüzde 69) olurken, bunu çocukları (yüzde 15,6), kendisi (yüzde 4,8) ve eşi (yüzde 3,9) takip etti. Mutluluğu sağlayan değerlerde ise sağlıklı olmanın önemi öne çıktı (yüzde 64,9), ardından sevgi (yüzde 14,7), başarı (yüzde 9,8), para (yüzde 7,7) ve iş (yüzde 2,7) geldi.

Kendi geleceklerinden umutlu olan bireylerin oranı yüzde 67,1 olarak belirlendi. Erkeklerde yüzde 67,1, kadınlarda ise yüzde 67,2 olarak ölçüldü.

ORTALAMA YAŞAM MEMNUNİYETİ 5,7

Bireylerin ortalama yaşam memnuniyeti 2024 ve 2025 yıllarında değişmeyerek 5,7 olarak kaydedildi.

2025 yılında asayiş hizmetlerinden memnuniyet yüzde 74,1 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Bunu sırasıyla ulaştırma (yüzde 71,3), sağlık (yüzde 69,4), Sosyal Güvenlik Kurumu (yüzde 64,5), adli hizmetler (yüzde 60,5) ve eğitim (yüzde 58,7) takip etti.

&nbsp;

EN BÜYÜK SORUN HAYAT PAHALILIĞI

Araştırmaya göre, 2025 yılında toplumun en önemli sorunu hayat pahalılığı (yüzde 31,3) olarak öne çıktı.

Bunu yoksulluk (yüzde 16,5) ve eğitim (yüzde 16,1) izledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Kadınlar daha mutlu, yaşam umudu yüksek... Mutluluk oranı tüm yaşlarda arttı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/17022026131238_2ca1f58e83f6a6bd3a3507ef38319289.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/17022026131238_2ca1f58e83f6a6bd3a3507ef38319289.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/17022026131238_2ca1f58e83f6a6bd3a3507ef38319289.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Moğolistan'da 100 yaşını aşan 166 kişi yaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-mogolistanda-100-yasini-asan-166-kisi-yasiyor-8932.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-mogolistanda-100-yasini-asan-166-kisi-yasiyor-8932.html</link>
                    <description><![CDATA[Ülkede 108 yaşında olan en yaşlı kadın da dahil olmak üzere toplam 166 kişi, 100 yaşını aşmış durumda.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Moğolistan Ulusal İstatistik Ofisi'nin açıkladığı verilere göre, ülkede 100 yaş ve üzeri kişilerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 7 kişi artarak 166'ya yükseldi.

Bunlardan en yaşlısı bir kadın ve 108 yaşında.

Açıklamada, Asya ülkesinin 3,5 milyonluk nüfusunda 100 yaşını aşmış kişilerden 128'inin kadın olduğu belirtildi.

Nüfus sayımı, yerel olarak Beyaz Ay olarak bilinen ve baharın başlangıcını ve kışın sonunu simgeleyen yaklaşan Ay Takvimi Yeni Yılı veya At Yılı vesilesiyle gerçekleştirildi.

Ay takvimine göre bu yılki Beyaz Ay, 18 Şubat'ta başlıyor ve bu tarih aynı zamanda yaşlılara saygı göstermek için geleneksel bir bayram olarak da kabul ediliyor. Bu bayram süresince hükümet geleneksel olarak 100 yaş ve üzeri kişilere hediyeler gönderiyor. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Moğolistan'da 100 yaşını aşan 166 kişi yaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15022026133005_8cdabde64bc89f5dfe277a5f993e8afc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15022026133005_8cdabde64bc89f5dfe277a5f993e8afc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15022026133005_8cdabde64bc89f5dfe277a5f993e8afc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Süresiz nafaka uygulamasında değişiklik hazırlığı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-suresiz-nafaka-uygulamasinda-degisiklik-hazirligi-8813.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-suresiz-nafaka-uygulamasinda-degisiklik-hazirligi-8813.html</link>
                    <description><![CDATA[Süresiz nafaka uygulamasında değişiklik hazırlığı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA-BHA

Süresiz nafaka uygulamasının kaldırılması yeniden gündeme gelirken, bunun yerine evlilik süresine bağlı nafaka modeli için hazırlık yapıldığı öğrenildi. AK Parti’nin, düzenleme sürecinde akademisyenler, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini aldığı, aynı zamanda etki analizleri yürüttüğü belirtildi.

Evlilik süresine göre nafaka modeli

Edinilen bilgilere göre, kısa süreli evliliklerin ardından süresiz nafaka ödenmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Çalışmada, evlilik süresinin nafakanın ne kadar süreyle ödeneceğini belirlemesi öngörülüyor. Buna göre, 3 yıl süren evliliklerde 5 yıl, 5 yıl süren evliliklerde 7 yıl nafaka verilmesi gündemde bulunuyor. Yaklaşık 10 yıl süren evlilikler için ise nafaka süresinin 12 ila 15 yıl arasında olması seçenekler arasında yer alıyor.

Boşanma davaları ve sosyal destek başlığı

Hazırlık kapsamında, kadınların mağduriyet yaşamaması için ek önlemler de değerlendiriliyor. AK Partili kaynaklar, yoksul ve çocuklu kadınların korunacağını, nafakası sona eren ve çalışmayan kadınlara sosyal yardım sağlanmasının planlandığını ifade ediyor. Öte yandan, uzun süren çekişmeli boşanma davalarının yarattığı mağduriyetleri azaltmak amacıyla dava sürelerinin kısaltılmasına yönelik düzenlemelerin de gündemde olduğu bildiriliyor.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Süresiz nafaka uygulamasında değişiklik hazırlığı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 19:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/05022026222707_237db4413a088fe46ad02df79e401a40.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/05022026222707_237db4413a088fe46ad02df79e401a40.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/05022026222707_237db4413a088fe46ad02df79e401a40.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sanatçı Fatih Ürek hayatını kaybetti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sanatci-fatih-urek-hayatini-kaybetti-8733.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sanatci-fatih-urek-hayatini-kaybetti-8733.html</link>
                    <description><![CDATA[Sanatçı Fatih Ürek hayatını kaybetti]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL-BHA

Ekranların tanınan isimlerinden şarkıcı ve sunucu Fatih Ürek, 15 Ekim 2025 tarihinde evinde aniden fenalaşmasının ardından kalp krizi teşhisiyle hastaneye kaldırılmıştı. Yoğun bakımda tedavi altına alınan sanatçının sağlık durumunun kritik olduğu açıklanmıştı.

Menajerinden sağlık durumuna ilişkin açıklama

Fatih Ürek’in menajeri Mert Siliv, sanatçının hastanede yoğun bakımda tedavisinin sürdüğünü belirterek, durumunun kritik seyrettiğini kamuoyuyla paylaşmıştı. Açıklamada, Ürek’in hekimler tarafından yakından takip edildiği ifade edilmişti.

