2000
20002
k mustafa 1
RAUF HAMDİ SALACAKLI
Köşe Yazarı
RAUF HAMDİ SALACAKLI
 

Gazeteye Sarılmış Gaz Lambası

Geçen gün Colorado’nun Rocky Dağları arasındaki küçük kasabası Grand Lake’teydim. Turistlerin uğradığı sıradan bir hediyelik eşya dükkânında dolaşıyordum. Bob Scott’s Authentic Indian Jewelry; Kızılderili takıları, Kızılderili kilimleri, eski eşyalar, antikalar, sanat eserleri ve koleksiyonluk parçalarla dolu güzel bir dükkândı. Dükkânı dolaşırken eski bir gaz lambası gördüm ve hemen onu satın aldım. Yaşlı adam, gaz lambasını önce parçalara ayırdı, sonra bir süngere, daha sonra da eski bir gazeteye sardı. Ben de onu dikkatlice, kırılmasından korkarak bavuluma yerleştirdim. Uçaklar, havaalanları, bavul taşıma bantları, uzun yollar… Ve sonunda Türkiye’ye varış. Bavulu açtım. Sarılı gazeteyi ve süngeri çıkardım. Gaz lambası sapasağlamdı. Parçalarını birleştirdim, sehpanın üzerine koydum ve uzun süre hayranlıkla baktım. Daha sonra süngeri ve gazeteyi de buruşturup atmak üzereydim ki, nedenini bilmiyorum, elim durdu. Buruşmuş gazeteyi düzelttim, biraz göz gezdirdim. Eski, sararmış, buruşmuş bir Amerikan gazetesiydi bu. Üzerindeki tarihe baktım: 23 Eylül 1997, Salı. Houston Chronicle… Gazeteye göz gezdirirken bir haber gözüme ilişti. Başlığı şöyleydi: “50 yıl sonra, sınıf yüzüğü evine geri dönüyor.” Haberi Matthew Ebnet kaleme almıştı. Merak ettim ve okumaya başladım. Haber, 1947 yılında kaybolan bir lise dönemine ait hatıra sınıf yüzüğünün, tam elli yıl sonra sahibine ulaştırılmasını anlatıyordu. Fred Everett, 1947 yılında Kansas City’de çimlerin arasında parlayan küçük bir şey fark etmişti. Bir yüzük. Wyandotte High School’un 1947 mezuniyet sınıfına ait, altın bir lise sınıf yüzüğü. İç kısmında sahibinin baş harfleri vardı. Ancak zamanla harfler silinmiş, okunması güçleşmişti. Everett, yüzüğü sahibine ulaştırabileceğini düşünmüş. Ama bir türlü olmamış. Daha sonra yüzük kaybolmuş. Yıllar geçmiş. Everett yüzüğü tekrar bulmuş. Bir banka kasasına koymuş. Sonra eşinin mücevher kutusunda yıllarca beklemiş. Hayat devam edip gitmiş… İnsanlar yaşlanmış. Evler değişmiş. Şehir değişmiş. Ama küçük altın yüzük, elli yıl önce kaybolduğu yerde başlayan hikâyesinin sonunu beklemiş. Ta ki 1997 yılına kadar. Everett bir gün televizyonda Wyandotte High School’un 1947 mezunlarının ellinci yıl buluşmasından söz edildiğini duymuş. Yıllardır sakladığı yüzüğü hatırlamış. Karısıyla birlikte yeniden araştırmaya başlamışlar. Okulu aramışlar. Eski kayıtların peşine düşmüşler. İsimler araştırılmış. Telefonlar açılmış. Ve sonunda yüzüğün sahibi bulunmuş: Harold Lynn Beckham. Fakat hikâyenin en acı tarafı tam da burada başlamış. Harold Beckham artık hayatta değilmiş. 