2000
20002
İZZET MEDE
Köşe Yazarı
İZZET MEDE
 

HABERDE BİR HARF DEĞİŞİRSE ÇOK ŞEY DEĞİŞİR

Günlük Doğuş gazetenin dizgi servisinde 4 kız çalışıyordu. Bilgisayarda yazılan yazıların çıktısı alınıyor o yazılarla grafikçiler ve sayfa montajcıları sayfaları yapıyordu. O zamanlar sayfalar öyle bağlanıyordu... Daha önceki dönemlerde ise hepten eziyetti. Biz o döneme yetişemedik ama büyüklerimiz gazetede hep anlatırlardı o dönemin teknolojik(!) zorluklarını. Gazetede çıkan haberden bir satır, “Çerkezköy’de 40  y..rak kapasiteli erkek öğrenci yurdu açıldı.” Oysa açılan 40 yatak kapasiteli erkek öğrenci yurduydu ama dizgici “t” yerine “r” yazınca ortaya “yatak” yerine argo bir kelime çıkmıştı. Başka bir haberden bir satır, “Kadın kursiyerler katıldıkları kursta büyük y…rak gördüklerini söyledi.” Halk Eğitim Merkezi kursuna katılan kadınlar “büyük yarar gördüklerini söylediler” yazılacaktı. Ancak dizgi yapan kızlar “r” yerine “k” harfini yazınca yine ortaya “yarar” kelimesi yerine ayıp bir kelime çıkmıştı. Yapılan yanlış, Halk Eğitim Müdürünün haberi gazetede okuduktan sonra aramasıyla ortaya çıktı. Genel Yayın Müdürü rahmetli Celal İmren, gazetenin dizgisini yapan 4 kızı topladı ve haberi okuttuktan sonra, “Bekarlık sizin başınıza mı vurdu aynı hatayı yine yaptınız” dedi. Hata bitti mi? Elbette bitmedi. “Meriç Nehri’nde yurtdışına kaçmaya çalışan ANAP kökenli kaçaklar yakalandı.” Oysa ANAP değil Arap kökenli kaçaklar olacaktı. Bu defa “r” yerine “n” harfi yanlışlıkla yazılmıştı. O zaman Turgut Özal’ın partisi ANAP iktidarda. Tekirdağ İl Başkanı Salim Başol ve Tekirdağ Merkez İlçe Başkanı İsmail Özcan.  İsmail Özcan, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın babası. Partiden aradılar kırgınlıklarını ifade ettiler. Genel Yayın Yönetmeni Celal İmren duruma açıklık getirdi ve hatadan dolayı özür diledi. Oysa haberi yazan gazeteci haberini yazı işlerine verir, yazı işleri yapılan sayfaları  “tashih” servisine yani düzeltmeye verir. “Tashih” yapanlar imla ve yazım kurallarını iyi bilen kişilerden seçilirdi. Bu servisi kurmanın amacı;  haberi yapan muhabirin dikkatinden kaçanları yakalayıp düzeltmek. Buna rağmen bu hatalar oluştu. Muhtemelen düzeltme işi yapan önemsiz haber diyerek okumadan baskıya verdi. Şimdi ciddi gazeteler dışında diğerleri bunu  pek bilmez ve uygulamazda; artık eline cep telefonu alan ben gazeteciyim modunda. Haber yaz desen emin ol asla yazamaz. Gazeteciliği bitirenler bile, bir süre işi bilen bir gazetecinin yanına verilirdi işi iyice öğrensin diye. Alaylı gazeteciler ise, iyi gazetecilerin yanında yıllarca yetiştikten sonra gazeteci kabul edilirdi. AYAKKABI FABRİKASINDA AYÇİÇEĞİ Mİ ÜRETİLDİ?   Şimdi Ergene’ye bağlı olan Marmaracık’ta Avusturya’lı Humanic firması bir ayakkabı fabrikası kurdu. Büyük bir üretici olan, Avrupa’da fabrikaları ve  mağazalar zinciri bulunan Humanic’in Genel Müdürü Peter isimli biriydi. Yeni muhabirliğe başlayan biri masa başında, “Humanic Ayakkabı Fabrikası’nda üretilen 20 kiloluk ayçiçeği yağ tenekelerinde 18 kilo yağ çıkıyor” diye haber yapıyor. Haberde nasıl dikkatlerden kaçtıysa gazetede çıkıyor. Arkasında yine aynı fabrika ile ilgili gazetede, “29 Ekim’de fabrikaya Türk bayrağı asılmadı” haberi yapılıyor. O zaman Humanic Ayakkabı işçileri Deri – İş Sendikası’na bağlı. Fabrika Türk firmalarına göre çok iyi maaş vermesine rağmen sendika hep daha çok istiyor ve greve gitti.  