Acı haber hastaneden geldi

Bir süredir yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Fatih Ürek’ten acı haber geldi. Edinilen bilgilere göre, geçirdiği ani kalp rahatsızlığı sonrası yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen sanatçı bugün hayatını kaybetti.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sanatçı Fatih Ürek hayatını kaybetti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 18:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/30012026214207_23c8df977b03d7d7adfdac4a7e6a5d1d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/30012026214207_23c8df977b03d7d7adfdac4a7e6a5d1d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/30012026214207_23c8df977b03d7d7adfdac4a7e6a5d1d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2025 yılında bebeklere en çok hangi isimler verildi?  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-2025-yilinda-bebeklere-en-cok-hangi-isimler-verildi-8601.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-2025-yilinda-bebeklere-en-cok-hangi-isimler-verildi-8601.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de geçen yıl 889 bin 598 bebek dünyaya geldi. Bebeklerin 456 bin 932'si erkek, 432 bin 666'sı kız olurken, kız bebek isimlerinde zirve değişti]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ULUSAL (PERRE) - Sibel TURAN -2025 yılında erkek bebeklere en çok verilen isim 2024 yılında olduğu gibi&nbsp;yine Alparslan oldu. 2025 yılında 7 bin 651 erkek bebeğe Alparslan ismi verildi. Alparslan isminin ardından 6 bin 109 bebeğe Göktuğ ve 5 bin 492 bebeğe ise Metehan ismi verildi.

4 bin 708 bebeğe Yusuf, 4 bin 154 bebeğe Kerem, 3 bin 877 bebeğe Miran ve 3 bin 792 bebeğe Ömer Asaf ismi verildi. Atlas ile Ömer de 2025 yılında en çok tercih edilen erkek bebek isimleri oldu.



Alya Kız bebeklerde ilk sırada yer aldı

2025 yılında doğan kız bebeklerine en çok verilen isim Alya oldu. 2024 yılında kız bebeklerde en çok tercih edilen "Defne" olmuştu.

İlk Dörtteki İsimler Hangileri?

8 bin 953 kız bebeğe Alya ismi verilirken, Alya'nın ardından 7 bin 873 bebeğe Defne ve 7 bin 692 bebeğe ise Gökçe isimleri verildi. En çok tercih edilen diğer isimler ise sırasıyla 6 bin 338 ile Zeynep, 5 bin 977 ile Asel, 5 bin 728 ile Umay ve 5 bin 165 ile Asya oldu. Kız bebekler için çok tercih edilen diğer isimler ise Elisa, İnci, Duru ve Elif oldu.

Kaynak : PERRE
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[2025 yılında bebeklere en çok hangi isimler verildi?   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 09:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18012026195505_43f5dc9ade42517c85aeb421ff217cf8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18012026195505_43f5dc9ade42517c85aeb421ff217cf8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18012026195505_43f5dc9ade42517c85aeb421ff217cf8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ 142 yaşında vefat etti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-142-yasinda-vefat-etti-8571.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-142-yasinda-vefat-etti-8571.html</link>
                    <description><![CDATA[Nasır El-Vadai, Suudi Arabistan'ın en yaşlılarından biri olarak 142 yaşında vefat etti ve krallığın kuruluşundan Kral Abdullah bin Abdulaziz'e kadar olan 150 yıllık tarihine tanıklık etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Suudi gazetesi Ukaz'ın haberine göre, ailesi Nasır bin Radan El-Raşid El-Vadai'nin 142 yaşında vefat ettiğini bildirdi.

Akrabalarına göre, El- Vadai 1884 yılında, Arap Yarımadası'nın çeşitli bölgelerinin tek bir devlet olan Suudi Arabistan Krallığı'nda birleşmesinden önce, Dahran el-Cenub'da doğdu ve krallığın kurucusu Abdül Aziz'den mevcut hükümdar Salman'a kadar birçok Suudi hükümdarının yönetimi altında yaşadı.

Ailesine göre, El- Vadai nazik tavırları, cesareti ve fiziksel gücüyle tanınıyordu ve son yıllarında bile toplumunun sosyal açıdan aktif bir üyesi olarak kaldı.

Torunlarından biri, yaşlı adamın her gün mısır, arpa, tereyağı, süt, bal ve kuru üzüm gibi doğal gıdalar tüketmeye özen gösterdiğini açıkladı. Bu beslenmenin, onun son günlerine kadar güçlü ve keskin bir hafızaya sahip olmasına yardımcı olduğu belirtiliyor.

Güneydeki Dahran vilayetinde bulunan El-Suk Camii'nde kılınan cenaze namazına yedi binden fazla kişi katıldı. Daha sonra memleketi El-Raşid köyünde defnedildi.

Ailesi ayrıca onun son derece dindar olduğunu ve 40'tan fazla kez Hac ibadetini yerine getirdiğini söyledi.

Yayınlanan bilgilere göre, yaşlı&nbsp;adamın üç evliliğinden 9 çocuğu (3 oğlu ve 6 kızı) ve 134 torunu oldu. Son evliliğini 110 yaşında yaptı ve bu eşinden bir kızı oldu.

Nasır, bilgeliği ve hoşgörüsüyle tanınıyordu ve anlaşmazlıkları çözmede ve insanlar arasında barışı sağlamada herkes tarafından güvenilen bir kişiydi.

Okuma yazma bilmemesine rağmen, hayatını Allah'a dua ederek ve hayırlı işler yaparak geçirdi. (İLKHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ 142 yaşında vefat etti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 21:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15012026041628_3fe2cdd8a396dcaac1a7cb009e6f8e21.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15012026041628_3fe2cdd8a396dcaac1a7cb009e6f8e21.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15012026041628_3fe2cdd8a396dcaac1a7cb009e6f8e21.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-8552.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-genclik-asilari-bir-efsane-mi-kolajen-gercekten-cildi-genclestiriyor-mu-8552.html</link>
                    <description><![CDATA[Gençlik Aşısı Gerçekten Gençlik mi Sağlıyor?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Son yıllarda “gençlik aşıları” ve kolajen takviyeleri, cilt sağlığını desteklemek isteyen pek çok kişinin gündeminde yer alıyor. Bu uygulamaların nasıl etki gösterdiği, kimler için ne ölçüde fayda sağlayabileceği ve beklentilerin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ise en az uygulamaların kendisi kadar önemli.&nbsp;Acıbadem Life Danışmanı, Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, gençlik aşıları ve kolajenin cilt kalitesini destekleyen uygulamalar olduğunu ve doğru etkiyi görebilmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor.&nbsp;

Gençlik Aşısı Gerçekten Gençlik mi Sağlıyor?

