2000
20002
RAUF HAMDİ SALACAKLI
Köşe Yazarı
RAUF HAMDİ SALACAKLI
 

Güneşe Çıkmaya Cesaret Edenlerin Gölgesi Olur

Hayat bazen başkalarını merkeze alan bir vitrin gibi görünür gözümüze. Biz hep vitrinin dışında durur, bakar; izler, hayran kalırız. Her parıltıda bir başkasının yürüyüşünü, her kahkahada bir başkasının zaferini görür, sessizce kendi eksiklerimizi fark ederiz. Sanki o vitrinde hep bir başkası vardır. Ve biz, dışarıdan bakarken o vitrine, onun ışığına özlem duyar, kendi gölgemizde kaybolduğumuzu hissederiz. Başkasının bisikleti olur, rüzgâr gibi süzülür. Başkası üniversiteyi kazanır, tüm kapılar ona ardına kadar açılır. Başkası mezun olur, cübbesi omzunda ağır ve görkemli durur. Başkası yüksek lisans yapar, kitapları kalındır. Başkası güzel bir iş bulur, sabahları emin adımlarla yürür. Başkası evlenir, alkışlar onun için yükselir. Başkası ev sahibi olur, anahtarı cebinde şıngırdayarak yürür. Başkası mutludur; kahkahası etrafı sarar. Başkasının denize yakın hayatı vardır. Gün batımı onun üzerinde bir şiir gibi süzülür. Başkası cesurdur, parlaktır, “tam”dır. Başkası… başkası… başkası… Biz ise eksik bırakılmış bir cümle gibi uzaktan seyrederiz o vitrini. Zaman geçer. Yıllar, gardıropta unutulmuş bir ceketin omzuna sinen toz gibi birikir. Ve bir gün, zihninde küçük bir ampul yanar. Yaş alırken fark edersin ki “başkası” dediğin her şeyin sana da ait bir yanı taşıdığını. Gıpta ettiğin yollar senin ayak izlerinle de doludur. Daha derini görürsün: Sen de bir başkasının “başkası”sındır. O yüzden, hayat ilerlerken duraklama. Yürü. Hep yürü… Çünkü mutluluk, küçük detaylardadır: sabahın ilk ışığını perdeni aralayıp içeri al, bir çiçeği sula, bir cümlenin altını çizerek oku. Çok sevdiğin bir dostun omzuna başını yasla. Gökyüzüne bakmayı unutma. Kahveni aceleyle içme, tadını damağında bırak. Bırak rüzgâr saçlarına dokunsun; hisset. Yanlış yap, yeniden dene. Sev. Kalbin kırıldığında onarmak için bekle. Çünkü kalp kendi kendini onardıkça insan derinleşir, hayat da o derinlikte güzelleşir. Gençliğin gözü uzağı seçmez; dibindeki gölgenin başkasının ışığından oluştuğunu sanır. Ama yaş aldıkça anlarsın, mumun bile dibine ışık vermediğini, asıl gölgeyi oluşturanın senin ışığın olduğunu. Dönüp bakarsın sonra, gıpta ettiğin pek çok şeyin sessizce senin ellerinden geçtiğini. Bir gün bütün vitrinler karardığında, unvanlar, alkışlar, parıltılar kendi ağırlıkları altında çöktüğünde geriye tek bir soru kalır: “Ben kimdim?” Unutma… İnsanın hakikati, başkasına benzemeye yöneldiğinde perdelenir; ancak kendi ruhunun çıplak sesiyle yüzleştiğinde doğar. Zaman senden çok şey alacak; gençliğini, aceleciliğini, hayranlıklarını… Ama kökün hâlâ toprağın altında, sessiz, güçlü, sarsılmaz bir şekilde kalacak. Bil ki, ağacı ayakta tutan, dallarındaki çiçekler kadar toprağın altındaki köklerin sabrıdır. Sabırlı ol… Ve içini karanlıkla besleme. Korkma… Yüzünü ışığa çevir ve adım adım güneşe doğru yürü.  Ve unutma…  Yalnızca güneşe çıkmaya cesaret edenlerin gölgesi olur.
Ekleme Tarihi: 06 Nisan 2026 -Pazartesi

Güneşe Çıkmaya Cesaret Edenlerin Gölgesi Olur

Hayat bazen başkalarını merkeze alan bir vitrin gibi görünür gözümüze.