1987 yılında ölmüş. Yüzük sahibine ulaşmak için elli yıl beklemişti ama sahibi onu görememişti. Yine de Everett vazgeçmemiş. Çünkü artık mesele yalnızca bir yüzüğü sahibine teslim etmek değilmiş. Yarım yüzyıl önce başlamış bir hikâyenin sonunu getirmekmiş. Ve yüzük sonunda Beckham’ın ailesine ulaşmış. Gazetedeki haberin sonunda insanın içine dokunan bir cümle vardı: “Yüzük, elli yıl sonra nihayet evine döndü.” Gazeteyi elimde tutarken uzun süre hiçbir şey düşünmeden kaldım. Çünkü ben o gazeteyi özellikle aramamıştım. O gazeteyi satın almamıştım. Hatta onu okumayı bile düşünmemiştim. Ben sadece Grand Lake’te bir cam obje satın almıştım. Eski bir gaz lambası… Yaşlı dükkân sahibi de onu kırılmasın diye bir süngere ve eski bir gazeteye sarmıştı. Süngeri attım. Gazeteyi de atmak üzereydim. Ama bir his onu atmamı engelledi. Garip… Bazen hayatın en tuhaf hikâyeleri böyle başlıyor. Bir müzede, bir arşivde, bir kütüphanede değil de,  çöpe atılmak üzere olan eski bir gazetenin üzerinde. Düşündüm: Belki de o yaşlı dükkân sahibi gazeteyi rastgele seçmişti. Belki eline geçen ilk gazeteydi. Belki de yıllardır bir köşede duran sıradan bir gazete parçasıydı. Ama benim için artık sıradan bir gazete değildi. 1997 yılında bir gazetecinin, elli yıl önce kaybolmuş bir yüzüğün hikâyesini yazdığı bir gazete olmuştu. Ve yetmiş dokuz yıl önce kaybolan bir yüzüğün hikâyesi,  Colorado’daki küçük bir kasabadan alınan bir cam objenin etrafına sarılı olarak, 9.900 kilometre öteden gelip benim ellerime ulaşmıştı. Bir olayın, bir haberin ömrünün birkaç gün olduğunu düşünürüz. Gazete basılır. Okunur. Katlanır. Bir köşeye bırakılır. Sonra unutulur. Ama bazen öyle olmuyor işte... Bazı hikâyeler asla unutulmuyor. Bazılarının zamanı gerçekten yok. Yüzük elli yıl boyunca sahibini beklemişti. Ne gariptir ki gazete de yirmi dokuz yıl boyunca başka bir hikâyenin parçası olmak için beklemişti. Cam objeyi sünger korumuştu. Ama hikâyeyi gazete korumuştu. Ve o gazeteyi çöpe atmaktan beni alıkoyan şeyin ne olduğunu hâlâ bilmiyorum. Tek bildiğim şu: Hayatta bazı şeyleri çöpe atmadan önce bir kez daha dikkatli bakmak gerekiyor. Çünkü bazen elinizde tuttuğunuz şey, ilk bakışta göründüğünden çok daha fazlasını taşıyor olabilir. İçinde insanların gençliği, aşkları, kayıpları, ölümleri, bekleyişleri ve yarım kalmış hikâyeleri saklı olabilir. Ve bazen bir hikâyenin eve dönmesi için elli yıl gerekebiliyor. Bazen de o hikâyenin bize ulaşması için bir cam objeye sarılmış eski bir gazete olması yetiyor. Ben gazeteyi çöpe atmadım. Gazete bugün hâlâ bende. Cam obje de öyle. Artık biliyorum ki bazı şeyler sadece bir eşyayı korumak için saklanmıyor. Bazen bir gazete, yarım kalmış bir hikâyeyi yıllarca taşıyabiliyor. Bazen bir hikâye, elli yıl boyunca sahibine dönmeyi bekliyor. Ve bazen hayat, bize geçmişten bir şey söylemek istediğinde büyük işaretlere ihtiyaç duymuyor; çöpe atmak üzere olduğumuz eski bir gazetenin içinden seslenebiliyor.                                                                                                              24.08.2026
Ekleme Tarihi: 08 Eylül 2026 -Salı