Pek çok kişinin gençlik aşılarıyla daha canlı, daha parlak ve daha sağlıklı görünen bir cilt elde etmeyi hedeflediğini belirten&nbsp;Dr. Ayşenur Şam Sarı, “Ancak bu noktada kavramı doğru tanımlamak önem taşıyor. Gençlik aşıları, adının çağrıştırdığının aksine klasik anlamda bir aşı değildir. Bu uygulamalar; cildin ihtiyacına göre hyalüronik asit, vitaminler ve benzeri destekleyici içeriklerin cilt altına verilmesini amaçlayan dermatolojik işlemler olarak tanımlanır. Temel amaç, cildin nem dengesini desteklemek ve genel cilt görünümünü iyileştirmektir” diyor.&nbsp;

Kolajen Cilt Yaşlanmasını Durduruyor Mu?

Kolajen kullanımı ile ilgili de bilgi veren&nbsp;Dr. Ayşenur Şam Sarı,” Güncel bilimsel çalışmalar, düzenli kullanılan kolajen takviyelerinin cildin elastikiyetini ve nem dengesini destekleyebileceğini gösteriyor. Ancak bu etki, kolajenin tek başına cilt yaşlanmasını durdurduğu ya da cildi yıllar öncesine taşıdığı anlamına gelmiyor. Elde edilen faydalar; kişinin yaşı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve günlük cilt bakım rutiniyle yakından ilişkili. Bu nedenle kolajen ve benzeri takviyeler, tek başına bir çözüm olarak değil, cilt sağlığını korumaya yönelik bütüncül bir yaklaşımın tamamlayıcı bir parçası olarak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullanıyor.&nbsp;

Cilt Yaşlanmasında Tek Bir Çözüm Yok

Ne gençlik aşıları ne de kolajen takviyelerinin cilt yaşlanmasını tek başına tersine çeviremeyeceğini belirten&nbsp;Dr. Ayşenur Şam Sarı,&nbsp;“Çünkü cilt yaşlanması yalnızca takvim yaşıyla değil; güneş ışınlarına maruz kalma, çevresel etkenler ve yaşam tarzı gibi pek çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir süreçtir. Bu nedenle en etkili yaklaşım, cildi tek bir yöntemle değil; güneşten korunma, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış topikal ürünler, uygun dermatolojik uygulamalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının birlikte ele alındığı, kişiye özel bir stratejiyle desteklemektir” diyor.&nbsp;

Gerçekçi Beklentilerle Daha Sağlıklı Bir Cilt

Gençlik aşıları ve kolajen uygulamalarının doğru hasta seçimi ve gerçekçi beklentilerle ele alındığında cilt kalitesini destekleyici yaklaşımlar sunduğunu söyleyen&nbsp;Acıbadem Life Danışmanı, Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı,&nbsp;“Bu uygulamaların bilimsel sınırlarının net biçimde çizilmesi, abartılı pazarlama söylemlerinden ayrıştırılması ve mutlaka dermatoloji uzmanı rehberliğinde planlanması büyük önem taşır. Estetik dermatolojide kalıcı ve sürdürülebilir sonuçlar; kısa vadeli vaatlerden çok, bilimsel kanıta dayalı, kişiye özel ve uzun vadeli cilt sağlığını merkeze alan yaklaşımlarla mümkün olmaktadır” ifadelerini kullanıyor.&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Gençlik Aşıları Bir Efsane mi? Kolajen Gerçekten Cildi Gençleştiriyor mu? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 07:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/13012026172448_661375044f3350619e5d9108f83bca12.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/13012026172448_661375044f3350619e5d9108f83bca12.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/13012026172448_661375044f3350619e5d9108f83bca12.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sosyal medya yasağı çocukları korur mu?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sosyal-medya-yasagi-cocuklari-korur-mu-8504.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sosyal-medya-yasagi-cocuklari-korur-mu-8504.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü ile Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağını, gelişimsel beyin yapısı, ruh sağlığı riskleri ve aile-okul rehberliği gerekliliği üzerinden ele alarak değerlendirmelerde bulundular.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - 15 yaş altı çocuklar, gelişimsel olarak sosyal medyanın risklerini filtreleyebilecek durumda değil!

15 yaş altı dönemin, beynin özellikle prefrontal korteksinin henüz gelişimini tamamlamadığı bir evre olduğunu ifade eden&nbsp;Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu nedenle çocuklar, sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri yetişkinler gibi değerlendiremez ve filtreleyemez. Dürtü kontrolü, risk değerlendirme ve sonuçları öngörme becerileri bu yaş grubunda sınırlıdır.” dedi.

“Bilimsel çalışmalar, erken yaşta ve yoğun sosyal medya kullanımının depresif belirtiler, dikkat sorunları, davranış problemleri, siber zorbalık, yaşa aykırı içeriklere maruz kalma, beden algısı ve benlik saygısı sorunları, sosyal karşılaştırma ve bağımlılık benzeri kullanım örüntülerini artırabildiğini gösteriyor.” diyen&nbsp;Ülkü, uyku düzeninin bozulması, akademik işlevsellikte düşüş ve sosyal geri çekilmenin, klinik başvurularda sık karşılaşılan tablolar arasında olduğuna işaret etti.

Yaş temelli yasaklar koruyucudur, ancak tek başına yeterli değil!&nbsp;

Sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasına yönelik düzenlemelerin, ruh sağlığını koruma açısından önemli bir koruyucu adım olarak değerlendirilebileceğini dile getiren&nbsp;Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ayrıca sosyal medya, çocukların suç örgütleri ve istismar edici yapılar tarafından hedef alınabildiği bir alan hâline de gelebilmektedir.” dedi.

Dijital platformlar üzerinden manipülasyon yoluyla suça sürüklenen çocuklara dair vakalar göz önüne alındığında, yaş temelli düzenlemelerin bir güvenlik bariyeri oluşturabileceğini kaydeden Ülkü, “Ancak bu bariyerin tek başına yeterli olmadığı unutulmamalı. Katı ve açıklamasız yasaklar, çocuklarda merak duygusunu artırarak gizli ve denetimsiz kullanım riskini doğurabilir. Bu da çocuğun yaşadığı olumsuz deneyimleri paylaşamamasına ve yalnız hissetmesine yol açabilir.” uyarısında bulundu.

Sürekli ekran başında olan bir yetişkinin, çocuktan sınırlı kullanım beklemesi gerçekçi değil!

Ailelere önerilerde bulunan Ülkü, şunları söyledi:

“En kritik unsur iletişimdir. Aileler, dijital ortamda neyin güvenli, neyin riskli olduğunu açıkça konuşmalı, mahremiyet ve sınırlar konusunda yaşa uygun bilgi vermeli, zorbalık ya da rahatsız edici bir durum yaşandığında çocuğun bunu paylaşabileceği güvenli bir ilişki ortamı oluşturmalıdır. Ebeveynlerin kendi dijital alışkanlıkları da güçlü bir modeldir. Sürekli ekran başında olan bir yetişkinin, çocuktan sınırlı kullanım beklemesi gerçekçi değildir.”