Grevdeyken birkaç haberini de yapmıştım. Fabrika yetkilileri sorunlarla boğuşmaktan artık bıkmıştı. Bir gün Humanic’ten aradılar genel müdürleri Peter’in bir basın toplantısı yapacağını söylediler. Toplantı fabrikada yapılacaktı sonra Çorlu’da bir restaurantta yapma karırı aldılar. O zamanlar gazeteci sayısı az ve itibarlı olan bir meslek. Daha ele ayağa düşmemiş. Toplantıya ben, Dünya Gazetesi’nde Fatma Şeker, geçen yıl kaybettiğimiz Ahmet Çakır ve şu anda adını hatırlayamadığım bir gazeteci arkadaşımız katıldı. Peter, “Türk bayrağı asılmadı haberini anlıyorum ve haklısınız. Bizim dikkatimizden kaçmış bayrağı asmak. Ancak ayakkabı üreten bir fabrikada ayçiçeği üretiliyor ve 20 kiloluk tenekelerde 18 kilo ayçiçeği yağı çıkıyor haberine biriniz açıklama getirebilir mi?” dedi. Haberi yapan orada yok. Cevap vermedik. Peter devam etti, “Yüksek maaş vermemize rağmen sendika sürekli işçileri kışkırtıyor ve greve gidiyor. Siz yabancı sermaye istemiyor musunuz?” dedi ve arkasından ekledi, “Böyle giderse biz fabrikayı kapatıp gideceğiz.” Ve dediğini yaptı, fabrikayı Yeşil Kundura’ya satıp Türkiye’den ayrıldılar. GAZİNODA SANATÇILRIN FOTOĞRAF ÇEKİMİ   Biliyorsunuz bir zamanlar Trakya’nın birçok yerinde gazinolar vardı. Tarlalarını satıp veya kazandığı paraları buralarda yiyip batıran çok kişi var. Hikayelerini duymuşsunuzdur. Bu gazinolardan biri Muratlı çıkışındaydı. Kırklareli Cam’a yakın bir yerde. Fabrikalar neredeyse yok denecek kadar az ve gazino yol boyuna kurulmuş, yerleşim yerine epey uzaktı. Gazinonun sahibi daha sonra bir kabadayı tarafından vurulan Latif abiydi. Ben hem Doğuş gazetesinde çalışıyorum hem Günaydın gazetesinin Tekirdağ muhabirliğini yapıyorum. Gazinonun sahibi Latif abi, hem Doğuş gazetesine hem Günaydın’a hem de Günaydın gazetesinin kuruluşu olan Tan gazetelerine reklam veriyor. Sahneye çok sayıda kadın sanatçı çıkarılıyor. Amaç müşteri çekmek. Latif abi Doğuş Gazetesi’nin sahibi Ali Işık Narler’e fotoğraf çekimlerini gazetede bir muhabirin yapmasını rica ediyor. Patron sanatçıların fotoğraf çekimleri için beni görevlendirdi. Sanatçıların gazete reklamı 10 günde bir değişiyor. Ben 10 günde bir gazinoya gidiyorum sahneye çıkan kadın sanatçıların fotoğraflarını çekiyorum. On günde bir reklamlarda sanatçıların fotoğrafları değişiyor. Gazino sabah saatlerine kadar açık olduğu için son çıkan sanatçıyı da çekmek için mecburen bekliyorum. Beni Tekirdağ’dan alan gazinonun aracı sabaha doğru tekrar Tekirdağ’daki evime bırakıyor. Latif abinin talimatı var, bana gazinoda bir masa açıyorlar içki, yemek, meze ne varsa garsonlar getiriyor. Bende sahne sırası gelen sanatçının fotoğrafını çektikten sonra masama dönüyorum. Bu her 10 günde bir devam edip gidiyor. Bir sesle uyandım, baktım gazinoda tüm müşteriler gitmiş, yerler silinmiş sadece benim masa kalmış. Gazinoyu temizleyen kişi uyandırmasa, kim bilir kaç saat uyuya kalacağım. Beni uyandıran kişi, “Latif abi bu