2000
20002
İZZET MEDE
Köşe Yazarı
İZZET MEDE
 

MUHAFAZAKAR VALİ’YE DANSÖZ ve ÇAPKIN MÜDÜR

MUHAFAZAKAR VALİ’YE DANSÖZ OYNATTILAR    Tekirdağ Valisi Oğuz Kağan Köksal muhafazakar bir kimliğe sahipti. Muhafazakar derken en koyusundan. Yanılmıyorsam Uğur Mumcu’nun “Rabıta” kitabında da ismi geçiyordu. Dünya’da şeriatı yaymak için Suudi Arabistan’ın kurduğu ve finanse ettiği Rabıta aracılığı ile Türkiye’den Suudi Arabistan’a gönderilen 7 isimden biriydi. Daha sonra AK Parti tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü’ne getirildi ve bir sürede AK Parti’den milletvekilliği yaptı. Çalıştığım gazetenin sahibi A. Işık Narler ve yönetici kadrosu da sosyal demokrattı. Hepsinin ortak özelliği çok iyi gazeteci olmalarıydı. Bu nedenle Doğuş gazetesi Trakya’da rüzgar estiriyordu. Bu gazetede yetişen çok sayıda gazeteci arkadaşımız halen aktif olarak mesleğini yapıyor. Patronumuz A. Işık Narler ile de bağlantım hiç kopmadı (iki yıl kadar dargınlığımızı saymasak.) Halen haftada bir ya Işık Abi arar ya da ben ararım. Zaman zaman Çorlu’ya uğrar eski günleri yad ederiz. Bu yaz aradığında birkaç defa Çanakkale’deki yazlığına tatile davet etti. Söz verdiğim halde gidemedim. İnşallah seneye gitmek nasip olur. Neyse… Tekirdağ Valisi Oğuz Kağan Köksal gazetecilere çok mesafeli duruyordu. Habere gittiğimizde diğer valilerin hal hatır sormalarının aksine Vali Köksal hep mesafesini korurdu. Pek muhatap olmazdı. Zaten soğuk bir yapısı vardı. Tekirdağ Çocuk Esirgeme Kurumu’nun “gönüllü anneleri” her yılbaşında kurumun salonunda yılbaşı etkinliği düzenliyordu. Kurumdaki çocuklarda eğlensin diye güzel organizasyonlar yapıyorlardı. Üç yıl üst üste gazete geceyi takip etmek için beni görevlendirdi. Bu geceye çocukların yanı sıra vali, belediye başkanları, mülki amirler vs. katılıyordu. Birde Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kalan çocukların “Gönüllü anneleri.” O çocukların “Gönüllü anneleri” ile olan diyaloglarını görüp etkilenmemek mümkün değildi. “Gönüllü anneleri” ise en az öz çocukları kadar onlara sevgi gösterdiklerine defalarca şahit oldum. Çocuklara hediyeleri verildi, ayrıca hediye çekilişleri yapıldı, yerel ses sanatçıları sahneye çıktı. Işıklar kısa bir süre hafiften karartıldı ve sahneye dansöz çıktı. Hepimiz şaşırdık. Ben hemen Vali’nin yüz ifadesine baktım. Çok kızdığı yüzüne yansıdığı gibi kafasını öne eğmiş dansöze bakmamaya çalışıyordu.  Daire amirlerinin de yüzü düştü. Kendi aralarında mırıldanmaya başladılar.   Belli ki yarın bazı yöneticiler ve müdürler Vali Köksal’dan fırça yiyecekler. Dansözün çıkacağından çoğu yetkilinin haberi olmadığı morallerinin bozulmasından anlaşıldı. Vali’nin kafası halen yere doğru bakıyordu. Ben fırsatı kaçırmak istemedim. Dansözün yanına gittim Vali’nin oturduğu protokol masasının önünde dans etmesini istedim. O gürültü arasında dansöz “tamam” dedi ve masaya yöneldi. Amacım Vali ile dansözü aynı karede yakalamak. Ne kadar yakın olursa o kadar güzel fotoğraf kareleri yakalayacaktım. Fotoğraf makinesini Vali’nin masasına doğru yönlendirdim, dansözün masaya gitmesini bekliyordum. O sırada Vali’nin Özel Kalem Müdürü Sinan İlban ile göz göze geldik. Sinan İlban bana bakıp gülümsedi. Niyetimi anlamıştı. Hemen dansözün yanına gidip masaya gitmemesi için uyarıda bulundu. Dansöz geri döndü. Sinan İlban