Dr. Zengin: Anne sütü hiçbir laboratuvarda üretilemeyecek eşsiz bir besindir
Dr. Zengin: Anne sütü hiçbir laboratuvarda üretilemeyecek eşsiz bir besindir
Anne sütünün parmak izi gibi eşsiz ve hiçbir laboratuvarda üretilemeyecek kadar özel bir besin olduğunu belirten Dr. Fuat Zengin, ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesi gerektiğini vurguladı.
TRAKYA 2000 - Malatya'da görev yapan Aile Hekimi ve Halk Sağlığı Doktoru Dr. Fuat Zengin, "1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası" dolayısıyla emzirme ve anne sütünün önemi hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
Dr. Zengin, anne sütünün hem bebeğin sağlıklı gelişimi hem de toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi.
"Anne sütü bebeğe özel hazırlanmış mucizevi bir besindir"
Anne sütünün içeriğinin tamamen bebeğin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini ifade eden Dr. Zengin, "Anne sütü tamamen mucizevi bir içeriğe sahip bir beslenme aracıdır. Anne karnından yeni doğan bebeğin sindirim sistemi başka gıdalara henüz hazır değildir. Onun ihtiyaç duyduğu besinleri en mükemmel şekilde karşılayan gıda anne sütüdür. Bu nedenle fizyolojik büyüme açısından son derece önemlidir." dedi.
"Anne sütü sadece fiziksel değil, psikolojik ve ruhsal gelişime de katkı sağlıyor"
Anne sütünün sadece fiziksel değil, psikolojik ve ruhsal gelişime de katkı sağladığını belirten Zengin, "Anne sütünün içeriği bebeğin ihtiyaçlarına göre değişebilmektedir. İlk gelen kolostrum adı verilen süt, bebeğin sindirim sistemini adeta koruyucu bir tabaka gibi kaplayarak mikropların geçişini engeller. İçerdiği immünoglobulin A sayesinde bakterilere karşı koruyucu görev üstlenir." ifadelerini kullandı.
"Sütün içeriği emzirme sırasında bile değişiyor"
Anne sütünün emzirme sürecinde dahi farklı özellikler gösterdiğini belirten Zengin, "Sütün ilk kısmında su ve şeker oranı yüksektir. Emzirmenin ilerleyen safhalarında ise protein ve aminoasit oranı artmaktadır. Yani süt, bebeğin ihtiyacına göre değişmektedir." diye konuştu.
Anne sütünün eşsiz bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Zengin, "Anne sütü tıpkı bir parmak izi gibidir. Hiçbir laboratuvar bu sütün aynısını üretemez. Bu nedenle anne sütü bebeğin fizyolojik, psikolojik ve ruhsal gelişimi için mükemmel hazırlanmış bir gıdadır." dedi.
"İlk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir"
İlk 6 ayda anne sütünün yüzde 88'inin sudan oluştuğunu hatırlatan Zengin, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığının da aynı tavsiyede bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
"İlk 6 ay mutlaka sadece anne sütü verilmesi gerekiyor. Çünkü bebeğin sindirim sistemi henüz yenidir ve anne sütü onun için en ideal beslenme şeklidir. Bu dönem bebeğin büyüme ve gelişmesinin temellerinin atıldığı en önemli dönemdir."
"Doğru emzirme teknikleri konusunda eğitimler yaygınlaşıyor"
Toplumda emzirme konusunda bazı yanlış inanışların bulunduğunu dile getiren Zengin, "Memenin büyük ya da küçük olmasının süt yeterliliğiyle ilişkilendirildiği yanlış inanışlar var. Çocuk kısa süre emdiğinde doyduğu düşünülerek emzirmenin bırakılması gibi hatalı uygulamalar görülebiliyor. Ancak gebelik döneminden itibaren verilen eğitimlerle doğru emzirme teknikleri toplumda giderek yaygınlaşıyor." ifadelerini kullandı.
"Emzirmek sadece annenin sorumluluğu değildir"
Emzirmenin yalnızca annenin görevi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Zengin, toplumun tüm kesimlerinin bu konuda destek olması gerektiğini söyledi.
Zengin, "Bir annenin topluma yapabileceği en büyük iyilik bebeğini sağlıklı yetiştirmesidir. Ancak bu sadece annenin görevi değildir. İş yerlerinin, ailelerin ve toplumun anneleri desteklemesi gerekir. İş yerlerinde kreşlerin bulunması, süt izinlerinin rahat kullanılabilmesi ve annelerin işe dönüşlerinin kademeli şekilde planlanması faydalı olacaktır."
"Çalışan annelere ekonomik destek sağlanmalı"
Çalışan annelerin çocuklarına daha fazla vakit ayırabilmeleri için yeni uygulamaların hayata geçirilebileceğini ifade eden Zengin, "24 haftalık doğum izni önemli bir gelişmedir. Ancak sonrasında da annelerin yarı ücretli izin gibi uygulamalarla desteklenmesi güzel olacaktır. Çalışan anneler, bebeklerine bakmak istediklerinde ekonomik açıdan desteklenmelidir." dedi.
"Anneliğin değeri toplum tarafından korunmalıdır"
Anneliğin toplumun geleceğini şekillendiren en önemli görevlerden biri olduğunu belirten Zengin, "Anne bir eliyle beşiği, bir eliyle dünyayı sallar. Çünkü topluma yeni bireyler kazandıran ilk kişidir. Annelere ne kadar değer verirsek yetişen nesiller de o kadar sağlıklı ve topluma faydalı olur." diye konuştu.
"Doğurganlık oranındaki düşüş endişe verici"
Türkiye'deki doğurganlık hızının nüfusun kendini yenileme seviyesinin altına düştüğünü belirten Zengin, "Bir toplumun kendini sürdürebilmesi için doğurganlık hızının en az 2,1 olması gerekir. Ancak Türkiye'de bu oran 1,42 seviyesine gerilemiştir. Evlenme yaşlarının yükselmesi ve çocuk sahibi olma isteğinin azalması yaşlı nüfusun artmasına neden oluyor. Bu konuda aileleri destekleyici sosyal politikalar geliştirilmelidir." dedi.
"Anneler doğum sonrası da desteklenmeli"
Doğum sonrası depresyonun da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Zengin, "Her 10 anneden bir veya ikisinde doğum sonrası depresyon görülebiliyor. Annelerin sosyal faaliyetlere kolay ulaşabilmesi, belediyelerin sosyal imkânlarından ücretsiz yararlanabilmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi hem anne sağlığı hem de aile yapısı açısından önemlidir." şeklinde konuştu.
"Kur'an-ı Kerim de iki yıla kadar emzirmeyi tavsiye ediyor"
Anne sütünün dini açıdan da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Zengin, sözlerini şöyle tamamladı:
"Anne sütü Allah tarafından bebeğe özel hazırlanmış bir nimettir. Kur'an-ı Kerim'de de annelerin çocuklarını iki yaşına kadar emzirmeleri tavsiye edilmektedir. Bilimsel, toplumsal ve dini açıdan anne sütünün önemi tartışılmazdır. Bu nedenle emzirme yükünü yalnızca annenin omuzlarına bırakmamalıyız. Eşiyle, iş yeriyle ve toplumun tüm kesimleriyle annelere destek olunmalıdır." (İLKHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