gece senin sanatçıların yanında kalmanı istiyor” dedi. “Tekirdağ’a eve gitmek istiyorum” dediğimi o kafayla zar zor hatırlıyorum. Eleman gitti birkaç dakika sonra yine geldi, “Latif abi burada kalmanı istiyor” dedi yine. Ben ısrar ettim. Latif abinin evi gazinonun üst katındaydı. Geldi,” İzzet bu gece sanatçıların yanında kal, orada boş yatak var. Seni getiren aracın işi çıktı burada değil” dedi. İçkili kafayla, “Sabah önemli işim var” dedim. Aslında iş olduğundan değil. Latif abi sabahın köründe pijamalarla aracına bindirdi Tekirdağ’a götürdü. Patronumuz Ali Işık Narler’e, “Sabah uykusuz halimle Tekirdağ’a götürdüm. Gazinonun yatakhanesinde kalmasını istedim, kalmadı. O gecede epey içmiş belki ondandır” diyor. Patron gülerek anlattı ve  ben 10 günde bir çekimlere devam ettim. İÇEN ADAM KULLANMIYORUM DEDİ Konu gazinodan açılmışken Çorlu’da yaşadığım başka bir gazino hikayesini anlatayım. Trakya Olay gazetesini kurduğum zamanlar. Ergene Sağlık Mahallesi’nde E-5 üzerinde bir gazino açıldı. Yanılmıyorsam eski Tahtakaşık Gazinosu’nun yerine açıldı. Müdürüyle bir yerde tanıştık. Gazinonun hem sahibi hem müdürü Eskişehir’liydi. Müdürü üniversite için Eskişehir’de bulunduğumu öğrenince muhabbet sardı. Bir iki defa Çorlu’da karşılaştık, ısrarla bir gece gazinoda ağırlamak istediğini söyledi. Benim içkiyle pek aram iyi değil. Çok içtiğim zamanlar sayılıdır. Davetlerde iki bilemedin üç kadeh içersem içerim. On yıl içmesem aklıma gelmez. Birinde bu daveti yaparken Fikri Çokder’de duydu. Fikri abiyle kısa bir süre Doğuş gazetesinde çalışmıştık. Bir gün Fikri abi durup dururken, “İzzet gazinoya gidelim, adam seni kaç kez davet etti ayıp olmasın” dedi. “Gidelim” dedim. Gazinoya gittik müdür karşıladı bizi. Ben “sadece çay içip gideceğiz” dedim ancak müdür bırakmadı. Bir masa açtı bize. Ne içeceğimizi sordu ben, “İçkiyle pek aram iyi değil çay içerim” dedim. Fikri abiye sordu, “Ben içki kullanmıyorum” dedi. Şaşkın bir ifadeyle Fikri abinin yüzüne baktım. Müdürde bu şaşkınlığımdan bir terslik olduğunu anladı, tekrar Fikri abiye ne içeceğini sordu, “İçki kullanmıyorum” dedi ikinci kez. Çay istedi. Bende çay istedim. Oysa Fikri abi o zamanlar çok içen biri. Neredeyse akşamcı sınıfından sayılır. Müdür gittikten sonra sordum,”Fikri abi neden içmiyorum dedin?” “Ağzımdan öyle çıktı” dedi. İkimizde çay istemiştik ancak iki garson içki ve meze tepsisiyle masamıza geldiler. Garson Fikri abiye, “ sizin çayı getireceğim” dedi. Fikri abi belli etmemeye çalışıyor ama yüzü düştü. “Bende çay istemiştim” dedim garsona, “müdür bunları gönderdi” dedi. Müdür masaya geldi tekrar, “çay istediğimi söylemiştim” dedim. “Sen arada içiyormuşsun bu gece misafirimsin” dedi. Masaya sürekli mezeler, ara sıcaklar ile ana yemek geldi. Fikri abi, yüzünde pişmanlık ifadesiyle gece boyunca meze, yemek, çay, kola içip durdu. Gecenin geç saatlerinde gazinoda ayrılırken, “Fikri abi neden içmiyorum dedin, içkiyi seviyorsun” dedim. Pişman oldum ama bir defa “kullanmıyorum lafı ağzımdan çıktı” dedi. Bu hafta magazine kaçan birkaç anı anlattım. Haftaya Pazar günü farklı bir anıda buluşmak dileğiyle.                  
Ekleme Tarihi: 21 Aralık 2025 -Pazar

