Gazetecilikte yaşadığım Muazzez Abacı ve Hasan Heybetli anısını anlatmamın çok ilgi görmesinden sonra, her Pazar bir gazetecilik anımı yazmaya karar verdim.
SENDİKADA ÇIKAN BOMBA HABER
Bugün yaptığım haberden dolayı fabrika sahibinin adamlarının gazeteyi silahla taramalarını anlatacağım.
Tekirdağ’da günlük Doğuş gazetesinde çalışıyorum bir taraftan da Günaydın gazetesinin Tekirdağ muhabirliğini yapıyordum. O zamanlar internet olmadığından gazeteler çok satıyor. Hürriyet ile Günaydın gazeteleri tirajda yarışıyor.
Tekirdağ’da tanınan bir ailenin un ve irmik fabrikasında, işçiler zam artışından anlaşamadıkları için greve gitmek üzereler.
İki gazeteye sürekli haber götürmem gerektiği için her gün pek çok yere gidiyoruz. Bazen olay yerine, bazen de siyasilerin, sendikaların, sivil toplum kuruluşların, belediye başkanları ile milletvekillerinin gündemdeki konuya göre görüşlerini alıp haber yapıyoruz.
Tekirdağlı iş adamının fabrikasında grev çanlarının çaldığını öğrenince işçilerin bağlı olduğu Tek Gıda İş Sendikası’nın Tekirdağ Şubesine gittim. Sendika başkanının zaman zaman haberlerini yapıyordum.
Sendika başkanı ile haber yaparken fabrikada çalışan işyeri temsilcisi geldi. Bir süre sonra çıktı gitti.
FABRİKA KAÇAK SU ŞEBEKESİ DÖŞEMİŞ
Gazetenin merkezi Tekira AVM ile Tekirdağ Şarap ve İçki Fabrikası arasında bulunan Şaraphane Caddesi’ndeydi.
Sendika gazeteye çok yakındı. Haberi yaptım sendikadan çıktım, fabrikanın işyeri temsilcisi yanımda bitti.
“Biraz konuşabilir miyiz?” dedi. Sendikaya yakın küçük bir kafeteryada oturduk konuştuk.
Bana fabrikayla ilgili öyle bir bilgi verdi ki şaşırdım kaldım. İnanmadığımı anlamış olacak ki krokiyi çizdi.
İddiaya göre un ve irmik fabrikası 16 yıldır kaçak su kullanıyormuş. Ve un fabrikalarında üretimde aşırı derecede su harcanıyormuş. Yani işin maddi boyutu çok büyük ve ayrıca kaçak kullanımdan dolayı fabrika sahibinin cezaevine girme durumu var.
Fabrikanın sendika işyeri temsilcisi ile ertesi gün fabrikaya yakın bir yerde buluşma kararı aldık. Fabrika sahilde şehir merkezi sayılacak bir yerdeydi.
İkinci gün buluşma yerine gittim. İşyeri temsilcisi fabrikaya yakın bir yerde kaçak su borularının döşendiği yeri işaret ederek anlattı.
O kadar detaylı anlattı ki, “Sen bu kadar detayı nereden biliyorsun? Haberi yazarım ancak gerçek değilse kanunen ciddi cezası var” dedim.
“Boruların döşenmesi için geceleri kanal açanlardan biride benim” dedi.
Gazeteye gittim haberi yazdım ve haberi verirken, kaçak su borularının geçtiği yerlerin krokisini de habere ekledim.
MİLLETVEKİLİ: HABER GERÇEKTEN DOĞRU MU?
Gazete haberi birinci sayfadan manşetten verdi.
Fabrika sahibi Tekirdağ’da itibarlı ve saygın biri olarak bilindiğinden haber epey ses getirdi.
Av. Güneş Gürseler o zaman hem Tekirdağ Milletvekili hem de büyükelçi ünvanı ile Başbakanlık Başdanışmanı.
Güneş Bey ile aramız oldukça iyi. Haberden kısa bir süre sonra bir toplantıda Güneş Bey ile karşılaştık. Fabrika sahibinin adını söyleyerek, “İzzet, o benim çocukluk ve okul arkadaşım, hiçte öyle biri değil. Haber gerçekten doğru mu?” deme gereği duydu.
“Doğru” dedim.
Şaşırdı, “Hayret edilecek bir şey” dedi.
GECE YARISI GAZETEYİ TARADILAR
Doğuş gazetesinin kadrosu geniş, Trakya genelinde büroları olan ve gazeteyi gece kendi araçlarıyla dağıtıma çıkaran bir gazete. Trakya için de ayrıca bir nevi gazetecilik okulu gibiydi. O gazeteden sonra zaten Trakya’da bir bölge gazetesi yayımlanmadı.
