Damar Tıkanıklığında Antibiyotikle Tedavi Umudu: Damarları Bir Parazit Tıkıyor Olabilir
Damar Tıkanıklığında Antibiyotikle Tedavi Umudu: Damarları Bir Parazit Tıkıyor Olabilir
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, kalp ve damar hastalıklarının en önemli sonuçlarından biri olan damar tıkanıklığının oluşumuna ilişkin ezberleri değiştirebilecek yeni bir olasılığı gündeme getiriyor.
TRAKYA 2000 - Damar tıkanıklığına yol açan aterom plaklarını incelediklerinde Toxoplasma gondii DNA’sına rastlayan araştırmacılar, damar tıkanıklığında bu parazitin sanılandan daha önemli bir rolü olabileceğine dikkat çekiyorlar. Araştırmanın yeni aşamasında ise kritik bir soruya yanıt aranıyor: Aterom plaklarında DNA’sı saptanan bu parazit, geçmişte geçirilmiş bir enfeksiyonun damarda kalan izinden mi ibaret, yoksa damar plağında canlılığını koruyup çoğalarak plağın büyümesine ve damar tıkanıklığının ilerlemesine katkı mı sağlıyor? Araştırmacılar bu kez aterom plaklarından bu paraziti üreterek bu plaklarda canlı parazit olduğunu kanıtlamak istiyor. Eğer Toxoplasma’nın damar tıkanıklığının oluşumunda ve ilerlemesinde aktif bir rol oynadığı bilimsel olarak kanıtlanırsa, bugüne kadar büyük ölçüde kolesterol, damar sertliği ve yaşam tarzı faktörleri üzerinden ele alınan kalp-damar hastalıklarının tedavisinde yeni bir sayfa açılabilir. Yani, damar plağının büyümesinde gerçekten bu parazit rol oynuyorsa, gelecekte bazı kalp ve damar hastalıklarında plağı hedeflemek yerine enfeksiyonu hedefleyen antibiyotik tedavileri gündeme gelebilir. Belki de yakın bir gelecekte damar tıkanıklığını antibiyotiklerle tedavi ederek kalp krizi ve inme riskini azaltmak mümkün olabilecek.
Kalp ve damar hastalıkları, dünyada en önemli ölüm nedenlerinin başında geliyor. Kalp ve beyin damarlarının daralması veya tıkanması, kalp krizi, inme ve felç gibi yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kalp-damar hastalıkları her yıl yaklaşık 18 milyon kişinin ölümüne neden oluyor ve bu ölümlerin büyük bölümünü kalp krizi ve inme oluşturuyor. Türkiye’de de kalp-damar hastalıkları en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor.
Damar tıkanıklığının temelinde damar duvarının zaman içinde bozulması, kolesterol birikimi ve damar sertliği gibi mekanizmaların bulunduğu biliniyor. Yaş, sigara kullanımı, diyabet ve yüksek tansiyon gibi faktörler de bu süreci hızlandırabiliyor. Ancak Acıbadem Üniversitesi’nin çalışması, damar tıkanıklığına ilişkin önemli bir soruyu gündeme taşıyor: Aterom plaklarının oluşumunda mikroorganizmaların da rolü olabilir mi? Eğer bu ilişkinin varlığı ve mekanizması kanıtlanabilirse, gelecekte kalp krizi, inme ve damar tıkanıklığı gibi hastalıkların tedavisinde antibiyotikler kullanılarak tamamen farklı bir tedavi yaklaşımının kapısı açılabilir.
Damarları Tıkayan Plaklarda, Parazit DNA’sına Rastlandı
Araştırmayla ilgili ayrıntıları anlatan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Damar tıkanıklığı yıllardır büyük ölçüde damar sertliği ve kolesterol birikimi üzerinden açıklanıyor. Ancak biz şu soruyu sorduk: Acaba damarları tıkayan aterom plaklarının oluşumunda mikroorganizmaların da bir rolü olabilir mi? Daha önce bazı mikroorganizmaların damar hastalıklarıyla ilişkili olabileceği öne sürülmüştü. Örneğin mide ülserleriyle ilişkilendirilen Helicobacter pylori ile bazı solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan Chlamydia pneumoniae bakterisinin damar sertliği ve damar tıkanıklığındaki olası rolü araştırılmıştı. Ancak bugüne kadar bu mikroorganizmaların damar tıkanıklığının doğrudan nedeni olduğunu ortaya koyan kesin bir kanıt elde edilemedi.