HABERDE BİR HARF DEĞİŞİRSE ÇOK ŞEY DEĞİŞİR

Günlük Doğuş gazetenin dizgi servisinde 4 kız çalışıyordu. Bilgisayarda yazılan yazıların çıktısı alınıyor o yazılarla grafikçiler ve sayfa montajcıları sayfaları yapıyordu. O zamanlar sayfalar öyle bağlanıyordu...

Daha önceki dönemlerde ise hepten eziyetti. Biz o döneme yetişemedik ama büyüklerimiz gazetede hep anlatırlardı o dönemin teknolojik(!) zorluklarını.

Gazetede çıkan haberden bir satır, “Çerkezköy’de 40  y..rak kapasiteli erkek öğrenci yurdu açıldı.”

Oysa açılan 40 yatak kapasiteli erkek öğrenci yurduydu ama dizgici “t” yerine “r” yazınca ortaya “yatak” yerine argo bir kelime çıkmıştı.

Başka bir haberden bir satır, “Kadın kursiyerler katıldıkları kursta büyük y…rak gördüklerini söyledi.”

Halk Eğitim Merkezi kursuna katılan kadınlar “büyük yarar gördüklerini söylediler” yazılacaktı.

Ancak dizgi yapan kızlar “r” yerine “k” harfini yazınca yine ortaya “yarar” kelimesi yerine ayıp bir kelime çıkmıştı.

Yapılan yanlış, Halk Eğitim Müdürünün haberi gazetede okuduktan sonra aramasıyla ortaya çıktı.

Genel Yayın Müdürü rahmetli Celal İmren, gazetenin dizgisini yapan 4 kızı topladı ve haberi okuttuktan sonra, “Bekarlık sizin başınıza mı vurdu aynı hatayı yine yaptınız” dedi.

Hata bitti mi?

Elbette bitmedi.

“Meriç Nehri’nde yurtdışına kaçmaya çalışan ANAP kökenli kaçaklar yakalandı.”

Oysa ANAP değil Arap kökenli kaçaklar olacaktı.

Bu defa “r” yerine “n” harfi yanlışlıkla yazılmıştı.

O zaman Turgut Özal’ın partisi ANAP iktidarda. Tekirdağ İl Başkanı Salim Başol ve Tekirdağ Merkez İlçe Başkanı İsmail Özcan.  İsmail Özcan, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın babası.

Partiden aradılar kırgınlıklarını ifade ettiler. Genel Yayın Yönetmeni Celal İmren duruma açıklık getirdi ve hatadan dolayı özür diledi.

Oysa haberi yazan gazeteci haberini yazı işlerine verir, yazı işleri yapılan sayfaları  “tashih” servisine yani düzeltmeye verir.

“Tashih” yapanlar imla ve yazım kurallarını iyi bilen kişilerden seçilirdi.

Bu servisi kurmanın amacı;  haberi yapan muhabirin dikkatinden kaçanları yakalayıp düzeltmek.

Buna rağmen bu hatalar oluştu. Muhtemelen düzeltme işi yapan önemsiz haber diyerek okumadan baskıya verdi.

Şimdi ciddi gazeteler dışında diğerleri bunu  pek bilmez ve uygulamazda; artık eline cep telefonu alan ben gazeteciyim modunda. Haber yaz desen emin ol asla yazamaz.

Gazeteciliği bitirenler bile, bir süre işi bilen bir gazetecinin yanına verilirdi işi iyice öğrensin diye. Alaylı gazeteciler ise, iyi gazetecilerin yanında yıllarca yetiştikten sonra gazeteci kabul edilirdi.

AYAKKABI FABRİKASINDA AYÇİÇEĞİ Mİ ÜRETİLDİ?

 

Şimdi Ergene’ye bağlı olan Marmaracık’ta Avusturya’lı Humanic firması bir ayakkabı fabrikası kurdu.

Büyük bir üretici olan, Avrupa’da fabrikaları ve  mağazalar zinciri bulunan Humanic’in Genel Müdürü Peter isimli biriydi.

Yeni muhabirliğe başlayan biri masa başında, “Humanic Ayakkabı Fabrikası’nda üretilen 20 kiloluk ayçiçeği yağ tenekelerinde 18 kilo yağ çıkıyor” diye haber yapıyor.

Haberde nasıl dikkatlerden kaçtıysa gazetede çıkıyor.

Arkasında yine aynı fabrika ile ilgili gazetede, “29 Ekim’de fabrikaya Türk bayrağı asılmadı” haberi yapılıyor.

O zaman Humanic Ayakkabı işçileri Deri – İş Sendikası’na bağlı. Fabrika Türk firmalarına göre çok iyi maaş vermesine rağmen sendika hep daha çok istiyor ve greve gitti.  Grevdeyken birkaç haberini de yapmıştım.

Fabrika yetkilileri sorunlarla boğuşmaktan artık bıkmıştı.

Bir gün Humanic’ten aradılar genel müdürleri Peter’in bir basın toplantısı yapacağını söylediler.

Toplantı fabrikada yapılacaktı sonra Çorlu’da bir restaurantta yapma karırı aldılar.

O zamanlar gazeteci sayısı az ve itibarlı olan bir meslek. Daha ele ayağa düşmemiş.

Toplantıya ben, Dünya Gazetesi’nde Fatma Şeker, geçen yıl kaybettiğimiz Ahmet Çakır ve şu anda adını hatırlayamadığım bir gazeteci arkadaşımız katıldı.

Peter, “Türk bayrağı asılmadı haberini anlıyorum ve haklısınız. Bizim dikkatimizden kaçmış bayrağı asmak. Ancak ayakkabı üreten bir fabrikada ayçiçeği üretiliyor ve 20 kiloluk tenekelerde 18 kilo ayçiçeği yağı çıkıyor haberine biriniz açıklama getirebilir mi?” dedi.

Haberi yapan orada yok. Cevap vermedik.

Peter devam etti, “Yüksek maaş vermemize rağmen sendika sürekli işçileri kışkırtıyor ve greve gidiyor. Siz yabancı sermaye istemiyor musunuz?” dedi ve arkasından ekledi, “Böyle giderse biz fabrikayı kapatıp gideceğiz.”

Ve dediğini yaptı, fabrikayı Yeşil Kundura’ya satıp Türkiye’den ayrıldılar.

GAZİNODA SANATÇILRIN FOTOĞRAF ÇEKİMİ

 

Biliyorsunuz bir zamanlar Trakya’nın birçok yerinde gazinolar vardı. Tarlalarını satıp veya kazandığı paraları buralarda yiyip batıran çok kişi var. Hikayelerini duymuşsunuzdur.

Bu gazinolardan biri Muratlı çıkışındaydı. Kırklareli Cam’a yakın bir yerde. Fabrikalar neredeyse yok denecek kadar az ve gazino yol boyuna kurulmuş, yerleşim yerine epey uzaktı.

Gazinonun sahibi daha sonra bir kabadayı tarafından vurulan Latif abiydi.

Ben hem Doğuş gazetesinde çalışıyorum hem Günaydın gazetesinin Tekirdağ muhabirliğini yapıyorum.

Gazinonun sahibi Latif abi, hem Doğuş gazetesine hem Günaydın’a hem de Günaydın gazetesinin kuruluşu olan Tan gazetelerine reklam veriyor.

Sahneye çok sayıda kadın sanatçı çıkarılıyor. Amaç müşteri çekmek.

Latif abi Doğuş Gazetesi’nin sahibi Ali Işık Narler’e fotoğraf çekimlerini gazetede bir muhabirin yapmasını rica ediyor.

Patron sanatçıların fotoğraf çekimleri için beni görevlendirdi.

Sanatçıların gazete reklamı 10 günde bir değişiyor.

Ben 10 günde bir gazinoya gidiyorum sahneye çıkan kadın sanatçıların fotoğraflarını çekiyorum. On günde bir reklamlarda sanatçıların fotoğrafları değişiyor.

Gazino sabah saatlerine kadar açık olduğu için son çıkan sanatçıyı da çekmek için mecburen bekliyorum.

Beni Tekirdağ’dan alan gazinonun aracı sabaha doğru tekrar Tekirdağ’daki evime bırakıyor.

Latif abinin talimatı var, bana gazinoda bir masa açıyorlar içki, yemek, meze ne varsa garsonlar getiriyor. Bende sahne sırası gelen sanatçının fotoğrafını çektikten sonra masama dönüyorum.

Bu her 10 günde bir devam edip gidiyor.

Bir sesle uyandım, baktım gazinoda tüm müşteriler gitmiş, yerler silinmiş sadece benim masa kalmış.

Gazinoyu temizleyen kişi uyandırmasa, kim bilir kaç saat uyuya kalacağım.

Beni uyandıran kişi, “Latif abi bu gece senin sanatçıların yanında kalmanı istiyor” dedi.

“Tekirdağ’a eve gitmek istiyorum” dediğimi o kafayla zar zor hatırlıyorum.

Eleman gitti birkaç dakika sonra yine geldi, “Latif abi burada kalmanı istiyor” dedi yine.

Ben ısrar ettim. Latif abinin evi gazinonun üst katındaydı. Geldi,” İzzet bu gece sanatçıların yanında kal, orada boş yatak var. Seni getiren aracın işi çıktı burada değil” dedi.

İçkili kafayla, “Sabah önemli işim var” dedim. Aslında iş olduğundan değil.

Latif abi sabahın köründe pijamalarla aracına bindirdi Tekirdağ’a götürdü.

Patronumuz Ali Işık Narler’e, “Sabah uykusuz halimle Tekirdağ’a götürdüm. Gazinonun yatakhanesinde kalmasını istedim, kalmadı. O gecede epey içmiş belki ondandır” diyor.

Patron gülerek anlattı ve  ben 10 günde bir çekimlere devam ettim.

