O dönemin Tekirdağ Valisi, bir Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’nın banka hesabından İstanbul’da yaşayan bir kadına sürekli para gönderiyor.
Yasa gereği OSB’nin Mütevelli Heyeti Başkanı Vali. Vali, OSB’nin yönetim kuruluna tanıdığı bir kadının kanser tedavisi gördüğünü ve durumunun iyi olmadığını belirterek sürekli para yardımında bulunmasını istiyor. Yönetim Vali’yi kırmıyor bu isteği kabul ediyor.
Ancak bir fabrika sahibi bu durumdan kuşkulanıyor. Para gönderilen İstanbul’daki kadını araştırıyor ve adresini tespit ediyor.
Genç ve oldukça güzel olan bu kadının kanser hastası olmadığını da öğreniyor.
Kadın valinin sevgilisi.
Yani vali sanayicilerin parasıyla sevgilisine bakıyor.
Haberi dolaylı bir şekilde bana fısıldadılar. Bunun ne anlama geldiğini gazeteci arkadaşlar bilir. Güya ağızlarından kaçırmış gibi yaparlar ama aslında senin haber yapmanı isterler. Sana haberi anlatmalarının sebebi budur.
Muhabbet esnasında bir iki bilgi daha verdiler. Ben hemen konuyu araştırmaya başladım.
Bundan sonra sizin tahmin bile edemeyeceğiniz gelişmeler oldu.
Trakya Olay gazetesini çıkardığım zamanlar. Gazetenin sayfa tasarımını ve montajını Tekirdağ’da yaptırıp baskı için İstanbul’a matbaaya gönderiyordum.
Gazetenin merkezi Çorlu’daydı ancak bir ara grafik tasarımını ve sayfa montajlarını Cihat Akçakaya ve Mithat Akçakaya’nın Süleymanpaşa’da çıkardıkları gazeteye yaptırdım.
Geçen yıl kaybettiğimiz Cihat ve Mithat abiyi Tekirdağ Kültür Merkezi (TKM)’yi kurdukları zamandan beri tanıyordum. O dönem Süleymanpaşa'da bir gazetede çalışıyordum.
Eski Tekirdağ Belediye binasının en üst katını sinema, tiyatro ve restaurantta oluşan bir kompleks haline getirmişlerdi. Denizi de gören güzel bir işletmeydi. Uzun süre hafta sonları sanatçı Erkin Koray sahne aldı. Sık sık davetli olarak giderdim dinlemeye.
Cihat abi İtalya’da sanat eğitimi görmüş ve çıkardığı gazetesinde yaptığı sayfa tasarımlarıyla dikkat çekiyordu. Daha sonra gazeteyi sattı.
Eski Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’ın özel kalem müdürlüğünü yaptıktan sonra Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne grafik tasarımcısı olarak geçti. Geçen yıl kaybettik, Allah mekanını cennet eylesin.
Cihat abi ile anlaştık benim gazetenin sayfa tasarımlarını da yapacaklardı.
Vali’nin para gönderdiği hesap numarasını vs. belirledik ve edindiğim diğer bilgilerle beraber haberi yaptım.
Vali’nin sevgilisine para gönderdiği haberi birinci sayfada manşetten verecektim.
Sayfa planlarını Cihat abinin gazetesine gönderdim ancak 2 gün olmasına rağmen sayfanın tasarımları yapılmadı.
Aradığımda, “Yoğunuz”, “bilgisayarların sisteminde bir sorun var”, “arkadaşlar hazırlıyor” gibi bahaneler öne sürüyorlardı.
Gerçek ikinci günün akşam saatlerinde anlaşıldı.
Tekirdağ Milletvekili Hasan Peker’in ablası Ümit Hanım beni cep telefonumdan aradı, “İzzet fabrikaya kadar gelebilir misin?” dedi.
Peker ailesi o zamanlar Türkiye’de glikoz üreten tek fabrika. Eti, Ülker gibi fabrikalar şeker, çikolata üretimi yapmak için adet yalvarıyorlar.
Çünkü glikoz üretimi yetişmiyor.
Ülker’in sahibi Sabri Ülker’in telefonda Ümit Hanım’a glikoz almak için ricada bulunmasına şahit olmuşluğum var.
Neyse, fabrikaya gittim sekreteri hemen Ümit Hanım’ın odasına aldı.
Çay kahve ikramından sonra Ümit Hanım, “İzzet, Vali ile ilgili bir haber yapacakmışsın. Vali beni aradı haberi yapma sana valiliğin kitap broşür vs. baskı işlerini verecekler” dedi.
Ben olumsuz cevap verdim, fabrikadan ayrıldım.
O zaman Hasan Beyle günlük gazete çıkarmak için bir projemiz var. Matbaa makinaları alacağımız Almanya’daki firmanın sahibi Türkiye’ye gelmiş ve fabrikada görüşmüştük. Birkaç milyon dolarlık büyük bir proje.
Hasan Peker, kendisi ile ilgili yaptığım bir haberden dolayı bu projeden vazgeçti.
Konu haber oldumu kimseyi dinlemem. Bilen bilir.