yanıma geldi, “İzzet yapma böyle şeyler, ortamı görüyorsun” dedi. Zaten dansözü kısa süre sonra sahneden aldılar. Sinan İlban, gazeteciler tarafından çok seviliyordu, “Sinan Abi” derdik. O’da bizi seviyordu. Bazen sabah habere çıkmadan önce valilikteki makamına uğrar çayını içerdim. Azda olsa bize bazı haberler verirdi. İstanbul Bakırköylü olan Sinan Abi, emekli oldu Tekirdağ’dan ayrılmadı. Yaptığı bağ evinde kedi, tavuk, köpek… besliyor. Hayvan sevgisi olan insanların, iyi insan olduklarının en iyi örneklerinden biri de Sinan Abi’dir. Sık sık olmasa da arada bir telefonlaşıyoruz.   ÇAPKIN MÜDÜRÜ TATİL GÜNÜ YAKALADIM   Tekirdağ Valiliği’nde aramın çok iyi olduğu bir müdür vardı. Her konuyu rahatça konuşacak kadar samimiydik. Boylu poslu, çok yakışıklı, makamda olunca kadınlardan oldukça ilgi görüyordu. Valiliğe ziyaretine gidince, “İzzet bir fotoğrafımı çek ön sayfadan gir. Ancak tam sayfa olsun başka kabul etmem” diye takılıyordu.  Evli olmasına rağmen kadınların ilgisi eksik olmuyordu. Bir iki defa , “Evlisin rahat dur” dediğimde, “Kadınlar rahat durmuyor, ben ne yapayım” diye cevap verdi. Yazları izinli olduğum günler genellikle Kumbağ’a gidiyordum. Bir Pazar günü izinliyim ve Kumbağ’a gittim. Kumbağ’ın ana caddesinde gezinirken geçen araçta müdürü ve yanında güzel bir kadınla gördüm. Trafik yavaş aktığından arkadaşı ve yanındaki kadını net gördüm. O beni fark etmedi. Pazartesi günü valilikte müdür arkadaşın yanına gittim. Çay muhabbetinden sonra, “Pazar günü ne yaptın?” dedim muzip bir şekilde. Bozuntuya vermedi, “Çocuklarla evde takıldık” dedi. “Kumbağ’da bir kadınla gezen kimdi?” dedim. “Sen nereden biliyorsun?” dedi. “Dün seni gördüm, takipteydim. Fotoğraflarınızı da çektim” dedim. “Gazetenin ön sayfasını istiyordun şimdi tam sayfayı hak ettin. Yarın ön tam sayfa senin” dedim. Birden ciddileşti, “Aman İzzetciğim öyle bir hata yapma. Yengende terk eder, müdürlükte gider” dedi. “Yaparken düşünecektin. Zaten ön sayfadan hep haberini istiyordun. Tam zamanı” dedim. Bunları derken birazda gülümseyerek söylüyordum. Ancak arkadaş işi ciddiye aldı. Endişeyi yüzünden görebiliyordum. Haberi yapıp yapmayacağımdan emin değildi. Oysa fotoğraf çekmemiştim ve haberi yapmayı aklımdan bile geçirmemiştim. Ben müdürün endişesini ve korkusunu gördükçe bilerek üzerine gittim. Neyse, haberlerimi yazmak için gazeteye gittim. Genel Yayın Müdürü Celal İmren beni çağırdı, “Müdür aradı onun bir haberini yapacakmışsın rica etti, o haberi yapma” dedi. Valilikteki müdür arkadaşı Genel Yayın Müdürümüz Celal İmren’de tanıyordu. Haberi yapmayacağımı bilmesine rağmen işi garantiye almak için İmren’i de aramış. Her ziyaretine gittiğimde, odasında başka kimse yoksa, “Fotoğraflar bende haberin olsun” derdim.   GAZETE PATRONU İKİ AY BENİ TAKİP ETTİRDİ   Tekirdağ’da Doğuş gazetesinde işe başladım. Nedendir bilmiyorum o zamanlar “uzun çember sakal” bırakmıştım. Kimilerine göre, “dinci sakalı.” Beş altı ay kadar böyle gezdim. Beni gören çoğu kimse bir tarikata bağlı olduğumu düşünüyordu. Meğer buna gazetenin sahibi A. Işık Narler ve gazetenin Genel Yayın Müdürü Celal İmren’de dahilmiş. İkisi de eskinin hızlı solcularından. Her gün takip ettiğim birkaç gazete vardı ama Cumhuriyet gazetesini akşamları evde okurum diye çantama koyuyordum. Narler ile İmren, “Bu adam çember sakallı, okuduğu