İÇEN ADAM KULLANMIYORUM DEDİ

Konu gazinodan açılmışken Çorlu’da yaşadığım başka bir gazino hikayesini anlatayım.

Trakya Olay gazetesini kurduğum zamanlar. Ergene Sağlık Mahallesi’nde E-5 üzerinde bir gazino açıldı. Yanılmıyorsam eski Tahtakaşık Gazinosu’nun yerine açıldı. Müdürüyle bir yerde tanıştık.

Gazinonun hem sahibi hem müdürü Eskişehir’liydi. Müdürü üniversite için Eskişehir’de bulunduğumu öğrenince muhabbet sardı. Bir iki defa Çorlu’da karşılaştık, ısrarla bir gece gazinoda ağırlamak istediğini söyledi.

Benim içkiyle pek aram iyi değil. Çok içtiğim zamanlar sayılıdır. Davetlerde iki bilemedin üç kadeh içersem içerim. On yıl içmesem aklıma gelmez.

Birinde bu daveti yaparken Fikri Çokder’de duydu. Fikri abiyle kısa bir süre Doğuş gazetesinde çalışmıştık.

Bir gün Fikri abi durup dururken, “İzzet gazinoya gidelim, adam seni kaç kez davet etti ayıp olmasın” dedi.

“Gidelim” dedim.

Gazinoya gittik müdür karşıladı bizi. Ben “sadece çay içip gideceğiz” dedim ancak müdür bırakmadı. Bir masa açtı bize.

Ne içeceğimizi sordu ben, “İçkiyle pek aram iyi değil çay içerim” dedim.

Fikri abiye sordu, “Ben içki kullanmıyorum” dedi.

Şaşkın bir ifadeyle Fikri abinin yüzüne baktım.

Müdürde bu şaşkınlığımdan bir terslik olduğunu anladı, tekrar Fikri abiye ne içeceğini sordu, “İçki kullanmıyorum” dedi ikinci kez. Çay istedi. Bende çay istedim.

Oysa Fikri abi o zamanlar çok içen biri. Neredeyse akşamcı sınıfından sayılır.

Müdür gittikten sonra sordum,”Fikri abi neden içmiyorum dedin?”

“Ağzımdan öyle çıktı” dedi.

İkimizde çay istemiştik ancak iki garson içki ve meze tepsisiyle masamıza geldiler.

Garson Fikri abiye, “ sizin çayı getireceğim” dedi.

Fikri abi belli etmemeye çalışıyor ama yüzü düştü.

“Bende çay istemiştim” dedim garsona, “müdür bunları gönderdi” dedi.

Müdür masaya geldi tekrar, “çay istediğimi söylemiştim” dedim.

“Sen arada içiyormuşsun bu gece misafirimsin” dedi.

Masaya sürekli mezeler, ara sıcaklar ile ana yemek geldi.

Fikri abi, yüzünde pişmanlık ifadesiyle gece boyunca meze, yemek, çay, kola içip durdu.

Gecenin geç saatlerinde gazinoda ayrılırken, “Fikri abi neden içmiyorum dedin, içkiyi seviyorsun” dedim.

Pişman oldum ama bir defa “kullanmıyorum lafı ağzımdan çıktı” dedi.

Bu hafta magazine kaçan birkaç anı anlattım. Haftaya Pazar günü farklı bir anıda buluşmak dileğiyle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trakyaolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift Penis Büyütme Ameliyatı Meme Büyütme Ankara Burun Estetiği Ankara Lazer Epilasyon Ankara Lazer Epilasyon Ankara Dövme Sildirme Ankara Lazer Epilasyon Çayyolu Lazer Epilasyon Konya Cilt Bakımı Konya Kıl Dönmesi Tedavisi Ankara Hemoroid Tedavisi Ankara Meme Ultrasonu Ankara Radyolog Ankara Selülit Tedavisi Konya Göz Kapağı Estetiği Ankara