2000
20002
ERGİN KALINOĞLU
Köşe Yazarı
ERGİN KALINOĞLU
 

KÖYLÜLERİM!

Kırklareli’nde bir ev.. Perdeler kapalı, kapı kilitli. Avukat Tahir Taneri, evinin içinde volta atıyor. Kalbi hızlı, kafası daha hızlı çalışıyor. Çünkü şehirde Gazi Mustafa Kemal Atatürk var. Ama Tahir Taneri karşılamaya gidememiş. Cesaret edememiş. “Ya beni çağırırsa?” “Ya ‘sen ne cesaretle benim partime karşı aday oldun’ derse?” Sorular büyüdükçe korku da büyüyor. Oysa aynı dakikalarda Atatürk, Belediye binasında Cumhuriyet Halk Fırkası yöneticilerini toplamış, sesi sert, sözü net: “Demek ki Cumhuriyetin getirdiklerini halka anlatamamışsınız. Çalışmamışsınız. Halkı ikna edememişsiniz…” Ve devam ediyor. Kırklareli halkını anlatıyor Atatürk… Balkanlardan göçmüş, düşmanın kahrını çekmiş, Cumhuriyet’e sırt çevirmeyecek bir halktan söz ediyor. “Ben bu halkın kimden yana olduğunu bilirim” diyor. Bu çarpıcı sahneyi, Lüleburgazlı tarihçi-yazar Ali Arslan, üstelik belgeye dayalı olarak aktarıyor. Kaynağı da açık: 18 Ocak 1931 tarihli Kırklareli Milletvekili Şevket Ödül’ün CHP Genel Sekreterliği’ne gönderdiği rapor. Okuyunca insan şaşırıyor. Çünkü bugüne kadar kimse bu hikâyeyi bize böyle anlatmadı. ______________ Bu hikâyenin yaşayan tanıkları da var. Necmi Taner mesela… Tahir Taner’in tek oğlu. Yayla Parkı’nın karşısındaki o görkemli Rum konağında büyümüş. Bizim evin tam karşısı. Kızı Tomris, mahalleden ve okuldan arkadaşımız. Necmi abi siyasetten hiç konuşmazdı. Ama bir gün, Yayla Kahvesi’nde soruldu bu konu. Ve anlattı: Atatürk, babasını çağırmış. Tahir Bey korkarak gitmiş. Ama görüşmeden sonra rahatlamış. ‘Evet paşam ben Serbest Fırka Kırklareli Belediye başkan adayıydım’. ‘Size devrimlerinize ve cumhuriyete son derece bağlıyım.’ ‘Aday olmamın tek nedeni Cumhuriyet Halk Fırkası yöneticileri halka kötü davranıyorlar’” demiş. Babam bunları söyleyince Atatürk ‘konu tahmin ettiğim gibi ’demiş ve kendisine teşekkür etmiş. Demek ki korkan yalnız Tahir Taneri değilmiş… Atatürk de doğal olarak öfkeliydi. Ve bu öfke, halka değil, o günkü yöneticileredir.   (BURAYA FOTO GELECEK ) ______________ Ayşe halam da o günü anlatırdı. “13 yaşındaydım,” derdi, “daha dün gibi.” Türk Ocağı’nın önü bayram yeri gibi. Bayraklar, kalabalıklar… Kocaman bir bez afiş: GAZİ HALASKÂR KIRKLARELİ’NE HOŞ GELDİNİZ Atatürk arkasında büyük bir kalabalıkla geliyor, konuşmaya başlıyor ve ilk sözü şu oluyor: “KÖYLÜLERİM!” Bir anlık sessizlik… Sonra büyük bir coşku, büyük bir alkış: “Yaşa! Var ol! Büyük Gazi!” Çünkü bu hitap sıradan değildi. ‘Köylülerim’ derken, ben sizden içinizden biriyim diyordu Atatürk. “İçinizden biriyim.” O günün Kırklareli’si Selanik’ten, Drama’dan, Batı Trakya’dan gelen MUHACIR ve göçmenlerle dolu. Gerici değil. Laik Cumhuriyetle kavgalı hiç değil. Atatürk ve devrimlerine bağlı. Peki o zaman soru şu: Bu şehirde CHF neden zorlanmıştı? ______________ 1930 yılı… Atatürk bu kez başka bir devrim deniyor: Demokrasi. Kurduğu cumhuriyeti adeta DEMEOKRASİ ile taçlandıracak. Düşünsenize o yıllarda Avrupa’nın bile birçok ülkesi mutlakiyetle yönetilirken BÜYÜK ÖNDER ‘DEMOKRASİ’ diyor. Kendi isteğiyle kendi yönetiminin karşısına bir muhalefet kurulmasını istiyor. Görevi en yakın arkadaşına veriyor: Ali Fethi Okyar. Ardından 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruluyor. Kırklareli’nde teşkilat 18 günde tamamlanıyor. Ve belediye seçimleri yapılıyor. Sonuçlar şaşırtıcı: • Kırklareli merkez: CHF sadece 80 oy farkla kazanıyor. • Lüleburgaz, Vize, Pınarhisar gibi yerlerde Serbest Fırka galip. Tarihçi yazar Ali Arslan’ın belgelerle aktardığı bilgiye göre bunun nedenleri net: Muhacirlerin iskan sorunları, Tek parti bürokrasisinin halka yabancılaşması, Güvenlik endişeleri, 1929 Dünya Buhranı’nın yarattığı ekonomik sıkıntılar, Ağır vergiler… Yani mesele ideoloji değil, yönetim biçimi. ______________ Serbest Fırka, Türkiye genelinde 502 seçim bölgesinin 31’inde belediye seçimlerini kazanıyor. Aslında bu demokrasi için umut verici bir tablo. Ama sonra olan oluyor. Gerici unsurlar partiye üşüşüyor. Laik çizgi zorlanıyor. Ve Fethi Okyar, büyük bir sorumlulukla partiyi kapatıyor. Nitekim çok geçmeden, 23 Aralık 1930’da tam da ATATÜRK EDİRNE'de iken Menemen gerici olayı patlak veriyor. Ve alınan parti kapatma kararının ne kadar isabetli olduğu anlaşılıyor. ______________ Atatürk’ün Kırklareli’ne gelişi ve davranışı DEMOKRASİYE BİR DARBE DEĞİL, bir derstir. Yöneticilere… Bürokrasiye… Ve belki bugün bile hâlâ halkı anlamakta zorlananlara… Halktan koparsan, ezersen yukarıdan bakarsan, Halk sana sandıkta hesap sorar. Ama halka “Köylülerim” dersen, Seni bağrına basar. Ve tarih, bunu unutmaz.  
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2026 -Pazar
ERGİN KALINOĞLU