Bir gün sıra gelirse bu köşede bu konuyu da yazacağım.
Haberi yaptığım dönem Ulaş Belediye Başkanı Ömer Şakar’ın kızkardeşi Fatma Serpil Şakar, Dünya gazetesinin Trakya temsilcisi.
Fatma Hanım’ı gazeteciliğe başladığı günden beri tanırım.
Gazetecilikten emekli oldu, halen birbirimizi arar hal hatır sorarız.
Fatma Hanım, o zaman para gönderilen OSB’ye de danışmanlık yapıyor.
Konuyu bildiği için buraya yazma gereği duydum.
Ümit Hanıma, kibarca haberi yapacağımı söylememden bir gün sonra akşam 21.00 gibi benim gazete ofisinde grafiker Hüseyin Çetin ile oturuyoruz.
Hüseyin o zaman Devrim Gazetesi’nde çalışıyor, arkadaşlığımız Doğuş gazetesinde başladı. Doğuş’un grafikçilerinden biriydi.
Kapı çaldı açtım, gelen MİT Bölge Başkanı, şaşırdım.
MİT Bölge Başkanı ile bizi rahmetli Enis Sülün daha milletvekili olmadan önce Marmaraereğlisi Belediye Başkanı iken tanıştırmıştı.
Enis abiyi öğleden sonra ziyarete gitmiştim
Enis abi,”İzzet bekle bu akşam bir yemek var sende gel” dedi.
Akşam sahilde bir yerde buluştuk.
Masada 5 kişiydik. Enis abi, bir hakim, bir askeri savcı, MİT Bölge Başkanı ve ben.
Enis abi dışındakileri o akşam yemekte tanıdım.
En çok yanımda oturan askeri savcı ile muhabbet yaptık.
Enis abi ile zaten rahmetli olana kadar aramız hep çok iyiydi (Mekanı cennet olsun.)
Askeri savcı, arkadaşım Benek Koleji’nin sahibi Cemal Bitlis’in eniştesiymiş, kız kardeşi ile evliymiş.
Ben bilmiyorum.
O akşamki yemekten sonra savcı Cemal abiye söylüyor yemekte olduğumuzu, bende öyle öğrendim Cemal abiden.
MİT Bölge Başkanını o yemekte tanımıştım. Sonrasında yanılmıyorsam bir iki yerde birbirimizi görüp sohbet etmiştik.
Konuyu uzatmayayım…
MİT Başkanı, hal hatırdan sonra dolaylı yollardan bir şeyler anlatıyor ancak ben anlamıyorum.
“Ben Doğu’da görev yaparken çobanlarla, köylülerle ortak çalışırdık. Bazen sınırda bir uçak geçti derlerdi. Çoban İran uçağı derdi, başkası Türk uçağıydı, bir başkası başka ülkenin uçağı derdi. Yani her söylenene inanmamak lazım. Dedikodu olabilir” mealinde cümleler kuruyor. Zaman geçtiği için cümleleri tam hatırlamıyorum.
Biz Hüseyin’le dinliyoruz ama akşamın bu saatinde gazeteye gelip alakasız bir konuda konuşmasına anlam veremedik.
Üstelik daha önce gazeteye gelmişliği de yok.
MİT Başkanı konuyu anlamadığımı görünce Hüseyin’e” Arkadaşım sen bizi İzzet’le bir yarım saat yalnız bırakır mısın?” dedi.
Hüseyin’le bir otelin lobisinde buluşmayı kararlaştırdık ve o gitti.
MİT Başkanı, “İzzet, sana kaç dakikadır konuyu anlatıyorum ancak sen anlamadın. Vali ile ilgili bir haber yapmışsın. O haberi basma. Zaten Vali’de sanayicilerle konuştu bir gazeteyi desteklemek istiyorlar. Buda senin gazeten olacak” dedi.
Baktı ben haber yapma konusunda kararsızım…
MİT Başkanı“İzzet, yalan yanlış bir haber bazılarına büyük zarar verebilir. Bu durumlarda o kişiye gün yüzü göstermezler” dedi.
Mesaj kafaya dank etti!
Durumun buraya kadar geleceğini tahmini bırakın aklımın ucundan bile geçmemişti.
MİT Başkanına, “Siz buraya kadar geldiniz, sizin kıramam. Ben destekte istemiyorum. Sadece gazetecilik yapıyorum” dedim.
Gazetenin manşetini değiştirerek baskıya girdik.
Konuyu orada kapattık.
Sonra gelen iş verelim gibi desteklerini de kabul etmedim.
Daha da önemlisi, Vali gazete daha tasarım aşamasındayken bu haberi nasıl öğrenmişti?
Konuyu deşe deşe öğrenebildim.
Cihat abinin gazetesinde çalışan bir kadın muhabir benim gazetenin grafik tasarımları yapılırken haberi görüyor.
Konuyu Valiliğe gidip Vali'ye söylüyor.
Haberi yetiştiren muhabir yıllar sonra Çorlu'ya yerleşti.
Bir süre gazetede bana da fahri olarak yardımcı oldu.