gazete Cumhuriyet. Acaba istihbarat içimize mi soktu” diyorlar kendi aralarında. Beni takip etme kararı alıyorlar. Gazete günlük çıkıyor, binamız Tekira AVM’ye yakın bir yerdeydi. Her sabah müdürlerin ve muhabirlerin gündem değerlendirme toplantısı oluyordu. Önemli bir konu varsa ilgili kişiye gidecek muhabirlere görev veriliyordu. Önemli bir gündem yoksa muhabirler gündemi kendileri belirliyordu. İki ay kadar gündem toplantılarından sonra beni takip etmişler. Nereye gidiyorum, kiminle görüşüyorum… Bir şey bulamıyorlar. Akılları halen benim “çember sakalım” ve okuduğum gazetede. Tezat bir durum geliyor onlara. Beni takip etmek için Hürriyet gazetesinden bize gelen muhabir arkadaşımız Savaş Yazıcı’yı görevlendiriyorlar. Benim bir yerle bağlantım olmadığına emin olduktan sonra gazetenin patronu A. Işık Narler bana anlattı. Kısa bir süre aynı evi paylaştığım Savaş Yazıcı’da konuyu bana anlattı. Savaş Yazıcı’yı çok genç yaşta Çanakkale’de bir tartışmadan dolayı vurarak öldürdüler. Mekanı cennet olsun.   “VALİ AMCA”   Gazetede sürekli muhabir olmasına rağmen her nedense bir Pazar günü muhabir yok. Gazetenin matbaası Trakya Birlik, Salat Yağ gibi büyük fabrikaların baskı işlerini de yaptığından hafta sonları dahil 24 saat çalışıyor. Gazetenin telefonu o Pazar günü ısrarla çalıyor. Muhabir yok, telefonu matbaanın montajında çalışan Mustafa isimli bir arkadaş açıyor. Tekirdağ Valiliği’nden arıyorlar. Bir bakan geçerken program dışı Tekirdağ Valiliği’ne de uğrayacakmış. “Diğer gazeteleri aradık sizinde bilginiz olsun” demişler. Bakanın gelmesine çok az bir süre var ortada muhabir yok. Mustafa hemen gazetenin haber müdürünü arıyor, “Kimse yoksa sen git birkaç kare fotoğraf çek gel” diyor müdür. Mustafa fotoğraf makinesini alıp valiliğe gidiyor. Mustafa valiye bir şey söylemek isterken, “Vali amca” diyor. Vali duymazlıktan gelip yön değiştiriyor. Uzun süre Mustafa’ya, “Vali amca” diye takıldık. Mustafa bunu dememize kızardı, “Ben montajcıyım siz gidip görevinizi yapsaydınız” diye cevap verirdi.     MEĞER İTİBAR SAKALIMAYMIŞ   Konu sakaldan açılmışken o dönem yaşadığım ilginç bir olayı da anlatayım. O zaman küçük sayılacak bir kebap ve baklava salonuna arada bir gidip yemek yiyordum. Şimdi Süleymanpaşa’nın en büyük kebapçılarından biri. Sahibi muhafazakar biri. Bana çok itibar gösteriyordu. Bazen ikramlardan bulunuyordu. Her gittiğimde oradaysa mutlaka yanıma gelip hal hatır soruyor, gündemle ilgili haberlerden konuşuyordu. Bu durum birkaç ay devam etti. Kebapçının hemen altındaki bodrumunda büyük bir birahane vardı. Arada bir yemekten sonra akşamları arkadaşlarla o birahaneye gidiyorduk. Bir gün kebapçıdan çıktım hemen alttaki birahaneye indim. O sırada beni gören kebap salonunun sahibinin bakışlarından bir anormallik sezdim ama anlam veremedim. İlk defa inmiyordum birahaneye. Bir süre sonra yine kebapçıya gittim patron orada ama selamımı zoraki aldı. Soğuk davrandı, yüzü asık. Sonra durumu anladım. Meğer sakalımdan dolayı beni de muhafazakar sanıyormuş. Birahaneye girdiğimi de ilk o gün görmüş. İtibar bana değil sakalımaymış. Bu Pazar biraz magazinvari anılardan bahsedeyim dedim. Gelecek Pazar günü başka anılarda buluşmak dileğiyle.                                                    
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2026 -Pazar

MUHAFAZAKAR VALİ’YE DANSÖZ ve ÇAPKIN MÜDÜR

MUHAFAZAKAR VALİ’YE DANSÖZ OYNATTILAR 

 

Tekirdağ Valisi Oğuz Kağan Köksal muhafazakar bir kimliğe sahipti.

Muhafazakar derken en koyusundan.

Yanılmıyorsam Uğur Mumcu’nun “Rabıta” kitabında da ismi geçiyordu.

Dünya’da şeriatı yaymak için Suudi Arabistan’ın kurduğu ve finanse ettiği Rabıta aracılığı ile Türkiye’den Suudi Arabistan’a gönderilen 7 isimden biriydi.

Daha sonra AK Parti tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü’ne getirildi ve bir sürede AK Parti’den milletvekilliği yaptı.

Çalıştığım gazetenin sahibi A. Işık Narler ve yönetici kadrosu da sosyal demokrattı.

Hepsinin ortak özelliği çok iyi gazeteci olmalarıydı. Bu nedenle Doğuş gazetesi Trakya’da rüzgar estiriyordu.

Bu gazetede yetişen çok sayıda gazeteci arkadaşımız halen aktif olarak mesleğini yapıyor.

Patronumuz A. Işık Narler ile de bağlantım hiç kopmadı (iki yıl kadar dargınlığımızı saymasak.)

Halen haftada bir ya Işık Abi arar ya da ben ararım.

Zaman zaman Çorlu’ya uğrar eski günleri yad ederiz.

Bu yaz aradığında birkaç defa Çanakkale’deki yazlığına tatile davet etti. Söz verdiğim halde gidemedim.

İnşallah seneye gitmek nasip olur.

Neyse…

Tekirdağ Valisi Oğuz Kağan Köksal gazetecilere çok mesafeli duruyordu.

Habere gittiğimizde diğer valilerin hal hatır sormalarının aksine Vali Köksal hep mesafesini korurdu. Pek muhatap olmazdı.

Zaten soğuk bir yapısı vardı.

Tekirdağ Çocuk Esirgeme Kurumu’nun “gönüllü anneleri” her yılbaşında kurumun salonunda yılbaşı etkinliği düzenliyordu. Kurumdaki çocuklarda eğlensin diye güzel organizasyonlar yapıyorlardı.

Üç yıl üst üste gazete geceyi takip etmek için beni görevlendirdi.

Bu geceye çocukların yanı sıra vali, belediye başkanları, mülki amirler vs. katılıyordu.

Birde Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kalan çocukların “Gönüllü anneleri.”

O çocukların “Gönüllü anneleri” ile olan diyaloglarını görüp etkilenmemek mümkün değildi.

“Gönüllü anneleri” ise en az öz çocukları kadar onlara sevgi gösterdiklerine defalarca şahit oldum.

Çocuklara hediyeleri verildi, ayrıca hediye çekilişleri yapıldı, yerel ses sanatçıları sahneye çıktı.

Işıklar kısa bir süre hafiften karartıldı ve sahneye dansöz çıktı.

Hepimiz şaşırdık.

Ben hemen Vali’nin yüz ifadesine baktım.

Çok kızdığı yüzüne yansıdığı gibi kafasını öne eğmiş dansöze bakmamaya çalışıyordu.

 Daire amirlerinin de yüzü düştü.

Kendi aralarında mırıldanmaya başladılar. 

 Belli ki yarın bazı yöneticiler ve müdürler Vali Köksal’dan fırça yiyecekler.

Dansözün çıkacağından çoğu yetkilinin haberi olmadığı morallerinin bozulmasından anlaşıldı.

Vali’nin kafası halen yere doğru bakıyordu.

Ben fırsatı kaçırmak istemedim.

Dansözün yanına gittim Vali’nin oturduğu protokol masasının önünde dans etmesini istedim.

O gürültü arasında dansöz “tamam” dedi ve masaya yöneldi.

Amacım Vali ile dansözü aynı karede yakalamak.

Ne kadar yakın olursa o kadar güzel fotoğraf kareleri yakalayacaktım.

Fotoğraf makinesini Vali’nin masasına doğru yönlendirdim, dansözün masaya gitmesini bekliyordum.

O sırada Vali’nin Özel Kalem Müdürü Sinan İlban ile göz göze geldik.

Sinan İlban bana bakıp gülümsedi.

Niyetimi anlamıştı.

Hemen dansözün yanına gidip masaya gitmemesi için uyarıda bulundu.

Dansöz geri döndü.

Sinan İlban yanıma geldi, “İzzet yapma böyle şeyler, ortamı görüyorsun” dedi.

Zaten dansözü kısa süre sonra sahneden aldılar.

Sinan İlban, gazeteciler tarafından çok seviliyordu, “Sinan Abi” derdik.

O’da bizi seviyordu.

Bazen sabah habere çıkmadan önce valilikteki makamına uğrar çayını içerdim.

Azda olsa bize bazı haberler verirdi.

İstanbul Bakırköylü olan Sinan Abi, emekli oldu Tekirdağ’dan ayrılmadı.

Yaptığı bağ evinde kedi, tavuk, köpek… besliyor.

Hayvan sevgisi olan insanların, iyi insan olduklarının en iyi örneklerinden biri de Sinan Abi’dir.

Sık sık olmasa da arada bir telefonlaşıyoruz.

 

ÇAPKIN MÜDÜRÜ TATİL GÜNÜ YAKALADIM

 

Tekirdağ Valiliği’nde aramın çok iyi olduğu bir müdür vardı. Her konuyu rahatça konuşacak kadar samimiydik.

Boylu poslu, çok yakışıklı, makamda olunca kadınlardan oldukça ilgi görüyordu.

Valiliğe ziyaretine gidince, “İzzet bir fotoğrafımı çek ön sayfadan gir. Ancak tam sayfa olsun başka kabul etmem” diye takılıyordu.

 Evli olmasına rağmen kadınların ilgisi eksik olmuyordu.

Bir iki defa , “Evlisin rahat dur” dediğimde,

“Kadınlar rahat durmuyor, ben ne yapayım” diye cevap verdi.

Yazları izinli olduğum günler genellikle Kumbağ’a gidiyordum.

Bir Pazar günü izinliyim ve Kumbağ’a gittim.

Kumbağ’ın ana caddesinde gezinirken geçen araçta müdürü ve yanında güzel bir kadınla gördüm. Trafik yavaş aktığından arkadaşı ve yanındaki kadını net gördüm. O beni fark etmedi.

Pazartesi günü valilikte müdür arkadaşın yanına gittim.

Çay muhabbetinden sonra, “Pazar günü ne yaptın?” dedim muzip bir şekilde.

Bozuntuya vermedi, “Çocuklarla evde takıldık” dedi.

“Kumbağ’da bir kadınla gezen kimdi?” dedim.

“Sen nereden biliyorsun?” dedi.

“Dün seni gördüm, takipteydim. Fotoğraflarınızı da çektim” dedim.

“Gazetenin ön sayfasını istiyordun şimdi tam sayfayı hak ettin. Yarın ön tam sayfa senin” dedim.

Birden ciddileşti, “Aman İzzetciğim öyle bir hata yapma. Yengende terk eder, müdürlükte gider” dedi.

“Yaparken düşünecektin. Zaten ön sayfadan hep haberini istiyordun. Tam zamanı” dedim.

Bunları derken birazda gülümseyerek söylüyordum.

Ancak arkadaş işi ciddiye aldı. Endişeyi yüzünden görebiliyordum.

Haberi yapıp yapmayacağımdan emin değildi. Oysa fotoğraf çekmemiştim ve haberi yapmayı aklımdan bile geçirmemiştim.

Ben müdürün endişesini ve korkusunu gördükçe bilerek üzerine gittim.

Neyse, haberlerimi yazmak için gazeteye gittim.

Genel Yayın Müdürü Celal İmren beni çağırdı, “Müdür aradı onun bir haberini yapacakmışsın rica etti, o haberi yapma” dedi.

Valilikteki müdür arkadaşı Genel Yayın Müdürümüz Celal İmren’de tanıyordu.

Haberi yapmayacağımı bilmesine rağmen işi garantiye almak için İmren’i de aramış.

Her ziyaretine gittiğimde, odasında başka kimse yoksa, “Fotoğraflar bende haberin olsun” derdim.

 

GAZETE PATRONU İKİ AY BENİ TAKİP ETTİRDİ

 

Tekirdağ’da Doğuş gazetesinde işe başladım.

Nedendir bilmiyorum o zamanlar “uzun çember sakal” bırakmıştım.

Kimilerine göre, “dinci sakalı.” Beş altı ay kadar böyle gezdim.

Beni gören çoğu kimse bir tarikata bağlı olduğumu düşünüyordu.

Meğer buna gazetenin sahibi A. Işık Narler ve gazetenin Genel Yayın Müdürü Celal İmren’de dahilmiş.

İkisi de eskinin hızlı solcularından.

Her gün takip ettiğim birkaç gazete vardı ama Cumhuriyet gazetesini akşamları evde okurum diye çantama koyuyordum.

Narler ile İmren, “Bu adam çember sakallı, okuduğu gazete Cumhuriyet. Acaba istihbarat içimize mi soktu” diyorlar kendi aralarında.

Beni takip etme kararı alıyorlar.

Gazete günlük çıkıyor, binamız Tekira AVM’ye yakın bir yerdeydi.

Her sabah müdürlerin ve muhabirlerin gündem değerlendirme toplantısı oluyordu. Önemli bir konu varsa ilgili kişiye gidecek muhabirlere görev veriliyordu. Önemli bir gündem yoksa muhabirler gündemi kendileri belirliyordu.

İki ay kadar gündem toplantılarından sonra beni takip etmişler.

Nereye gidiyorum, kiminle görüşüyorum…

Bir şey bulamıyorlar.

Akılları halen benim “çember sakalım” ve okuduğum gazetede.

Tezat bir durum geliyor onlara.

Beni takip etmek için Hürriyet gazetesinden bize gelen muhabir arkadaşımız Savaş Yazıcı’yı görevlendiriyorlar.

Benim bir yerle bağlantım olmadığına emin olduktan sonra gazetenin patronu A. Işık Narler bana anlattı.

Kısa bir süre aynı evi paylaştığım Savaş Yazıcı’da konuyu bana anlattı.

Savaş Yazıcı’yı çok genç yaşta Çanakkale’de bir tartışmadan dolayı vurarak öldürdüler.

Mekanı cennet olsun.

 

“VALİ AMCA”

 

Gazetede sürekli muhabir olmasına rağmen her nedense bir Pazar günü muhabir yok.

Gazetenin matbaası Trakya Birlik, Salat Yağ gibi büyük fabrikaların baskı işlerini de yaptığından hafta sonları dahil 24 saat çalışıyor.

Gazetenin telefonu o Pazar günü ısrarla çalıyor. Muhabir yok, telefonu matbaanın montajında çalışan Mustafa isimli bir arkadaş açıyor.

Tekirdağ Valiliği’nden arıyorlar. Bir bakan geçerken program dışı Tekirdağ Valiliği’ne de uğrayacakmış.

“Diğer gazeteleri aradık sizinde bilginiz olsun” demişler.

Bakanın gelmesine çok az bir süre var ortada muhabir yok.

Mustafa hemen gazetenin haber müdürünü arıyor, “Kimse yoksa sen git birkaç kare fotoğraf çek gel” diyor müdür.

Mustafa fotoğraf makinesini alıp valiliğe gidiyor.

Mustafa valiye bir şey söylemek isterken, “Vali amca” diyor.

Vali duymazlıktan gelip yön değiştiriyor.

Uzun süre Mustafa’ya, “Vali amca” diye takıldık.

Mustafa bunu dememize kızardı, “Ben montajcıyım siz gidip görevinizi yapsaydınız” diye cevap verirdi.

 

 

MEĞER İTİBAR SAKALIMAYMIŞ

 

Konu sakaldan açılmışken o dönem yaşadığım ilginç bir olayı da anlatayım.

O zaman küçük sayılacak bir kebap ve baklava salonuna arada bir gidip yemek yiyordum.

Şimdi Süleymanpaşa’nın en büyük kebapçılarından biri.

Sahibi muhafazakar biri. Bana çok itibar gösteriyordu. Bazen ikramlardan bulunuyordu.

Her gittiğimde oradaysa mutlaka yanıma gelip hal hatır soruyor, gündemle ilgili haberlerden konuşuyordu.

Bu durum birkaç ay devam etti.

Kebapçının hemen altındaki bodrumunda büyük bir birahane vardı. Arada bir yemekten sonra akşamları arkadaşlarla o birahaneye gidiyorduk.

Bir gün kebapçıdan çıktım hemen alttaki birahaneye indim. O sırada beni gören kebap salonunun sahibinin bakışlarından bir anormallik sezdim ama anlam veremedim. İlk defa inmiyordum birahaneye.

Bir süre sonra yine kebapçıya gittim patron orada ama selamımı zoraki aldı. Soğuk davrandı, yüzü asık.

Sonra durumu anladım. Meğer sakalımdan dolayı beni de muhafazakar sanıyormuş. Birahaneye girdiğimi de ilk o gün görmüş.

İtibar bana değil sakalımaymış.

Bu Pazar biraz magazinvari anılardan bahsedeyim dedim.

Gelecek Pazar günü başka anılarda buluşmak dileğiyle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trakyaolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift Penis Büyütme Ameliyatı Meme Büyütme Ankara Burun Estetiği Ankara Lazer Epilasyon Ankara Lazer Epilasyon Ankara Dövme Sildirme Ankara Lazer Epilasyon Çayyolu Lazer Epilasyon Konya Cilt Bakımı Konya Kıl Dönmesi Tedavisi Ankara Hemoroid Tedavisi Ankara Meme Ultrasonu Ankara Radyolog Ankara Selülit Tedavisi Konya Göz Kapağı Estetiği Ankara