KÖYLÜLERİM!

Kırklareli’nde bir ev..

Perdeler kapalı, kapı kilitli.

Avukat Tahir Taneri, evinin içinde volta atıyor. Kalbi hızlı, kafası daha hızlı çalışıyor. Çünkü şehirde Gazi Mustafa Kemal Atatürk var.

Ama Tahir Taneri karşılamaya gidememiş.

Cesaret edememiş.

“Ya beni çağırırsa?”

“Ya ‘sen ne cesaretle benim partime karşı aday oldun’ derse?”

Sorular büyüdükçe korku da büyüyor. Oysa aynı dakikalarda Atatürk, Belediye binasında Cumhuriyet Halk Fırkası yöneticilerini toplamış, sesi sert, sözü net:

“Demek ki Cumhuriyetin getirdiklerini halka anlatamamışsınız.

Çalışmamışsınız.

Halkı ikna edememişsiniz…”

Ve devam ediyor.

Kırklareli halkını anlatıyor Atatürk…

Balkanlardan göçmüş, düşmanın kahrını çekmiş, Cumhuriyet’e sırt çevirmeyecek bir halktan söz ediyor.

“Ben bu halkın kimden yana olduğunu bilirim” diyor.

Bu çarpıcı sahneyi, Lüleburgazlı tarihçi-yazar Ali Arslan, üstelik belgeye dayalı olarak aktarıyor. Kaynağı da açık:

18 Ocak 1931 tarihli Kırklareli Milletvekili Şevket Ödül’ün CHP Genel Sekreterliği’ne gönderdiği rapor.

Okuyunca insan şaşırıyor.

Çünkü bugüne kadar kimse bu hikâyeyi bize böyle anlatmadı.

______________

Bu hikâyenin yaşayan tanıkları da var.

Necmi Taner mesela… Tahir Taner’in tek oğlu.

Yayla Parkı’nın karşısındaki o görkemli Rum konağında büyümüş. Bizim evin tam karşısı. Kızı Tomris, mahalleden ve okuldan arkadaşımız.

Necmi abi siyasetten hiç konuşmazdı.

Ama bir gün, Yayla Kahvesi’nde soruldu bu konu.

Ve anlattı:

Atatürk, babasını çağırmış.

Tahir Bey korkarak gitmiş.

Ama görüşmeden sonra rahatlamış.

‘Evet paşam ben Serbest Fırka Kırklareli Belediye başkan adayıydım’.

‘Size devrimlerinize ve cumhuriyete son derece bağlıyım.’

‘Aday olmamın tek nedeni Cumhuriyet Halk Fırkası yöneticileri halka kötü davranıyorlar’” demiş.

