Rusya- Ukrayna savaşında son dört gün: Savaşta dengeler yeniden şekilleniyor
Rusya- Ukrayna savaşında son dört gün: Savaşta dengeler yeniden şekilleniyor
Rusya-Ukrayna savaşında son dört gün, Moskova'nın özellikle uzun menzilli saldırılar ve doğu cephesindeki sürekli askeri baskıyla inisiyatifi korumaya çalıştığı, Kiev'in ise hem cephede hem de hava savunmasında artan bir yükle karşı karşıya kaldığı bir dönem oldu.
TRAKYA 2000 GAZETESİ - 10-13 Ağustos arasındaki gelişmeler, savaşın yalnızca cephe hattında değil, Ukrayna'nın enerji, liman ve lojistik altyapısı üzerinde de giderek daha ağır bir yıpratma mücadelesine dönüştüğünü gösterdi.
Rusya, 13 Ağustos gecesi Ukrayna'nın Tuna Nehri üzerindeki en önemli ihracat merkezlerinden İzmail çevresini hedef aldı. Reuters'ın aktardığına göre saldırıda liman altyapısında hasar meydana gelirken yangın çıktı. İzmail'in hedef alınması, Karadeniz'deki saldırılar nedeniyle deniz yoluyla ihracat kapasitesi zaten baskı altında bulunan Ukrayna açısından ekonomik ve lojistik açıdan önem taşıyor.
Moskova'nın Ukrayna'nın Karadeniz ve Tuna üzerinden yürüttüğü ticarete yönelik baskısı son haftalarda belirgin biçimde arttı. Ukrayna makamlarına göre yalnızca temmuz ayında limanlardaki gemilere yönelik 35, denizdeki gemilere yönelik 22 saldırı ve liman altyapısına 67 saldırı düzenlendi. Reuters'a göre bu saldırılar sonrasında Odesa çevresindeki limanlara yönelik gemi seferleri ciddi biçimde aksarken, hasat döneminin başlaması Ukrayna'nın tahıl ihracatı üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Cephede ise Rusya'nın Donetsk yönündeki ilerleme baskısı sürüyor. Moskova 9 Ağustos'ta Donetsk bölgesinde Vasyutinske ve Toretsk yerleşimlerini ele geçirdiğini duyurdu. Açıklama, Rus ordusunun Ukrayna'nın doğusundaki savunma hattına yönelik sürekli baskısının sürdüğünü ortaya koydu. Rus kuvvetleri açısından özellikle Kostiantynivka çevresi ve Donetsk'in batısına uzanan hat stratejik önem taşıyor.
Rusya'nın hava gücü ve füze kapasitesi de Kiev üzerindeki baskının temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor. 10-11 Ağustos gecesi Rus kuvvetleri Ukrayna'ya yeniden balistik ve yarı balistik füzeler ile insansız hava araçlarından oluşan birleşik bir saldırı düzenledi. 12 Ağustos'ta da Rus saldırılarında en az 10 kişinin hayatını kaybettiği Ukrayna makamlarınca açıklandı. Bu saldırılar, Ukrayna'nın hava savunma mühimmatına ilişkin kronik sorunun savaşın gidişatında kritik bir faktör haline geldiğine işaret ediyor.
Kiev'in kendi açıklamaları da hava savunmasındaki açığın boyutuna ilişkin önemli bir tablo ortaya koyuyor. 8 Ağustos'ta Ukrayna Hava Kuvvetleri, bir gecede fırlatılan 151 Rus İHA'sının 135'inin önlendiğini açıklarken, altı balistik füzenin durdurulamadığını bildirdi. Temmuz ayında ise Ukrayna'nın açıklamasına göre fırlatılan 195 Rus füzesinden yalnızca 29'u engellenebildi. Bu veriler, Batı menşeli hava savunma sistemleri ve özellikle Patriot önleyicilerine duyulan ihtiyacın neden Kiev'in diplomatik gündeminde yeniden üst sıralara çıktığını gösteriyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin 12 Ağustos'ta ABD'ye yeni Patriot önleyicileri çağrısını yinelemesi de savaşın önemli bir başka boyutunu ortaya koydu. Kiev, Rusya'nın artan balistik füze kapasitesine karşı kendi kaynaklarının yetersiz kaldığını açıkça kabul ederken, Washington'dan daha fazla mühimmat ve savunma sistemi talep ediyor. Bu durum, Ukrayna'nın savaşın kritik unsurlarında Batı'nın askeri desteğine bağımlılığının sürdüğünü gösteriyor.
Öte yandan Ukrayna'nın Rusya'nın derinliklerine yönelik saldırıları da son dört günün dikkat çeken gelişmeleri arasında yer aldı. 10 Ağustos'ta Rusya'nın Tataristan bölgesindeki Nijnekamsk kentinde düzenlenen Ukrayna İHA saldırısında en az 13 kişinin öldüğü ve 39 kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırının TANECO petrol rafinerisini de hedef aldığı açıklandı. Ancak bu tür saldırıların Rusya'nın genel savaş kapasitesini ne ölçüde etkilediği tartışılırken, Moskova'nın Ukrayna'daki altyapıya yönelik saldırılarıyla kıyaslandığında Ukrayna'nın Rusya topraklarındaki operasyonlarının daha çok baskı ve ekonomik maliyet oluşturma amacı taşıdığı görülüyor.