Sosyal medya yasağı, aile, okul ve psikososyal desteklerle birlikte anlamlı bir koruma sağlar!

Sosyal medya yasağının, çocukların zamanlarını yüz yüze sosyal etkileşimlere yönlendirmelerine olanak tanıyabileceğine değinen&nbsp;Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Oyun, spor, sanat ve grup etkinlikleri, empati, çatışma çözme ve duygusal düzenleme gibi temel sosyal becerilerin gelişimini destekler. Ancak bunun için çocukların çevrimdışı dünyada akranlarıyla bir araya gelebileceği güvenli alanların mutlaka desteklenmesi gerekir.” dedi.

Okullarda ise dijital okuryazarlığın yalnızca teknik bir beceri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini aktaran Ülkü, “Güvenli internet kullanımı, siber zorbalıkla baş etme, mahremiyet, eleştirel düşünme ve yardım isteme becerilerini kapsayan bir ruh sağlığı alanı olarak ele almalı. Bu eğitimin erken yaşlardan itibaren verilmesi, çocukları dijital dünyaya karşı daha donanımlı hâle getirir. Çocukları korumak, onları dünyadan izole etmek değil; dijital dünyaya dayanıklı bireyler olarak hazırlamaktır. Sosyal medya yasağı, ancak aile, okul ve psikososyal desteklerle birlikte ele alındığında anlamlı bir koruyucu çerçeve sunabilir.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya yasağı, çocukların ruh sağlığını korumaya yönelik çok katmanlı bir müdahale alanı!

Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım ise Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağı tartışmalarının, yalnızca bir düzenleme meselesi değil; çocuk ve ergen ruh sağlığını doğrudan ilgilendiren çok katmanlı bir konu olduğunu vurguladı.

Klinik gözlemlerin, erken yaşta denetimsiz sosyal medya kullanımının çocuklarda kaygıyı artırdığını, benlik algısını olumsuz etkilediğini ve akran karşılaştırmalarını yoğunlaştırdığını gösterdiğini aktaran Yıldırım, “Dikkat ve uyku problemleri de bu tabloya sıklıkla eşlik etmektedir. Bu nedenle sınırlama fikri ilk bakışta koruyucu bir adım gibi değerlendirilebilir.” dedi.

Tamamen yasaklanan alanlar, çocuklar tarafından daha çekici hâle gelebilir!

Ruh sağlığı perspektifinden bakıldığında, tek başına getirilen yasakların her zaman beklenen etkiyi yaratmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Yasaklar kısa vadede erişimi kısıtlasa da, çocuklara dijital beceri kazandırılmadığında sorun çoğu zaman yalnızca ertelenmiş olur.” dedi.

Çocukluk ve ergenliğin merakın yoğun olduğu dönemler olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Tamamen yasaklanan alanlar, çocuklar tarafından daha çekici hâle gelebilir. Bu durum gizli kullanım, denetimsiz içerik tüketimi ve yaşanan olumsuz deneyimlerin paylaşılmaması gibi riskleri beraberinde getirebilir.” açıklamasını yaptı.

Aileler güven ilişkisini güçlendirecek şekilde hareket etmeli!

Ailelerin temel rolünün, çocukları sosyal medyadan tamamen uzak tutmak değil; onlara rehberlik etmek olduğunun altını çizen Yıldırım, “‘Ne izliyorsun?’ sorusundan çok, ‘Bunu izleyince nasıl hissettin?’, ‘Bu içerik sana ne düşündürdü?’ gibi sorular, çocuğun duygusal dünyasını anlamayı sağlar ve güven ilişkisini güçlendirir.” önerisinde bulundu.

Dijital çağda ruh sağlığını koruyan temel unsurlar; bilinç, ilişki ve rehberlik…

Sosyal medyanın, günümüzde akran ilişkilerinin de bir parçası olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Bu alandan tamamen dışlanmak, bazı çocuklarda ‘geri kalıyorum’ ya da ‘dışlanıyorum’ algısına yol açabilir. Bu nedenle yasakların, çocukların sosyal ihtiyaçlarını göz ardı etmeyen bir çerçevede ele alınması önemlidir.” dedi.

Okullarda dijital okuryazarlık ve siber zorbalık farkındalığına yönelik çalışmaların, bu sürecin ruh sağlığı boyutunu dengeleyen önemli destek alanları olduğunu dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çocukları dijital dünyadan korumanın yolu, onları bu dünyaya hazırlamaktan geçer. Yasaklar sınır koyabilir; ancak gerçek koruma, çocuğun bilinç kazanması, destekleyici ilişkiler kurması ve rehberlik almasıyla mümkündür. Dijital çağda ruh sağlığını koruyan temel unsurlar; bilinç, ilişki ve rehberliktir.”

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sosyal medya yasağı çocukları korur mu? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 08:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/09012026162831_10bfab6e4566cdc4a9a2b9bfbca32c47.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/09012026162831_10bfab6e4566cdc4a9a2b9bfbca32c47.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/09012026162831_10bfab6e4566cdc4a9a2b9bfbca32c47.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Güncellenen doğum yardımında ilk çocuklar öne çıktı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-guncellenen-dogum-yardiminda-ilk-cocuklar-one-cikti-8292.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-guncellenen-dogum-yardiminda-ilk-cocuklar-one-cikti-8292.html</link>
                    <description><![CDATA[Güncellenen doğum yardımında ilk çocuklar öne çıktı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA - BHA

Aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar sürerken, evlilik oranlarının artırılması ve doğurganlık hızının yükseltilmesi hedefi doğrultusunda sosyal destek mekanizmaları da genişletildi. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etmesiyle doğum yardımı tutarlarında yeni bir düzenlemeye gidildi.

Yapılan düzenlemeye göre; ilk çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için aylık 1.500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise aylık 5 bin lira doğum yardımı ödemesi yapılıyor. Destek ödemeleri, çocuklar 5 yaşını doldurana kadar annelerin hesaplarına düzenli olarak aktarılıyor.

Başvuruları 8 Nisan itibarıyla başlayan yeni doğum yardımı uygulamasında, dünyaya gelen her çocuk için herhangi bir gelir veya sosyal kriter aranmaksızın destek sağlanıyor. Bu çerçevede güncellenen doğum yardımı kapsamında 709 bin 853 anneye toplam 8,7 milyar lira ödeme yapıldığı belirtildi.

İstanbul ilk sırada yer aldı

Doğum yardımında birinci çocuklar yüzde 41,7 ile en yüksek payı alırken, ikinci çocukların payı yüzde 30,6 olarak kaydedildi. Bu grupta 221 bin 66 çocuk destekten faydalandı. Üç ve daha fazla çocuğu bulunan ailelerin payı ise yüzde 27,7 olurken, bu kapsamda 199 bin 658 çocuk için ödeme yapıldı.