Biz hep vitrinin dışında durur, bakar; izler, hayran kalırız. Her parıltıda bir başkasının yürüyüşünü, her kahkahada bir başkasının zaferini görür, sessizce kendi eksiklerimizi fark ederiz. Sanki o vitrinde hep bir başkası vardır. Ve biz, dışarıdan bakarken o vitrine, onun ışığına özlem duyar, kendi gölgemizde kaybolduğumuzu hissederiz.

Başkasının bisikleti olur, rüzgâr gibi süzülür. Başkası üniversiteyi kazanır, tüm kapılar ona ardına kadar açılır. Başkası mezun olur, cübbesi omzunda ağır ve görkemli durur. Başkası yüksek lisans yapar, kitapları kalındır. Başkası güzel bir iş bulur, sabahları emin adımlarla yürür. Başkası evlenir, alkışlar onun için yükselir. Başkası ev sahibi olur, anahtarı cebinde şıngırdayarak yürür. Başkası mutludur; kahkahası etrafı sarar. Başkasının denize yakın hayatı vardır. Gün batımı onun üzerinde bir şiir gibi süzülür. Başkası cesurdur, parlaktır, “tam”dır.

Başkası… başkası… başkası…

Biz ise eksik bırakılmış bir cümle gibi uzaktan seyrederiz o vitrini. Zaman geçer. Yıllar, gardıropta unutulmuş bir ceketin omzuna sinen toz gibi birikir. Ve bir gün, zihninde küçük bir ampul yanar. Yaş alırken fark edersin ki “başkası” dediğin her şeyin sana da ait bir yanı taşıdığını.

Gıpta ettiğin yollar senin ayak izlerinle de doludur. Daha derini görürsün: Sen de bir başkasının “başkası”sındır.

O yüzden, hayat ilerlerken duraklama. Yürü. Hep yürü… Çünkü mutluluk, küçük detaylardadır: sabahın ilk ışığını perdeni aralayıp içeri al, bir çiçeği sula, bir cümlenin altını çizerek oku. Çok sevdiğin bir dostun omzuna başını yasla. Gökyüzüne bakmayı unutma. Kahveni aceleyle içme, tadını damağında bırak. Bırak rüzgâr saçlarına dokunsun; hisset. Yanlış yap, yeniden dene. Sev. Kalbin kırıldığında onarmak için bekle. Çünkü kalp kendi kendini onardıkça insan derinleşir, hayat da o derinlikte güzelleşir.

Gençliğin gözü uzağı seçmez; dibindeki gölgenin başkasının ışığından oluştuğunu sanır. Ama yaş aldıkça anlarsın, mumun bile dibine ışık vermediğini, asıl gölgeyi oluşturanın senin ışığın olduğunu. Dönüp bakarsın sonra, gıpta ettiğin pek çok şeyin sessizce senin ellerinden geçtiğini. Bir gün bütün vitrinler karardığında, unvanlar, alkışlar, parıltılar kendi ağırlıkları altında çöktüğünde geriye tek bir soru kalır: “Ben kimdim?”

Unutma… İnsanın hakikati, başkasına benzemeye yöneldiğinde perdelenir; ancak kendi ruhunun çıplak sesiyle yüzleştiğinde doğar.

Zaman senden çok şey alacak; gençliğini, aceleciliğini, hayranlıklarını… Ama kökün hâlâ toprağın altında, sessiz, güçlü, sarsılmaz bir şekilde kalacak. Bil ki, ağacı ayakta tutan, dallarındaki çiçekler kadar toprağın altındaki köklerin sabrıdır.

Sabırlı ol… Ve içini karanlıkla besleme. Korkma… Yüzünü ışığa çevir ve adım adım güneşe doğru yürü.

 Ve unutma…  Yalnızca güneşe çıkmaya cesaret edenlerin gölgesi olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trakyaolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.