Emir açıktır: ‘Bir çukur kazın.’
Saatler süren zahmetin sonunda, adam boyu derinliğinde kocaman bir çukur ortaya çıkar. Köylülerin alın teri, toprağa karışır. Ardından elleri arkadan bağlı, bitkin hasta çoluk çocuk, ağlayan inleyen, bir askeri kamyon dolusu Yahudi esirler getirilir.
Yahudiler çukurun başına indirilirler.
Nazi subayı alaycı bir gülümsemeyle köylülere bakar, ‘esirleri çukura itin.’
İstemeye istemeye esirlerle birlikte ağlaya ağlaya iterler!
Sonraki emir daha da kan dondurucudur:
‘Üzerlerini toprakları atın. Onları diri diri gömün.’
Ukraynalı köylüler birbirine bakar. Çaresizlik, korku ve vicdan arasında sıkışıp kalmışlardır.
Ama hiçbiri eline kürek alıp toprak atmazlar atamazlar.
Sessizlik ağırdır, ama bu sessizlik bir başkaldırıdır.
Başkaldırı da ÖLÜMDÜR.
Bu küçük direniş, Naziler için itaatsizliktir. Bu andan sonrası köylüler için ölümle yaşam arasındaki çizgiyi belirleyecektir.
Fakat o soğuk Ukrayna toprağında, inanılmaz bir şey olur.
Korkunun yanında insanlığın sesi de bir anda yankılanır; hep birlikte haykırırlar ‘BUNU YAPMAYACAĞIZ!’
Nazilerin gözünde bu söz, ölüm fermanıdır. Ama tarihin gözünde, bu söz, zulme karşı en saf İNSANLIK direnişlerden biri olarak kalır.
Komutan şaşkın sinirle bağırır ‘Öyle mi?’
Askerlerine emreder Yahudileri çıkarın, onların yerine Ukraynalıları çukura atın.
Askerler gerekeni yaparlar.
Sonra Yahudilere emreder; ‘Üzerlerini toprakla örtün. Onları diri diri gömün.’
Yorgun, aç, susuz ve korkuyla çaresiz insanlar yavaş yavaş az önce ölümü göze alıp onları kurtaran kurtarıcılarının üzerlerine ağlayarak, yalvararak toprakları atarlar, Ukraynalıların çığlıklarını adeta duymadan duyamadan.
Ukraynalılar toprak altında ölürlerken tekrar komutanın sesi duyulur, askerlerine emreder ‘şimdi bu pis Yahudileri de atın çukura.’
1941 yazında Alman ordusu Ukrayna’ya girdiğinde, doğal olarak Ukraynalıların da kaderi bir anda değişti. Nazi işgali, yalnızca askeri değil, aynı zamanda ideolojik bir savaştı. Yahudiler, komünistler, partizan şüphelileri “yok edilmesi gereken düşmanlar” olarak görülüyordu. Bu politikanın icracıları ise Einsatzgruppen adı verilen seyyar infaz birlikleriydi.
Bu birlikler köylere giriyor, önce erkekleri topluyor, ardından kadın ve çocukları da getirtiyorlardı. Emir hep aynıydı: “Bir çukur kazın.” Köylüler ellerinde kazma ve küreklerle saatler boyunca çalışıyor, sonunda ortaya çıkan devasa çukurlar toplu mezarlara dönüşüyordu.
Tanıklardan biri şöyle anlatıyor:
“Naziler Yahudileri çukura dolduruyordu. Bize onların üstünü toprakla kapatmamızı söylediler. Biz yapmadık. Bizi bağırarak ittiler. Sonunda makineli tüfeklerle ateş açtılar…”
(Ukraynalı köylü tanıklığı, Sovyet arşivi, 1944)
Bazı köylerde köylüler emirleri yerine getirmek zorunda kaldı; yerine getirmeyenlerse ya oracıkta öldürüldü ya da Yahudilerle birlikte çukura atıldı. Nadir de olsa, köylülerin hep birlikte sessiz bir direniş gösterip küreği ellerine almadıkları anlar oldu. Bu anlar tarihte küçük ama çok değerli bir insanlık ışıltısı olarak kaldı.
Rus kaynaklarına göre Ukrayna’nın farklı bölgelerinde, özellikle Vinnytsia, Zhytomyr ve Kiev kırsalında, yüzlerce köyde bu tür infazlar belgelenmiştir. En korkunç örneklerden biri Kiev yakınlarındaki Babi Yar’dır. Eylül 1941’de yalnızca iki günde 33.771 Yahudi toplu çukurlarda kurşuna dizildi. Fakat Babi Yar sadece bir örnekti; köy köy, orman orman, binlerce küçük Babi Yar vardı.
Tüm Nazi işgali sırasında tam altı milyon Yahudi katledildi.
Ve şimdi yıl 2025.
Sanki ayni NAZİ KOMUTANI şimdi İsrail devletinin başında.
Oyun yine aynen tekrarlanır.
Sanki tarih tekrarlanır derlerdi de inanmazdım.
Ama ne tuhaftır ki dün ölüm çukurlarında, gaz odalarında katledilen Yahudilerin torunları tıpkı Alman Nazileri gibi FİLİSTİNDE insanları katlediyorlar.
Çoluk çocuk yaşlı genç kadın demeden 66.000 insanı katlettiler.
Üstelik aç, korumasız susuz hasta ve zavallıları.
Hastane yaşlı evi okul demeden.
Sanki yılların acısını ya da intikamını çıkarırcasına.
Bunca acı çekmiş bunca bedel ödemiş bir ırk nasıl olurda bu kadar acımasız bu kadar canice davranıyor inanılır gibi değil.
Ama ben yine de umutla bekliyorum.
Onların içinden de İNSANLAR çıkacak.
Ukraynalı cesur köylülerin yaptığı gibi kürekleri yani silahları atacaklar ve BUNU YAPMIYORUZ diye haykıracaklar.