İl bazında değerlendirildiğinde, doğum yardımından en fazla yararlanan annelerin İstanbul’da olduğu görüldü. İstanbul’u sırasıyla Şanlıurfa, Ankara, Gaziantep, İzmir, Diyarbakır, Bursa, Konya, Adana ve Kocaeli izledi.

2025 Aile Yılı kapsamında güncellenen doğum yardımından yararlanmak isteyen aileler, başvurularını e-Devlet üzerinden veya “İlk Öğretmenim Ailem” mobil uygulaması aracılığıyla gerçekleştirebiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Güncellenen doğum yardımında ilk çocuklar öne çıktı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 16:41:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21122025194143_8ac143289e46b600cb91b60a90012a06.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21122025194143_8ac143289e46b600cb91b60a90012a06.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21122025194143_8ac143289e46b600cb91b60a90012a06.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-8261.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-oyun-oynayan-cocuk-hayata-hazirlanir-8261.html</link>
                    <description><![CDATA[Oyun temelli öğrenme, kalıcı ve anlamlı öğrenmeyi destekliyor,]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocukların dünyayı tanıma, anlamlandırma ve hayata hazırlanma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların oyun temelli öğrenme sürecini destekleyecek önerilerde bulundu.

Oyun temelli öğrenmenin çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimini destekleyen temel bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Aydoğan, “Oyun çocuk için sadece bir eğlence değil, temel bir gelişim ihtiyacıdır ve literatürde de ‘çocuğun işi’ olarak tanımlanır. Oyun, beyin gelişimini destekler, duygusal zekayı güçlendirir, çocukların sosyal beceriler kazanmalarına ve yaşamın getireceği zorluklara karşı donanımlı olmalarına olanak tanır” dedi.&nbsp;

Oyun temelli öğrenme, kalıcı ve anlamlı öğrenmeyi destekliyor

Oyun temelli öğrenmenin, klasik öğrenme yöntemlerinden çocuğu merkeze almasıyla ayrıştığını belirten Aydoğan, bu yaklaşımda çocukların pasif dinleyiciler değil, öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Oyun temelli öğrenme, problem çözme, strateji geliştirme, işbirliği ve yaratıcılığı destekler, öğrenmeyi eğlencenin doğal bir parçası haline getirir. Hata yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören çocuk denemekten korkmaz” diye konuştu.&nbsp;

‘Yaratıcılık oyunla besleniyor’

Yaratıcılığın doğuştan gelen bir potansiyel olduğunu ancak oyun ve deneyimle şekillendiğini belirten Aydoğan, “Eğitim, deneyimler, merakı besleme, farklı bakış açılarına açık olma ve özellikle oyun gibi faaliyetler yaratıcılığı büyük ölçüde şekillendirir ve güçlendirir.&nbsp;Hayali senaryolar, farklı bakış açıları geliştirmeyi ve sembolik düşünmeyi teşvik eder. Oyunun esnek ve yapılandırılmamış doğası, zihinsel esnekliği ve düşünce akıcılığını artırır” dedi.

Her yaşın oyunu farklı

Çocukların yaşlarına göre oyun ihtiyaçlarının değiştiğine dikkat çeken Aydoğan, bebeklikten ergenliğe kadar her dönemin kendine özgü oyun türleri olduğunu belirtti. Duyusal oyunlardan sembolik oyunlara, kurallı takım oyunlarından stratejik ve yaratıcı üretimlere uzanan bu süreçte, en önemli ölçütün çocuğun oyundan keyif alması ve aktif olması olduğunu ifade etti.

Oyunun yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığının altını çizen Aydoğan, ergenlikten ileri yaşlara kadar oyunun stres azaltıcı, yaratıcılığı canlı tutan ve zihinsel esnekliği artıran bir rol oynadığını belirtti. Aydoğan “Oyun insan ruhunun ve zihninin her yaşta canlı kalmasını sağlayan temel bir ihtiyaç ve gelişim aracıdır” dedi.

‘Ebeveynler oyuna müdahale etmemeli’

Ebeveynlere yönelik önerilerde bulunan Aydoğan, onlara çocuklarının oyununa eşlik etmelerini ve oyunun doğal akışına saygı göstermelerini tavsiye etti. &nbsp;Oyuna bilinçli şekilde zaman ayırmanın önemine dikkat çeken Aydoğan, “Ebeveynlerin çocuğun kurguladığı oyuna yön vermek yerine eşlik etmeleri, sorularla hayal gücünü desteklemeleri ve çocuğun liderliğini takip etmeleri büyük önem taşıyor” dedi.

Oyuna aşırı müdahalenin çocukların yaratıcılığını ve bağımsızlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Aydoğan, ebeveynlerin çocuğun oyununa sürekli müdahale etmesinin, oyunun kurallarını belirlemesinin ya da oyun tamamlanmadan başka bir oyuna yönlendirmesinin sık karşılaşılan hatalar arasında yer aldığını ifade etti. Aydoğan, “Bu tutumlar çocukların hayal gücünü kullanmasını ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmesini sınırlar, aynı zamanda liderlik, uyum ve dikkat süreleri üzerinde de olumsuz etki yaratabilir” dedi.

‘Dijital ve fiziksel oyun arasında denge kurulmalı’

Dijital oyunların bilinçli ve dengeli kullanımının önemine değinen Aydoğan, doğru seçilen dijital oyunların bilişsel ve sosyal becerileri desteklerken el-göz koordinasyonu, refleksler ve ince motor becerilerinin gelişimine de katkı sunduğunu ifade etti. Fiziksel oyunların ise çocukların sağlıklı gelişimi için vazgeçilmez olduğunu belirten Aydoğan, “Ailelerin dijital ve fiziksel oyunlar arasında dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerekir. Bu sayede çocuklar hem teknolojinin faydalarından yararlanır hem de fiziksel ve sosyal gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler” dedi.&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA['Oyun oynayan çocuk hayata hazırlanır' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18122025212147_75fcdd6731e8b64dd320a2155b55962f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18122025212147_75fcdd6731e8b64dd320a2155b55962f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18122025212147_75fcdd6731e8b64dd320a2155b55962f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Arabeskin Usta İsmi Cansever: Dualarınızı Bekliyorum]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-arabeskin-usta-ismi-cansever-dualarinizi-bekliyorum-8247.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-arabeskin-usta-ismi-cansever-dualarinizi-bekliyorum-8247.html</link>
                    <description><![CDATA[Arabesk müziğin sevilen isimlerinden Cansever, sağlık süreciyle ilgili hayranlarını bilgilendirdi. Almanya’da yaşamını sürdüren ve uzun süredir aktif sahne çalışmalarıyla tanınan başarılı sanatçı, lösemi (kan kanseri) tedavisi nedeniyle bir süre sahnelere ara verdiğini duyurdu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
TRAKYA 2000 - Tedavisi, yaşadığı şehir olan Almanya’nın Mülheim an der Ruhr kentinde bulunan Evangelische Krankenhaus’ta devam eden Cansever’in moralinin yüksek olduğu ve bu süreci güçlü bir inançla karşıladığı öğrenildi. Sanatçı, yaptığı açıklamada bu aranın tamamen tedavi sürecine odaklanmak için olduğunu belirterek, hayranlarından anlayış ve dualarını istedi.

Müziğe olan bağlılığı, güçlü sesi ve duygulu yorumlarıyla geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Cansever, sahnelere daha güçlü bir şekilde dönmeyi hedeflediğini ifade etti. Sevenlerinden gelen destek mesajlarının kendisine büyük moral verdiğini söyleyen sanatçı, bu zorlu süreci sevgiyle aşacağına inandığını vurguladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Arabeskin Usta İsmi Cansever: Dualarınızı Bekliyorum - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 21:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18122025010631_87adb40d3042463da11884a430376057.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18122025010631_87adb40d3042463da11884a430376057.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18122025010631_87adb40d3042463da11884a430376057.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-sanal-kumar-gencligi-tehdit-ediyor-8042.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-sanal-kumar-gencligi-tehdit-ediyor-8042.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençler arasında yaygınlaşan sanal kumar bağımlılığını değerlendirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Renkli oyunlar sanal kumar tuzağına dönüşüyor

Dijitalleşmenin getirdiği kolay erişim ve akranlar arasında popülerliğin sanal kumar bağımlılığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, özellikle gençler arasında yaygınlaşan, renkli ve eğlenceli arayüzlere sahip bazı mobil uygulamaların, aslında bahis sistemi üzerine kurulu sanal kumar tuzağı olduğunu ifade etti.

Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu tarz oyunların başlangıçta eğlence vaat ettiğini, ancak hızlıca kontrol kaybına dönüştüğünü belirterek, “Renkli şekerleri eşleştirme ya da farklı kombinasyonlar yapmaya dayanan ve üzerine bahis konulan oyunlar, şans oyunu gibi görünse de neden olduğu maddi kayıplar ve sorunlar nedeniyle sanal kumar bağımlılığını akla getiriyor. Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısını artırarak ‘haz’ duygusunu tetikliyor. Üstelik bu haz arayışı sadece oyunda uzun süre vakit geçirmekle sınırlı kalmıyor; birçok kişi oyuna para yatırarak bu süreci daha da artırıyor.” diye anlattı.

Kaybettiklerini kazanma hırsı ve akran popülerliği

Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sanal kumarın gençleri çeken en büyük faktörlerinden birinin, kazanma ve kaybetme arasındaki heyecan döngüsü olduğunu, bu döngünün, kayıplar yaşandıkça "Kaybettiklerimi tekrar kazanmalıyım" hedefine dönüştüğünü ve bağımlılığın derinleştiğini kaydederek, “Kazanma ve kaybetme arasındaki hızlı değişimler heyecan verse de, zamanla yaşanan kayıplar kişide ‘Kaybettiklerimi geri almalıyım’ düşüncesini doğurarak yeni bir hedef yaratıyor. Gençlerin bu oyunlara ilgisini canlı tutan bir diğer unsur ise akranları arasında popüler olması. Sosyal çevre, gençleri arkadaş grubuna uyum sağlamak ve dışlanmamak için benzer deneyimleri yaşamaya yönlendiriyor.” dedi.

Ailelerin çocuklarının dijital araçlarla geçirdiği zamanı değil, bu davranışın neden olduğu sorunları takip etmesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Sanal kumar bağımlılığı geliştiğinde, bireyin akademik, sosyal ve ailevi işlevselliği zayıflıyor.” ifadesinde bulundu.

Aileler için dikkat çeken belirtiler neler?

Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, ailelerin gözlemlemesi gereken kritik belirtileri şöyle sıraladı:

“Oyuna yatırılan bahisler nedeniyle kontrolsüz para harcamalarının görülmesi ve sık sık ihtiyaç dışı para talep edilmesi ilk dikkat çeken işaretlerdir. Teknolojik cihazlarda geçirilen sürenin yaş grubuna önerilen sınırların üzerine çıkması, bu dengenin bozulmasıyla birlikte akademik başarının düşmesi, okulda devamsızlıkların artması ve kişinin keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşması gibi değişiklikler ise sağlıklı iletişim kurulan bir aile tarafından genellikle fark edilebilir. Ayrıca bireyin aile ortamında daha az bulunması, evde olsa bile zihninin sürekli oyunda olması, engellendiğini düşündüğü anlarda öfke, tahammülsüzlük gibi tepkiler göstermesi de bir sorunun varlığına işaret eder.”

Bağımlılık gelişince yalan ve gizleme ortaya çıkıyor

Kumar bağımlılığı yerleştiğinde, bireylerin utanç ve suçluluk duygularının yanı sıra, oyuna devam edebilmek amacıyla yalan söyleme ve gerçeği saklama davranışları sergilediğini belirten Sedef Koç Bal, bu aşamada profesyonel destek almanın zorunlu olduğunu ifade etti.

Sedef Koç Bal, sağlıklı sınırların önemini ve tedavi sürecinin kapsamını şu sözlerle anlattı:

“Çocuğun gelişim dönemine uygun bir yaklaşımla, açık ve sağlıklı iletişim kurulması önemlidir. Dijital dünyanın oluşturduğu riskler anlatılırken, çocuğun duygu ve düşünceleri ile bireysel ihtiyaçları mutlaka dikkate alınmalıdır. Tedavi sürecinin amacı yalnızca oyuna erişimi kısıtlamak değildir; davranışın altında yatan nedenleri değerlendirmek, gerekli görüldüğünde ilaç desteğine başvurmak, riskleri ve koruyucu önlemleri belirlemek, etkili baş etme yöntemleri geliştirmek ve finansal yönetim planı oluşturmak gibi kapsamlı bir süreç hedeflenir. Bu süreçte aile desteği kritik rol oynar; ancak bu destek, sınırsız maddi yardım sağlamak ya da ortaya çıkan borçları kapatmak olarak anlaşılmamalıdır. Ailenin görevi, yapıcı sınırlar koymak, doğru iletişim kurmak ve tedavi sürecini güçlendirmektir.”

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Sanal kumar gençliği tehdit ediyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 07:59:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/28112025173431_598363c8d2d2c7c285e63c50802c1dfb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/28112025173431_598363c8d2d2c7c285e63c50802c1dfb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/28112025173431_598363c8d2d2c7c285e63c50802c1dfb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-7954.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-7954.html</link>
                    <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TRAKYA 2000 - Beslenme alışkanlıkları büyük ölçüde kültürel normlarla şekilleniyor

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir.” dedi.

Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir.” şeklinde konuştu.

Bulimia nervoza, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla ciddi sonuçlara yol açabilir!

Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.

Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi:&nbsp;

“Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir.”

Güzellik baskısı gençlerde yeme bozukluklarına yol açabiliyor!

Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir.” dedi.

Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.

Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir; düzenli takip ve profesyonel destek önemli!

Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir.” dedi.

Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti:

“Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar.”

Belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı!

Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır.” dedi.

Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır.” uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.

&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yeme bozukluklarında erken müdahale şart! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21112025181814_872100606e09abe9ab56b9b675c6f99f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21112025181814_872100606e09abe9ab56b9b675c6f99f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/21112025181814_872100606e09abe9ab56b9b675c6f99f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-7921.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-yeni-h3n2-varyanti-ve-korunma-yontemleri-7921.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya genelinde son haftalarda gündeme gelen yeni H3N2 varyantı, influenza A virüsünün alt türlerinden biri olarak öne çıkıyor. Güney Yarım Küre’nin sezon sonu verileri, bu alt soyun beklenenden daha hızlı yayıldığını gösterirken, Kuzey Yarım Küre’de ise İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde varyantın sezon başında şaşırtıcı hızla baskın hale geldiği görülüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Cengiz Duygulu, bu yıl grip dinamiklerinin küresel ölçekte alışılmışın dışında seyrettiğine dikkat çekerek, H3N2’nin K alt soyunun İngiltere ve Japonya’da erken dönemde yüzde 90 oranında hakimiyet kurduğunu belirtti.

Söz konusu durumun aşı uyumsuzluğu ihtimalini gündeme getirdiğini ifade eden Uzm. Dr. Duygulu, "Aşı, ağır hastalık, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm riskini azaltmada önemli bir rol oynuyor. Ancak bu yıl, önceki yıllardan farklı bir grip seyri ile karşılaşma ihtimalimiz var" dedi.

YENİ VARYANTIN BELİRTİLERİ

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Ekim ayının son iki haftasında influenza bildirimi bulunmazken, yeni varyantın olası belirtileri arasında; ani başlayan yüksek ateş
Kas ve eklem ağrıları, yoğun halsizlik, kuru öksürük, yeni varyantın seyri konuları yer alıyor. Özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olmaları gerekiyor.

KIŞ DALGASI BEKLENTİSİ

Uzm. Dr. Duygulu, grip riskini en çok azaltan adımın halen aşılama olduğunu belirterek, her yıl olduğu gibi bu yıl da mevsimsel grip dalgasının görülmesi bekleniyor. Yeni varyantın seyrine bağlı olarak dalganın daha erken başlayabileceği değerlendiriliyor.

Topluma yönelik koruyucu öneriler arasında; kapalı alanlarda maske kullanımı, ellerin sık sık yıkanması, kalabalık ortamlarda mesafe korunması, risk gruplarının mutlaka aşılanması olduğunu belirten Uzm. Dr. Duygulu; yüksek ateş, nefes darlığı, genel durum bozukluğu ve istirahatle geçmeyen halsizlikler durumunda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi. Uzm. Dr. Duygulu, yeni H3N2 varyantının özellikle risk gruplarında daha ağır seyredebileceğini belirterek, belirtileri hafife almadan koruyucu adımları zamanında uygulamanın bu yıl her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 14:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18112025232210_f18655579008688d7f3696b6846c2995.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18112025232210_f18655579008688d7f3696b6846c2995.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/18112025232210_f18655579008688d7f3696b6846c2995.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Köpek ve kedi sahipleri sürdürülebilir diyetlere daha açık]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-kopek-ve-kedi-sahipleri-surdurulebilir-diyetlere-daha-acik-7887.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-kopek-ve-kedi-sahipleri-surdurulebilir-diyetlere-daha-acik-7887.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni yayımlanan iki uluslararası araştırma, köpek ve kedi sahiplerinin sürdürülebilir evcil hayvan gıdalarına yönelik tutumlarını analiz ederek, bitki bazlı ve alternatif proteinlere dayalı beslenme seçeneklerinin artan potansiyelini gözler önüne serdi. Son araştırmalar, köpek ve kedi sahiplerinin sürdürülebilir diyetlere daha açık olduklarını ortaya koydu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ACCESS Newswire / LONDRA, BİRLEŞİK KRALLIK (İGFA) - Animals dergisinde yayımlanan iki öncü çalışma, köpek ve kedi sahiplerinin daha sürdürülebilir evcil hayvan mamalarına yönelik algılarını derinlemesine inceledi.

Jenny L. Mace, Alexander Bauer, Andrew Knight ve Billy Nicholles liderliğinde yürütülen araştırmalar, evcil hayvan sektöründe alternatif proteinler ve bitki bazlı beslenme modellerine dair yeni içgörüler ortaya koyuyor.

1. Araştırma – Köpekler: “Sürdürülebilir Köpek Diyetlerinin Tüketici Kabulü: 2.639 Köpek Sahibiyle Yapılan Anket”

İlk çalışmada araştırma ekibi, dünya genelinde 2.639 köpek sahibiyle anket yaptı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 84’ü hâlen köpeklerini geleneksel veya çiğ et bazlı diyetlerle besliyordu. Ancak bu grubun yüzde 43’ü, buna rağmen en az bir tür daha sürdürülebilir köpek mamasını (örneğin vegan, vejetaryen veya hücreden üretilmiş et formülasyonları) değerlendirmeye açık olduklarını bildirdi.

Alternatif seçenekler arasında en çok kabul gören, hücreden üretilmiş et bazlı köpek maması oldu (yüzde 24). Bu oran, vejetaryen (yüzde 17) ve vegan (yüzde 13) diyetlerin önünde yer aldı. Katılımcılara bu alternatiflerin tercih edilebilmesi için hangi özelliklerin önemli olduğu sorulduğunda, ilk sırayı besin değerinin yeterliliği (yüzde 85) ve evcil hayvan sağlığına olumlu etkiler (yüzde 83) aldı.

2. Araştırma – Kediler: “Sürdürülebilir Kedi Diyetlerinin Tüketici Kabulü: 1.380 Kedi Sahibiyle Yapılan Anket”

İkinci çalışma, 1.380 kedi sahibinin yanıtlarını topladı. Katılımcıların yüzde 89’u, kedilerini geleneksel veya çiğ et bazlı diyetlerle beslediklerini belirtti. Ancak bu grubun yüzde 51’i, en az bir sürdürülebilir seçenek türünü kabul edilebilir buldu.

En popüler alternatifler arasında hücreden üretilmiş et bazlı diyetler (yüzde 33) ilk sırada yer aldı, ardından vegan diyetler (yüzde 18) geldi. Tıpkı köpek sahiplerinde olduğu gibi, bu alternatiflerin tercih edilmesinde belirleyici özellikler evcil hayvan sağlığı üzerindeki olumlu etkiler (yüzde 83) ve besin değerinin yeterliliği (yüzde 80) olarak öne çıktı.