Gazete aynı zamanda matbaa makinelerinde Trakya Birlik, Salat Yağ, Güray Yağ gibi çok sayıda fabrikanın etiket, kutu gibi işlerini basıyor. Matbaa 24 saat çalışıyor.
Haberin yayımlandığı günün ertesi, gece yarısı saat 03.20 suları Mercedes marka bir otomobilden gazete binasına birkaç el silahla ateş ediliyor.
O saatte gazetenin sahibi A. Işık Narler, İşletme Müdürü Ender Bozlar, grafiker Zeynel Esen, matbaa ustası Nadir Abi ve matbaa çalışanları var binada.
Patron A. Işık Narler eski tüfeklerden. O sırada dış kapıya çok yakın bulunuyor.
Hemen dışarı fırlayıp sokak lambasının ışığından aracın plakasını tespit ediyor.
Sonra hızla içeri giriyor gazetedekilere, “Ben neden çıktım üzerimde emanet var sandım. Yokmuş” diyor.
Gazete araştırdığında, plakadan Mercedes otomobilin fabrika sahibine ait olduğunu ve içinde fabrika sahibinin şoförü ile başka bir kişinin olduğunu tespit ediyor.
Saldırının olduğu gün halen sık sık görüştüğümüz patronumuz A. Işık Narler ve Yazı İşleri Müdürü İsmail Şen beni çağırdı.
Patronun odasında, “İzzet bu fabrika haberi burada bitsin, başka haber yapma. İş başka yere gidecek” dediler.
Neden bunu dediklerini bilmiyorum!
BELEDİYE BAŞKANI, “KASAMIZ PARA GÖRDÜ” DEDİ VE BENİ ÖPTÜ
Haberi yaptığımda rahmetli Cemal Ünlüsaraç Tekirdağ Belediye Başkanı’ydı.
Toplantılarda, açılışlarda görüşmelerimizin dışında haftada 2- 3 defa makamına gider, yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi alır haberlerini yapardım.
Günlük gazete olunca belediye başkanları, milletvekilleri, bürokrat ve mülki amirlerle iş gereği sık sık görüşüyorsun.
Haberden birkaç gün sonra makamına gittim. Sekreterinin yanında içerdekilerin çıkmasını bekliyordum.
İçeriye çaycı girerken kapı aralığında beni gördü Cemal Ünlüsaraç, sekreterine seslendi, “İzzet gelsin” dedi.
İçeri girdim Cemal Başkan makamından kalktı beni yanaklarımdan öptü, “Kardeşim haberi yaptın kasamız para gördü” dedi.
Başkan anlattı; haberimden sonra fabrika sahibi Cemal Başkan’a gitmiş 16 yıl kullandığı kaçak su için ciddi bir para ödemeyi teklif etmiş.
Un fabrikaları üretim sırasında büyük miktarlarda su kullandığı için ciddi rakamda para ödemesinde anlaşmışlar.
Benim cümle aralarından anladığım fabrika sahibi işin adliyeye yansımasını istememiş.
Fabrika suyun az miktarını belediyenin döşediği su borularından, büyük kısmını ise kendi döşediği kaçak su borularından kullanıyormuş. Böylece belediyenin dikkatinden kaçıyormuş.
O gün sekreterine seslendi, “İzzet bu haberle hak etti, bu sefer tam çay getirin” dedi.
BAŞKANDAN O GÜN, “TAM ÇAY”
Cemal Başkan’a haber için gittiğimde hep sekreterine, “İzzet’e yarım çay söyle” derdi ama bardak hep dolu gelirdi.
Birgün, “Başkanım bana hep yarım çay söylüyorsun ama yine de dolu bardak geliyor” dedim.
Cemal Başkan, “Biz sevdiğimiz kişiye yarım çay söyleriz ki sürekli gelsin diye” dedi.
Başka bir gün makamında konuşurken, “Açılışlara gidiyorum kimisi neden çiçek göndermiyorsun diye sitem ediyor” dedi.
“Açılışlara kendim gidiyorum benden iyi çiçek mi var?” dedi gülerek.
Sonra ekledi, ”Belediyenin kasasından çiçek göndermek bana israf geliyor. Kendi kesemden de gönderemem param yok” dedi.
Herkesin sevdiği bir insandı, Allah mekanını cennet eylesin.
Fabrika ücret konusunda sendikayla anlaşsa, kim bilir daha kaç yıl kaçak su kullanmaya devam edeceklerdi.
Muhtemelen kaçak su kullandıkları hiç ortaya çıkmayacaktı.

