Yazı Detayı
10 Ekim 2021 - Pazar 21:40
 
GEÇMİŞTEN GELECEĞE İNSANA DAİR HER ŞEY KENTİMİZİN ÖYKÜSÜ – 5
AHMET RODOPMAN
 
 

Okul çağlarımızda bizlere Trakya’ ya ilk gelip yerleşenlerin Traklar olduğu ve Trakya’ nın tarihinin Traklar ile başladığı söylenir ve öğretilirdi. O günkü bilgilerimize göre yanlışta değildi elbette. Ancak 1980 yılı sonrasında başlayan kazılarla bunun böyle olmadığı, Trakya’ nın, dolayısı ile de Kırklareli’ nin tarihinin çok daha gerilerden başladığını, ilk sakinlerin nerelerden gelip kentin nasıl bir gelişme gösterdiğini önceki yazılarımızda da belirttiğim gibi değerli arkeolog Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’  nın yaptığı çalışmalarından çıkan sonuçlardan anlayabiliyoruz.

Öykümüze bundan sonra M.Ö.1.800 lü yıllardan 1.200 yıllara gelininceye kadar, Orta Avrupa’ dan,  Balkanların Kuzeyinden ve Anadolu’nun Kuzey batısından yaşadığımız bu topraklara gelip yerleşen ve oldukça kalabalık değişik özelliklere sahip insan topluluklarından oluşan Traklar’ dan söz etmeye başlayacağız. Güney doğu Avrupa’ nın bu güzel yarımadasına ismini veren Trak’ ların nerelerden kalkıp geldiği bugün hala tam olarak kesinleşmemiş bir tarihsel sorun şeklinde karşımızda durmaktadır. Kuzey Avrupa’ dan indikleri söylendiği gibi, Orta Asya bozkırlarından değişik yollar ve kollar halinde gelen Türk oymaklarından olduklarının da kanıtlanmaya çalışıldığını görmekteyiz. Hatta Afrika’ dan orta Nil vadisinden kalkıp, Mezopotamya  ve yakın doğuda soluklanıp, Anadolu’ yu geçerek bölgemize ulaştıkları konusunda ısrarcı olan bilim insanlarının tezlerinin de olduğunu düşünürsek, bizlerin bu karmaşanın altından kısa zamanda kalkabileceğimize inanamıyorum.

Bunun en büyük nedeni de o yıllarda Keltler, İskitler ve Kimmerler de olduğu gibi Traklar’ da da  yazı henüz kullanıma başlamadığı için yazılı belgelere ulaşamıyoruz. Türkçe bilgi ve belgelerinde eksikliği nedeniyle tek bilgi kaynağımızı Antik Yunan belgeleri oluşturuyor. İlerleyen yıllarda aynı topraklara gelen değişik Trak boylarının, farklı  kaynaklara göre 36 veya 39 boy oldukları belirtilmektedir. Trak toplulukları kendi aralarında haberleşme ve alış veriş için geliştirdikleri ancak uzun süreli olamayan Hint-Avrupa kökenli bir dili kullanmışlardır. Yazı kullanmadıkları için de dil konusunda bir belirleyicilik ve kalıcılık yakalanamamıştır. Burada ki eksiklikleri bıraktıkları höyük, mezar gibi yapıtların detaylı incelenip karşılaştırılmaları sonucunda edinilen bilgilerle tamamlamaya çalışılmaktadır. Heradotos’ un  yazdıklarından edindiğimiz bilgilere göre, ‘’Traklar Hint’ lilerden sonra dünyada ki en büyük topluluktur’’ deyişi, bizler içinde, Trakları daha iyi anlamamız için önemli bir ayrıntı olmaktadır. Yazılı metin bırakamayışları, Dilleri, Yazıları ve birlikte hareket edemeyip dağınık yaşamayı seçmeleri nedeniyle yaşadıkları zaman diliminde etkili bir kimliğe ulaşamamışlardır.