TÜKETİCİLER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

Her iki çalışma da, kendisi et tüketimini azaltan veya kaçınan sahiplerin, evcil hayvanları için alternatif diyetlere çok daha açık olduklarını ortaya koydu. Yüksek eğitim seviyesine sahip kişiler de bu konuda daha istekliydi.

Yaş ve bölgesel farklılıklar da görüldü: yaşlı tüketiciler ve Birleşik Krallık’taki sahipler, diğer Avrupa ülkeleri, Kuzey Amerika veya Okyanusya’daki katılımcılara kıyasla genellikle alternatiflere daha az açık olduklarını belirttiler — ancak bu farklar çoğu durumda istatistiksel olarak anlamlı değildi.

BU NE ANLAMA GELİYOR?

Bu iki çalışma, geleneksel evcil hayvan maması üretiminin çevresel ve etik etkilerinin kamuoyunda giderek daha fazla fark edilmekte olduğu bir dönemde yayımlandı.
Veterinerlik profesörü ve araştırma ortak yazarı Andrew Knight, “Son araştırmalar, köpek ve kedilerimizin birlikte yetiştirilen tüm çiftlik hayvanlarının önemli bir kısmını tükettiğini gösteriyor. Bitki bazlı içeriklere veya hücreden üretilmiş etlere dayalı evcil hayvan mamaları, çiftlik hayvanları ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltarak evcil hayvan gıda sistemini dönüştürebilir.” şeklinde konuştu.

Küresel çapta yüz milyonlarca köpek ve kedi bulunduğu düşünüldüğünde, bu evcil hayvanların yalnızca küçük bir yüzdesinin bile daha düşük çevresel etkiye sahip diyetlere geçmesi önemli kazanımlar sağlayabilir.

Araştırmanın ortak yazarı Billy Nicholles, “Bu bulgular, hızla büyüyen alternatif evcil hayvan maması endüstrisi için büyük önem taşıyor. Şirketlerin kanıta dayalı, hedefe yönelik iletişim stratejileriyle büyümelerini hızlandırmasına ve yeni müşteriler kazanmalarına yardımcı olabilir.” dedi.

SEKTÖR VE VETERİNERLİK UYGULAMALARI İÇİN ÇIKARIMLAR

Evcil hayvan maması üreten şirketler için mesaj açık: sürdürülebilir diyet serileri geliştirmek yalnızca üretim inovasyonu değil, aynı zamanda güven inşası meselesidir.
Besin değerleri ve sağlık sonuçlarına dair net bilgiler, sahiplerin yeni ürünleri benimseme istekliliğinde belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor.

Veteriner hekimler ve hayvan refahı kuruluşları için ise bu bulgular, bilgilendirici iletişimin önemini vurguluyor. Sahipler alternatiflere açık olabilir, ancak evcil hayvanlarının sağlık sonuçları konusunda belirsizlik yaşıyorlarsa, kanıta dayalı rehberlik bu geçişi kolaylaştırmada kilit rol oynayacaktır.

KAYNAK: Sustainable Pet Food Foundation ( Sürdürülebilir Evcil Hayvan Gıdası Vakfı )
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Köpek ve kedi sahipleri sürdürülebilir diyetlere daha açık - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 16:56:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15112025030807_6aa8fa9c76d355837a61fee7225b5051.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15112025030807_6aa8fa9c76d355837a61fee7225b5051.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/15112025030807_6aa8fa9c76d355837a61fee7225b5051.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[25 yıl sonra yeniden buluştular]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-25-yil-sonra-yeniden-bulustular-7857.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-25-yil-sonra-yeniden-bulustular-7857.html</link>
                    <description><![CDATA[Edirnede Keşan Lisesi’nin 2000 yılı mezunları, 25 yıl aradan sonra bir araya gelerek unutulmaz bir gece yaşadı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Erdoğan DEMİR /EDİRNE (İGFA) - Edirne'de Keşan Lisesi 2000 mezunları, Uğur Aksoy’un organize ettiği özel gecede Keyif Restaurant’ta bir araya geldi. Mezunlar, 25 yıl sonra yeniden buluşmanın mutluluğunu yaşarken, dostlukların ilk günkü sıcaklığını koruduklarını dile getirdiler.

KEŞAN LİSESİ 2000 MEZUNLARINDAN 25 YIL SONRA UNUTULMAZ GECE

Keşan Lisesi’nin 2000 yılı mezunları, Uğur Aksoy’un organizasyonu ile uzun yıllar sonra yeniden bir araya geldi. Etkinlik, Keşan’da keyifli bir atmosferde gerçekleşti.

“SAMİMİYET HİÇ BİTMEDİ”

Üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen mezunların birbirine duyduğu samimiyet ve dostluğun hâlâ aynı şekilde devam ettiği gözlendi. Katılımcılar, geçmiş anıları yad ederek birlikte eğlendi.

“SENEYE DAHA KALABALIK OLACAĞIZ”

Gece sonunda yapılan konuşmalarda, bu tür buluşmaların geleneksel hâle getirilmesi dile getirildi. Mezunlar, “Gelecek yıl sayımızın artarak toplanacağımızı umut ediyoruz” ifadeleriyle yeniden bir araya gelme sözü verdiler.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[25 yıl sonra yeniden buluştular - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 10:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12112025202702_4a8ac5335649c8eb5f815b8d19ca2b10.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12112025202702_4a8ac5335649c8eb5f815b8d19ca2b10.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/12112025202702_4a8ac5335649c8eb5f815b8d19ca2b10.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bulut'tan “Hoş geldin Bebek” ziyareti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.trakyaolay.com/haber-buluttan-hos-geldin-bebek-ziyareti-7707.html</guid>
                    <link>https://www.trakyaolay.com/haber-buluttan-hos-geldin-bebek-ziyareti-7707.html</link>
                    <description><![CDATA[Kırklareli Belediye Başkanı Derya Bulut, Fatih Eser ve eşi Aycan Eser’i, dünyaya gözlerini açan güzel yavruları Asya vesilesiyle hastanede ziyaret etti ve tebriklerini iletti.
Başkan Bulut, “Asya bebeğe sağlıklı, huzurlu ve uzun bir ömür diliyorum. Analı, babalı büyüsün; vatana, millete hayırlı evlat olsun.” (TRAKYA 2000)
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.trakyaolay.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Bulut'tan “Hoş geldin Bebek” ziyareti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 04:59:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/buluttan-hos-geldin-bebek-ziyareti-080103-20251031.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/buluttan-hos-geldin-bebek-ziyareti-080103-20251031.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.trakyaolay.com/images/haber/buluttan-hos-geldin-bebek-ziyareti-080103-20251031.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>