Acıbadem Üniversitesi ekibi olarak bu soruya farklı bir yöntemle yanıt aradık. Araştırma kapsamında Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut ve ekibi ile birlikte çalıştık ve damar tıkanıklığı nedeniyle ameliyat veya girişimsel işlemler sırasında çıkarılan aterom plaklarını inceledik. Bu dokuların tüm DNA’sını analiz ederek özellikle mikrobiyal DNA üzerinde yoğunlaştık. Ve sonuç olarak büyük bir sürprizle karşılaştık. 20 örneğin 8’inde, yani neredeyse yarısında Toxoplasma gondii parazitinin DNA’sına rastladık. İncelediğimiz örneklerde başka bir mikroorganizmaya ait DNA’ya rastlamadık” şeklinde konuşuyor.
Araştırma sonuçlarının dikkat çekici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Ancak parazitin DNA’sını bulmuş olmamız, tek başına bu parazitin damar tıkanıklığına neden olduğunu kanıtlamıyor. Şimdi asıl soruya yanıt arıyoruz: Bu parazit gerçekten damarda canlı olarak bulunuyor ve çoğalıyor mu? Bunu kanıtlarsak gelecekte basit bir antibiyotik tedavisiyle damar tıkanıklıkları engellenebilir, kalp krizi, felç gibi sıkıntılar da önlenebilir” diyor.
Bu Parazit Toplumda Çok Yaygın
Toxoplasma gondii, toplumda oldukça yaygın görülen bir parazit. İnsanlara çoğunlukla yeterince pişirilmemiş et, kontamine su veya uygun şekilde temizlenmemiş gıdalar yoluyla bulaşabiliyor. Enfeksiyon sonrasında vücudun çeşitli dokularında uzun süre kalabiliyor. Toplumun önemli bir bölümünün yaşamının bir döneminde bu parazitle karşılaştığı ve buna karşı antikor geliştirdiği biliniyor. Ancak araştırmacıların üzerinde durduğu nokta, parazitin aterom plağında bulunmasının ne anlama geldiği. Acaba parazit, damar plağının büyümesine katkı sağlıyor mu?
TÜBİTAK tarafından da desteklenmesi kabul edilen proje kapsamında deneysel çalışmalar yürütülecek. Araştırmacılar, aterom plaklarında bulunan parazitin canlılığını ve çoğalma kapasitesini araştıracak. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Eğer parazitin, aterom plağında canlı olduğunu gösterebilir ve burada çoğaldığını ortaya koyabilirsek, bunun yalnızca geçmişten kalmış bir DNA parçası olmadığını, aktif bir enfeksiyon etkeni olabileceğini daha güçlü biçimde ortaya koyabiliriz” diyor.
Plağın Büyümesini Durdurmak Bile Büyük Bir Kazanım
Damar tıkanıklığında yalnızca mevcut darlığın derecesi değil, plağın zaman içinde büyümesi ve damarı daha fazla daraltması da büyük önem taşıyor. Bu nedenle gelecekte geliştirilecek bir tedavinin plağı tamamen ortadan kaldırmasından ziyade büyümesini durdurması dahi önemli bir klinik fayda sağlayabilir. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, olası tedavi yaklaşımının önemini şöyle anlatıyor: “Damarın yüzde 50 oranında tıkalı olduğunu düşünelim. Eğer bir tedaviyle bu plağın büyümesini durdurabiliyorsak, bu bile önemli bir kazanım olabilir. Çünkü plağın ilerlemesini engellemek, damarın daha ileri düzeyde tıkanmasını ve buna bağlı kalp krizi veya inme riskinin artmasını önlemeye katkı sağlayabilir.”
Bu nedenle araştırmacılar, gelecekte yalnızca kalp damarlarındaki değil, beyne kan taşıyan şah damarı gibi damarlardaki aterom plaklarında da benzer mekanizmaların araştırılabileceğine dikkat çekiyor.
Kalp Krizi Ve İnmede Yeni Bir Tedavi Kapısı Açılabilir
Kalp-damar hastalıklarının dünya genelindeki yaygınlığı göz önüne alındığında, damar tıkanıklığının oluşum mekanizmasına ilişkin yeni bulgular büyük önem taşıyor. Acıbadem Üniversitesi’nde yürütülen çalışma da bu hastalıkların oluşumunda enfeksiyonların olası rolüne ilişkin yeni bir araştırma alanı ortaya koyuyor.
Çalışmanın yaklaşık 1-1,5 yıl içinde sonuçlanması bekleniyor.
Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, bu noktada çalışmanın henüz araştırma aşamasında olduğunun altını çizerek, “Şu anda elimizde umut verici bir bulgu var; ancak bu bulgunun tedaviye dönüşebilmesi için önümüzde kat edilmesi gereken önemli bir bilimsel yol bulunuyor” diyor. Çalışma, henüz klinik uygulamaya dönüşmüş bir tedavi sunmasa da, kalp-damar hastalıklarının nedenlerini anlamak ve gelecekte yeni tedavi yöntemleri geliştirmek açısından umut vaat eden önemli bir araştırma olarak öne çıkıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