Nerelerden, nasıl, niçin ve ne zaman geldiklerinin kesin bilgileri bilimsel arkeolojik kazılardan elde edilecek bilgiler nasıl olsa bir süre sonra çözüp ortaya çıkaracaktır. Biz şu ana kadar elde ettiğimiz bilgiler ışığında kentimizin öyküsüne devam edecek olursak; bu göç dalgalarının bütün Trakya’ ya yayıldığını söyleyebilmemiz söz konusudur. İlk Demir Çağı olarak niteleyebileceğimiz bu dönemin M.Ö.1200 yılları civarında olduğunu yapılan çalışmalar ortaya çıkarmıştır. Bunu gerek Trakya’ da gerekse çevre coğrafyasında olan Troya, İstanbul, Bulgaristan, Mekadonya ve Romanya’ da yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda elde edilen mezar, höyük, dolmen ve menhir’ lerde yapılan çalışmalarla saptanabilmiştir.

Kırklareli’ de,  ilçelerinde ve köylerinde yapılan yüzey araştırmalarında M.Ö. 900 – 800 yıllarına tarihlenen bu oluşumlara Kapaklı, Taşlıcabayır, Dokuz Höyük, Lefeci gibi yerleşim alanlarında rastlanmıştır. Yani günümüzden yaklaşık 2.000  yıl kadar önceleri Trakya’ ya isimlerini veren Trak’ ların, bugün gezdiğimiz bu topraklarda dolaşmış, edindikleri kültür ortamını daha da geliştirmek için çalışmış olduklarını anlayabiliyoruz. Medeniyetin adım adım geliştiği bu devre de artık tunç devride bitip yerine erken Demir çağı gelmekte olduğu görülmektedir.

Tarihte Trak’ ların yurdu olarak adlandırılan Trakya’ nın Avrupa’ nın en doğusunda oldukça büyük bir alana verilen bir isim olduğunu biliyoruz. Bu alan, batıda Vardar Ovaları ve Makedonya ortalarından, Doğu’ da Karadeniz kıyılarına ve Kuzey Batı Anadolu içlerine kadar yayıldığı; Kuzey’ de Tuna Boylarından,Güney’ de Kuzey Ege ve Marmara Kıyıları’ nı atlayarak Kuzey Ege Adaları’ na kadar genişlemektedir. Böylesi bir coğrafyanın yaklaşık merkezinde de bizim kentimizin yar alması şaşırtıcı bir şansımız olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle M.Ö. 5. Yüzyılda Edirne civarında kurulan Odris devleti, M.Ö. 4. Yüzyılda Vize’ de oluşan Ast Krallığı ve Tekirdağ’ da kurulan Trak Şehirlerinin üçgeninin ortasında yer alan Kırklareli toprakları Trak kültürünün en yaygın ve en belirleyici özelliklerini taşımaktadır. Her ne kadar bilimsel veriler elimizde olmasa da Trakyalı olarak pek çoğumuzda Trakların genleri bulunabileceğini rahatlıkla düşünebiliriz.

Trakların farklı boylarına bağlı olarak taşıdıkları değişik özelliklerinden söz edilmektedir. Zamanla, savaşçı, saldırgan, barışçı, yerleşik hayata alışmış çiftçilerden, çalışmayı hiç sevmeyen yağma ve işgallerle yaşantılarını devam ettirmek isteyenler gibi farklı özellikleri olanların oluşturduğu çok büyük bir nüfusa ulaşmışlardır. Traklar genel olarak aile ve klanlar çevresinde oluşmuş kabilelere dayalı bir toplumsal örgütlenme  kurmuşlardır. Özgürlüklerine son derece özen gösteren bu toplulukların ne yazık ki birleşerek çok daha güçlü devletler kurabilme olasılıkları gerçekleşememiştir. Bu nedenle dışarıdan gelen saldırılara karşı koyamamışlar ve bir süre sonra da asimile olup tarihe karışmışlardır. Belki de onun için bir çoğumuzun çokça yakındığı, Trakyalıların bir araya gelip, topluca büyük işler girişimler yapamamamızın temellerini Trak’ lardan miras kalan bu kötü huylarımıza borçluyuzdur. Bilinmez ki.

Trakların güzümüze kadar gelen kültürel ve kişisel özelliklerinden gelecek yazılarımızda söz etmek üzere, adları ile anılan bu topraklarda, huzurlu ve mutlu günler yaşamanız dileklerimle.

 
 
 
Etiketler: GEÇMİŞTEN, GELECEĞE, İNSANA, DAİR, HER, ŞEY, , , , , KENTİMİZİN, ÖYKÜSÜ, –, 5,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı