Mavi Jeans’ın çok hızlı büyüdüğü dönem. Üretimlerini Çerkezköy’ün Veliköy Mahallesi’nde yapıyorlardı.
Gerçi halen aynı fabrikada üretime devam ediyorlar.
Mavi’nin adı Türkiye’yi aşmış Amerika ve Avrupa’da da isim yapmaya başlamıştı.
Birileri beni telefondan aradı, Mavi jeans’in işçi alımında bölgecilik yaptığını, belli bölgenin insanlarını işçi olarak fabrikaya almadığını söyledi.
Ben inanmak istemedim.
“Memleketlerinden dolayı fabrikaya alınmayan işçi tanıyor musun?” dedim.
“Gazeteye gelip sana isimleri vereceğim” dedi.
Gazeteye geldi bazı isimleri bana verdi. Kimilerinin telefon numaralarını da verdi.
Verdiği telefonları aradım, memleketlerinden dolayı işe alınmadıklarını söylediler.
Genellikle Doğu’da birkaç ilin vatandaşlarını işe almıyorlarmış.
Aradığım kişilere haberi yaptığımda Mavi Jeans’ın dava açabileceğini bu durumda mahkemeye gidip şahitlik yapıp yapamayacaklarını sordum.
“Mahkemeye gider gerçekleri anlatırız” dediler.
O dönem Mavi Jeans çok büyük bütçeli bir reklam kampanyası yapıyordu.
Televizyon, gazete, dergi ve radyolarda reklamları dönüyordu. Çok büyük bir kampanyaydı.
Reklam New York’ta dünyaca ünlü bir jeans markasının ofisinde geçiyordu.
Dünyanın en büyük jeans üreticisinin tepe yöneticisi (iddia o ki Levi’s yöneticisi) şöyle diyordu reklamda;
“Merhaba George, gelsene. Avrupa ve Orta Doğu sorumlusu olarak söyler misin Tanrı aşkına Türkiye’de neler oluyor George? Neydi o marka?”
“Mavi Jeans.”
“Bizim kalite standartlarında Türkiye’de üretmeleri mümkün mü?”
“Bizde üretimimizi Türkiye’de yapıyoruz John.” ( O zamanlar Levi’s in fabriksı Çorlu’daydı. Sonra Türkiye’de üretimlerini durdurdular.)
“Kumaşta aynı.”
“Bizde Kayseri’de alıyoruz onlarda. Hata dikişte bazı…”
“Bazı ne?”
“Bazı artıları bile var.”
“George biz çok büyük bir markayız, bunu asla aklından çıkarma. Ve bana sakın bir Türk firmasıyla başa çıkamayacağız deme.”
“Ama bu karlılığımızı engellemiyor. Biz dünyaca ünlü bir marka olduğumuzdan aynı malı yüzde 50 daha pahalıya satıyoruz. Aynı malı John.”
Tepe yönetici hiddetlenerek, “Aynı malı deme George, aynı malı deme George. Sen açık açık Türkler’in bu işi aynı kalitede yaptıklarını mı söylemek istiyorsun yani!”
“İtiraf etmek gerekirse..”
Tepe yönetici müdüre daha da öfkelenerek, masaya vurarak ayağa kalkıyor, “Eee yeter! Bu Türkler’de çok oluyorlar artık.”
Bu sırada dış ses, “Çok oluyoruz. Mavi Jeans” diyor.
Reklam aynen böyleydi.
Memleketlerinden dolayı Mavi Jeans’ın bazı kişileri işe almadığını doğruladıktan sonra yaptıkları; “Çok oluyoruz!” Reklamına gönderme yaparak, Trakya 2000 gazetesinde haberi sürmanşetten
“Mavi Jeans gerçekten çok oluyorsunuz” başlığıyla yayımladık.
Bölgecilik yapmak fabrikanın politikası değildi. O dönemin personel müdürünün işgüzarlığından kaynaklanıyordu.
Durum müdürden kaynaklansa da bu bizim değil fabrikanın sorunuydu.
Haberimiz epey ses getirdi.
Önce Mavi Jeans fabrikasının müdürleri beni aradı durumu açıkladılar.
Haberi sonraki sayıda yalanlamamı isteyen müdürleri bile çıktı.
“Haber doğru mahkemeye gidebilirsiniz. Almadığınız işçiler mahkemede şahitlik yapmaya hazır” dedim.
Fabrika bunun üzerine bu talebinden vazgeçti.
Ancak çok telaşlıydılar.
Bunu arayan her yöneticilerinin sesinden anlıyordum.
Daha sonra Mavi Jeans’in genel müdürü beni aradı açıklamalarda bulundu.
Birkaç gün sonra fabrikaya geleceğini benimle mutlaka görüşmek istediğini söyledi.
“Gelirim” dedim ama görüşmeye gitmedim.
Genel müdür endişelerini şu cümleyle ifade etti, “Amerika ve Avrupa’da ırkçılığa karşı etkin olan gruplar var. Bunlar bu tür durumlarda mağazaların önüne gidip eylem yapıyor. Gazeteler ve televizyonlarda ırkçılık konusunda hassas davranıyor. Bu tür eylemler mağazalarımızın önünde yapılırsa çok büyük zarar görürüz. Ürünlerimiz satılmaz. Çok ciddi yatırımlar yaptık Amerika ve Avrupa’da.”
Telaşlarının nedenini böylece anladım.
Fabrikanın müdürleri benimle görüşmek için ısrarla aramaya devam ettiler.
Bir gün belirledik görüşmek için ancak o günde acil işim çıktı Çanakkale’ye gittim.
Gazeteden bir arkadaşı görüşmeye gönderdim. Personel müdürü ve fabrika müdürü ile konuşmuş. Ayırımcılığı kabul etmişler bir daha hassas davranacaklarını söylemişler.
Giden arkadaş personel müdürünün kişiliğini beğenmediğini söyledi.
Bir hafta kadar sonra personel müdürünün sürekli görüşmek için aramasından bıktım ve görüşmeyi kabul ettim.
Gazetede çalışan arkadaşın dediği gibi personel müdürünün karakterini de bende hiç beğenmedim.
Böyle birinin fabrikaya personel müdürü yapılmasına gerçekten çok şaşırdım.
Bu durumu gazetedeki arkadaşıma da söyledim.
Aradan bir ay geçmeden Mavi Jeans, personel müdürünün işine son verdi.
Bana haberi veren arkadaş aracılığıyla işçi alımında halen ayırımcılık yapılıp yapılmadığını takip ettim.
Eleman alımında bölgecilik yapılmadığına emin olduktan sonra haberin takibini bıraktık.
Gelecek hafta başka bir yazıda buluşmak umuduyla sağlıcakla kalın.