Gazeteye Sarılmış Gaz Lambası

Geçen gün Colorado’nun Rocky Dağları arasındaki küçük kasabası Grand Lake’teydim. Turistlerin uğradığı sıradan bir hediyelik eşya dükkânında dolaşıyordum. Bob Scott’s Authentic Indian Jewelry; Kızılderili takıları, Kızılderili kilimleri, eski eşyalar, antikalar, sanat eserleri ve koleksiyonluk parçalarla dolu güzel bir dükkândı.

Dükkânı dolaşırken eski bir gaz lambası gördüm ve hemen onu satın aldım. Yaşlı adam, gaz lambasını önce parçalara ayırdı, sonra bir süngere, daha sonra da eski bir gazeteye sardı. Ben de onu dikkatlice, kırılmasından korkarak bavuluma yerleştirdim.

Uçaklar, havaalanları, bavul taşıma bantları, uzun yollar… Ve sonunda Türkiye’ye varış.

Bavulu açtım. Sarılı gazeteyi ve süngeri çıkardım. Gaz lambası sapasağlamdı. Parçalarını birleştirdim, sehpanın üzerine koydum ve uzun süre hayranlıkla baktım.

Daha sonra süngeri ve gazeteyi de buruşturup atmak üzereydim ki, nedenini bilmiyorum, elim durdu. Buruşmuş gazeteyi düzelttim, biraz göz gezdirdim.

Eski, sararmış, buruşmuş bir Amerikan gazetesiydi bu. Üzerindeki tarihe baktım: 23 Eylül 1997, Salı. Houston Chronicle…

Gazeteye göz gezdirirken bir haber gözüme ilişti.

Başlığı şöyleydi: “50 yıl sonra, sınıf yüzüğü evine geri dönüyor.”

Haberi Matthew Ebnet kaleme almıştı. Merak ettim ve okumaya başladım.

Haber, 1947 yılında kaybolan bir lise dönemine ait hatıra sınıf yüzüğünün, tam elli yıl sonra sahibine ulaştırılmasını anlatıyordu.

Fred Everett, 1947 yılında Kansas City’de çimlerin arasında parlayan küçük bir şey fark etmişti. Bir yüzük.

Wyandotte High School’un 1947 mezuniyet sınıfına ait, altın bir lise sınıf yüzüğü.

İç kısmında sahibinin baş harfleri vardı. Ancak zamanla harfler silinmiş, okunması güçleşmişti.

Everett, yüzüğü sahibine ulaştırabileceğini düşünmüş.

Ama bir türlü olmamış. Daha sonra yüzük kaybolmuş. Yıllar geçmiş. Everett yüzüğü tekrar bulmuş. Bir banka kasasına koymuş. Sonra eşinin mücevher kutusunda yıllarca beklemiş.

Hayat devam edip gitmiş… İnsanlar yaşlanmış. Evler değişmiş. Şehir değişmiş. Ama küçük altın yüzük, elli yıl önce kaybolduğu yerde başlayan hikâyesinin sonunu beklemiş.

Ta ki 1997 yılına kadar.

Everett bir gün televizyonda Wyandotte High School’un 1947 mezunlarının ellinci yıl buluşmasından söz edildiğini duymuş.

Yıllardır sakladığı yüzüğü hatırlamış. Karısıyla birlikte yeniden araştırmaya başlamışlar. Okulu aramışlar. Eski kayıtların peşine düşmüşler. İsimler araştırılmış. Telefonlar açılmış. Ve sonunda yüzüğün sahibi bulunmuş: Harold Lynn Beckham.

Fakat hikâyenin en acı tarafı tam da burada başlamış.

Harold Beckham artık hayatta değilmiş. 1987 yılında ölmüş. Yüzük sahibine ulaşmak için elli yıl beklemişti ama sahibi onu görememişti. Yine de Everett vazgeçmemiş.

Çünkü artık mesele yalnızca bir yüzüğü sahibine teslim etmek değilmiş. Yarım yüzyıl önce başlamış bir hikâyenin sonunu getirmekmiş. Ve yüzük sonunda Beckham’ın ailesine ulaşmış.

Gazetedeki haberin sonunda insanın içine dokunan bir cümle vardı: “Yüzük, elli yıl sonra nihayet evine döndü.”