Kiev'in 12 Ağustos'ta Rusya'nın Karadeniz'deki Novorossiysk üssüne düzenlediği saldırı ise Ukrayna'nın savaş alanını genişletme kapasitesini gösterdi. Reuters, saldırıda Rus savaş gemilerinin bulunduğu deniz üssünün yanı sıra iki büyük tahıl terminalinin de faaliyetlerini durdurduğunu bildirdi. Ancak saldırının ardından Washington'ın Kiev'e Rusya'nın Novorossiysk limanını kullanan ancak Rusya'ya ait olmayan petrol tankerlerine yönelik saldırıları durdurması yönünde baskı yaptığı ortaya çıktı. Reuters'a göre ABD, Kazakistan petrolünü taşıyan tankerlerin ve Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu altyapısının hedef alınmasının küresel petrol piyasaları üzerindeki etkisinden endişe ediyor.
Bu gelişme, savaşın diplomatik boyutunda Kiev'in hareket alanının sınırlarını da ortaya koydu. Ukrayna bir yandan Rusya'nın ekonomik ve askeri altyapısını hedef almaya çalışırken, diğer yandan en önemli destekçisi ABD'nin belirli hedeflere saldırılmaması yönündeki taleplerini dikkate almak zorunda kalıyor. Böylece savaş alanındaki Ukrayna operasyonları, yalnızca Moskova'nın askeri kapasitesiyle değil, Washington'ın ekonomik ve stratejik çıkarlarıyla da sınırlanıyor.
Diplomatik cephede de Kiev açısından tablo kolay görünmüyor. Zelenskiy 11 Ağustos'ta savaşın sona erdirilmesine ilişkin önerilerini ABD'li müzakerecilere ilettiğini açıkladı. ABD'li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın Kiev ve Moskova temaslarının gündeme gelmesi, Washington'ın savaşın sona erdirilmesi konusunda yeniden aktif diplomasi yürüttüğünü gösteriyor. Ancak tarafların toprak, güvenlik garantileri ve savaş sonrası düzen konularındaki pozisyonları hâlâ birbirinden oldukça uzak.
Rusya ise diplomatik süreçte askeri baskıyı azaltmak yerine sürdürerek müzakere masasındaki konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Bu stratejinin temel avantajı, Moskova'nın sahadaki kazanımlarını müzakerelerde pazarlık unsuru olarak kullanabilmesi. Ukrayna'nın ise bir yandan Rus ilerlemesini durdurması, diğer yandan Batı'nın askeri yardımının devamını sağlaması ve aynı zamanda müzakere sürecinde toprak tavizi vermemesi gerekiyor. Bu üç hedefin aynı anda gerçekleştirilmesi Kiev açısından giderek daha zor bir dengeye dönüşüyor.
Savaşın insani ve askeri maliyetleri konusunda tarafların açıkladığı rakamlar ise birbirinden büyük ölçüde farklı. Ukrayna Genelkurmayı 13 Ağustos itibarıyla Rusya'nın savaş boyunca yaklaşık 1 milyon 462 bin 970 asker kaybettiğini ileri sürdü. Bu rakam Kiev'in günlük tahminidir ve bağımsız biçimde doğrulanmış bir bilanço olarak kabul edilmemeli. Buna karşılık CSIS'in 2026 başındaki değerlendirmesinde, 2022-2025 döneminde Rusya'nın askeri kayıplarının Ukrayna'nınkinden daha yüksek olduğu tahmin edilmişti. Dolayısıyla toplam kayıplara ilişkin kesin bir rakam bulunmasa da savaşın her iki taraf açısından da ağır bir yıpratma savaşına dönüştüğü açık.
Ukrayna son günlerde kendi karşı saldırı başarısını da özellikle öne çıkarmaya çalışıyor. Zelenskiy 12 Ağustos'ta, 2026 yılı içinde güneydoğu cephe hattında 745 kilometrekarelik alanın geri alındığını ve 26 yerleşimin kontrol altına geçirildiğini açıkladı. Bağımsız savaş haritası kuruluşu DeepState ise Ukrayna'nın 19 yerleşimde kontrolü yeniden sağladığını ve altı bölgede Rus birliklerini geri ittiğini bildirdi. Ancak söz konusu Ukrayna kazanımlarının önemli bölümü Rusya'nın daha önceki ilerlemelerini kısmen geri çeviren yerel operasyonlardan oluşuyor ve Ukrayna'nın açıklamalarının tamamı bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Son dört günün genel tablosu bu nedenle tek taraflı bir cephe çöküşünden ziyade, Rusya'nın uzun süreli yıpratma stratejisinin devam ettiğini gösteriyor. Moskova, doğu cephesindeki baskıyı, Ukrayna'nın liman ve lojistik altyapısına yönelik saldırıları ve yoğun füze-İHA operasyonlarını aynı anda sürdürüyor. Kiev ise Rusya'nın derinliklerine saldırılar düzenleyerek savaşın maliyetini Moskova'ya taşımaya çalışıyor ancak bunun karşılığında Batı'nın hava savunma ve mühimmat desteğine olan ihtiyacı giderek daha görünür hale geliyor.
Bu tablo, savaşın yakın zamanda kesin bir askeri sonuçtan ziyade daha sert bir yıpratma dönemine girdiğine işaret ediyor. Rusya açısından en önemli avantaj, geniş insan gücü ve sanayi kapasitesiyle uzun süreli savaş yürütme kabiliyetini koruması olurken, Ukrayna açısından temel sorun savunma hattını ayakta tutarken aynı zamanda Batı'nın siyasi ve askeri desteğinin sürekliliğini sağlamaya devam etmek. Washington'ın dahi Ukrayna'nın bazı Rus enerji hedeflerine yönelik operasyonlarını sınırlamaya başlaması, Kiev'in savaş alanındaki manevra alanının müttefiklerinin çıkarlarıyla ne ölçüde bağlantılı olduğunu gösteren dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. (İLKHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