Babam bunları söyleyince Atatürk ‘konu tahmin ettiğim gibi ’demiş ve kendisine teşekkür etmiş.

Demek ki korkan yalnız Tahir Taneri değilmiş…

Atatürk de doğal olarak öfkeliydi.

Ve bu öfke, halka değil, o günkü yöneticileredir.

 

(BURAYA FOTO GELECEK )

______________

Ayşe halam da o günü anlatırdı.

“13 yaşındaydım,” derdi, “daha dün gibi.”

Türk Ocağı’nın önü bayram yeri gibi.

Bayraklar, kalabalıklar…

Kocaman bir bez afiş:

GAZİ HALASKÂR KIRKLARELİ’NE HOŞ GELDİNİZ

Atatürk arkasında büyük bir kalabalıkla geliyor, konuşmaya başlıyor ve ilk sözü şu oluyor:

“KÖYLÜLERİM!”

Bir anlık sessizlik…

Sonra büyük bir coşku, büyük bir alkış:

“Yaşa! Var ol! Büyük Gazi!”

Çünkü bu hitap sıradan değildi.

‘Köylülerim’ derken, ben sizden içinizden biriyim diyordu Atatürk.

“İçinizden biriyim.”

O günün Kırklareli’si Selanik’ten, Drama’dan, Batı Trakya’dan gelen MUHACIR ve göçmenlerle dolu.

Gerici değil.

Laik Cumhuriyetle kavgalı hiç değil.

Atatürk ve devrimlerine bağlı.

Peki o zaman soru şu: Bu şehirde CHF neden zorlanmıştı?

______________

1930 yılı…

Atatürk bu kez başka bir devrim deniyor: Demokrasi.

Kurduğu cumhuriyeti adeta DEMEOKRASİ ile taçlandıracak.

Düşünsenize o yıllarda Avrupa’nın bile birçok ülkesi mutlakiyetle yönetilirken BÜYÜK ÖNDER ‘DEMOKRASİ’ diyor.

Kendi isteğiyle kendi yönetiminin karşısına bir muhalefet kurulmasını istiyor.

Görevi en yakın arkadaşına veriyor: Ali Fethi Okyar.

Ardından 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruluyor.

Kırklareli’nde teşkilat 18 günde tamamlanıyor.

Ve belediye seçimleri yapılıyor.

Sonuçlar şaşırtıcı:

• Kırklareli merkez: CHF sadece 80 oy farkla kazanıyor.

• Lüleburgaz, Vize, Pınarhisar gibi yerlerde Serbest Fırka galip.

Tarihçi yazar Ali Arslan’ın belgelerle aktardığı bilgiye göre bunun nedenleri net:

Muhacirlerin iskan sorunları,

Tek parti bürokrasisinin halka yabancılaşması,

Güvenlik endişeleri,

1929 Dünya Buhranı’nın yarattığı ekonomik sıkıntılar,

Ağır vergiler…

Yani mesele ideoloji değil, yönetim biçimi.

______________

Serbest Fırka, Türkiye genelinde 502 seçim bölgesinin 31’inde belediye seçimlerini kazanıyor.

Aslında bu demokrasi için umut verici bir tablo.

Ama sonra olan oluyor.

Gerici unsurlar partiye üşüşüyor.

Laik çizgi zorlanıyor.

Ve Fethi Okyar, büyük bir sorumlulukla partiyi kapatıyor.

Nitekim çok geçmeden, 23 Aralık 1930’da tam da ATATÜRK EDİRNE'de iken Menemen gerici olayı patlak veriyor.

Ve alınan parti kapatma kararının ne kadar isabetli olduğu anlaşılıyor.

______________

Atatürk’ün Kırklareli’ne gelişi ve davranışı DEMOKRASİYE BİR DARBE DEĞİL, bir derstir.

Yöneticilere…

Bürokrasiye…

Ve belki bugün bile hâlâ halkı anlamakta zorlananlara…

Halktan koparsan, ezersen yukarıdan bakarsan,

Halk sana sandıkta hesap sorar.

Ama halka “Köylülerim” dersen,

Seni bağrına basar.

Ve tarih, bunu unutmaz.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trakyaolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift Penis Büyütme Ameliyatı Meme Büyütme Ankara Burun Estetiği Ankara Lazer Epilasyon Ankara Lazer Epilasyon Ankara Dövme Sildirme Ankara Lazer Epilasyon Çayyolu Lazer Epilasyon Konya Cilt Bakımı Konya Kıl Dönmesi Tedavisi Ankara Hemoroid Tedavisi Ankara Meme Ultrasonu Ankara Radyolog Ankara Selülit Tedavisi Konya Göz Kapağı Estetiği Ankara