Gazeteyi elimde tutarken uzun süre hiçbir şey düşünmeden kaldım. Çünkü ben o gazeteyi özellikle aramamıştım. O gazeteyi satın almamıştım. Hatta onu okumayı bile düşünmemiştim.

Ben sadece Grand Lake’te bir cam obje satın almıştım. Eski bir gaz lambası…

Yaşlı dükkân sahibi de onu kırılmasın diye bir süngere ve eski bir gazeteye sarmıştı.

Süngeri attım. Gazeteyi de atmak üzereydim. Ama bir his onu atmamı engelledi.

Garip… Bazen hayatın en tuhaf hikâyeleri böyle başlıyor. Bir müzede, bir arşivde, bir kütüphanede değil de,  çöpe atılmak üzere olan eski bir gazetenin üzerinde.

Düşündüm:

Belki de o yaşlı dükkân sahibi gazeteyi rastgele seçmişti. Belki eline geçen ilk gazeteydi. Belki de yıllardır bir köşede duran sıradan bir gazete parçasıydı.

Ama benim için artık sıradan bir gazete değildi. 1997 yılında bir gazetecinin, elli yıl önce kaybolmuş bir yüzüğün hikâyesini yazdığı bir gazete olmuştu.

Ve yetmiş dokuz yıl önce kaybolan bir yüzüğün hikâyesi,  Colorado’daki küçük bir kasabadan alınan bir cam objenin etrafına sarılı olarak, 9.900 kilometre öteden gelip benim ellerime ulaşmıştı.

Bir olayın, bir haberin ömrünün birkaç gün olduğunu düşünürüz. Gazete basılır. Okunur. Katlanır. Bir köşeye bırakılır. Sonra unutulur. Ama bazen öyle olmuyor işte... Bazı hikâyeler asla unutulmuyor. Bazılarının zamanı gerçekten yok.

Yüzük elli yıl boyunca sahibini beklemişti. Ne gariptir ki gazete de yirmi dokuz yıl boyunca başka bir hikâyenin parçası olmak için beklemişti.

Cam objeyi sünger korumuştu. Ama hikâyeyi gazete korumuştu.

Ve o gazeteyi çöpe atmaktan beni alıkoyan şeyin ne olduğunu hâlâ bilmiyorum.

Tek bildiğim şu: Hayatta bazı şeyleri çöpe atmadan önce bir kez daha dikkatli bakmak gerekiyor.

Çünkü bazen elinizde tuttuğunuz şey, ilk bakışta göründüğünden çok daha fazlasını taşıyor olabilir. İçinde insanların gençliği, aşkları, kayıpları, ölümleri, bekleyişleri ve yarım kalmış hikâyeleri saklı olabilir.

Ve bazen bir hikâyenin eve dönmesi için elli yıl gerekebiliyor. Bazen de o hikâyenin bize ulaşması için bir cam objeye sarılmış eski bir gazete olması yetiyor.

Ben gazeteyi çöpe atmadım. Gazete bugün hâlâ bende. Cam obje de öyle.

Artık biliyorum ki bazı şeyler sadece bir eşyayı korumak için saklanmıyor. Bazen bir gazete, yarım kalmış bir hikâyeyi yıllarca taşıyabiliyor. Bazen bir hikâye, elli yıl boyunca sahibine dönmeyi bekliyor.

Ve bazen hayat, bize geçmişten bir şey söylemek istediğinde büyük işaretlere ihtiyaç duymuyor; çöpe atmak üzere olduğumuz eski bir gazetenin içinden seslenebiliyor.

                                                                                                             24.08.2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trakyaolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift Penis Büyütme Ameliyatı Meme Büyütme Ankara Burun Estetiği Ankara Lazer Epilasyon Ankara Lazer Epilasyon Ankara Dövme Sildirme Ankara Lazer Epilasyon Çayyolu Lazer Epilasyon Konya Cilt Bakımı Konya Kıl Dönmesi Tedavisi Ankara Hemoroid Tedavisi Ankara Meme Ultrasonu Ankara Radyolog Ankara Selülit Tedavisi Konya Göz Kapağı Estetiği Ankara