2000
20002
k mustafa 1
ERGİN KALINOĞLU
Köşe Yazarı
ERGİN KALINOĞLU
 

ALLAHIM BENİ AFFET

  “Esat Bey, izninizle işten ayrılmak istiyorum.” “Hayırdır Ergin Bey?” “Üç aydır maaş alamıyorum. Ben istifa ediyorum.” “Ergin Bey, ne olur ayrılmayın. Ben Holding’le görüştüm. Önümüzdeki ay bütün çalışanların maaşları ödenecek. İnanın bana.” Gençlik yıllarım. İnsan o yaşlarda böyle cümlelere inanıyor. Yıl 1989. Ben Asil Nadir’e ait Çerkezköy BLOOM Yağ Fabrikası’nda Fabrika Müdür Yardımcısı olarak çalışıyorum. Genel Müdürümüz gerçekten iyi bir insandı. Tatlı dilli, neşeli, babacan… Fabrikanın çalışması, işçilerin moralinin bozulmaması için adeta kendini paralıyordu. Çalışanlara sürekli mavi boncuk dağıtıyor: “Biraz daha sabredin.” “Önümüzdeki ay düzelecek.” “Merak etmeyin, Holding gerekeni yapacak.” diyordu. Ama ortada küçük bir problem vardı: Maaş yoktu! Bir ay yok… İki ay yok… Üç ay yok… İşçinin cebinde para yok ama Genel Müdürde umut çoktu. Sonunda bizim Genel Müdür de dayanamadı. Birlikte istifa ettik.   Bizler Çerkezköy'de bunları yaşarken hikayenin diğer tarafının Londra'da başladığını çok sonralar öğreniyoruz. O yıllarda patronumuz Asil Nadir, Londra Borsası’nda işlem gören küçücük Pollypeck şirketini satın alıyor. Şirket büyüyor. Hem de öyle böyle değil… Öyle bir büyüyor ki Londra Borsası’nın en büyük 100 şirket arasına giriyor. Hisseler birden bire yükseliyor. Yatırımcıların iştahı kabarıyor. Bir koyan birkaç katını kazanıyor. Herkes şaşkın, yatırımcılar muhteşem mutlu.. Herkes soruyor “Bu hisseler neden böyle yükseliyor?” “Bu şirketin değeri nasıl bu kadar arttı?” “Bu işte bir terslik yok mu?”   Sonunda İngiliz makamları da merak ediyor: “Bir dakika arkadaşlar, burada ne oluyor?” Soruşturma başlıyor. Hisse işlemleri, paravan şirketler arasındaki para transferleri ve şirket kaynaklarının kullanımı konusunda ciddi suçlamalar ve manipülasyonlar  ortaya çıkıyor. Sonrası malum… Borsa panikliyor. Hisseler çöküyor. Şirket yüz milyonlarca sterlin borçla kayyuma devrediliyor. Asil Nadir tutuklanıp hapse atılıyor. Uzun yıllar süren bir hukuk mücadelesi başlıyor. Sonunda milyarlarca paund tazminat ve yıllar süren hapis cezası.   Bugünlerde ülkemizde gündeme gelen büyük fon dolandırıcılığı iddialarını duyunca aklıma ister istemez Polly Peck şirketi geldi. Bu günlerde de dolandırılan binlerce yatırımcıdan söz ediliyor. Beş yüz bin insanın mağdur edildiğine ilişkin iddialar konuşuluyor. Paralar nereden geldi? Nereye gitti? Kim kimin parasını çaldı. Kim kimi kandırdı?   Bunların hukuki cevabını elbette soruşturmalar ve mahkemeler verecek. Ama benim aklıma başka bir soru geliyor: Bu kadar büyük paralar konuşulurken insanın vicdanı hiç mi “Dur!” demez? Çünkü kaybolan şey sadece para değildir. Bir insanın yıllarca biriktirdiği emeklilik parasıdır. Bir başkasının çocuğunun geleceğidir. Bir başkasının ev alma hayalidir. Bir başkasının alın teridir. Bir insanın hayatıdır.   Çalanlara hırsızlara bakıyoruz çoğu dini bütün görünüyorlar. Bizim dinimizde; “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” var. “Kul hakkı” var, Haram var, Helal kazanç var. Fakat bazıları galiba bu kavramları farklı yorumluyor. Kul hakkını çalıyor sonra umreye gidiyor sırıtarak.    Üstelik çaldığı paralarla aldığı uçakla. Sonra ellerini açıp dua ediyor sanki “Allah’ım beni affet.” dercesine. Bunlar aklımdan geçerken gözümün önünde bir anda Al Copon beliriveriyor.  Ona atfedilen o meşhur hikâyeyi hatırlatıyorum. Bir gün Gazeteciler sorar;“Bu kadar yasa dışı para kazanıyorsunuz. Hiç huzursuz olmuyor musunuz?” Cevap verir, “Çocukken yatmadan önce her gece Allah’a dua ederdim.” “Allah’ım bana bir bisiklet ver, derdim.” “Vermedi.” “O vermeyince ben de bir gün bisiklet çaldım.” “Sonra çok pişman oldum ama bisikleti vermedim. Onun yerine her gece dua etmeye devam ettim. “Allah’ım beni affet!” diye.  
Ekleme Tarihi: 01 Ekim 2026 -Perşembe
ERGİN KALINOĞLU

ALLAHIM BENİ AFFET

 

“Esat Bey, izninizle işten ayrılmak istiyorum.”

“Hayırdır Ergin Bey?”

“Üç aydır maaş alamıyorum. Ben istifa ediyorum.”

“Ergin Bey, ne olur ayrılmayın. Ben Holding’le görüştüm. Önümüzdeki ay bütün çalışanların maaşları ödenecek. İnanın bana.”

Gençlik yıllarım. İnsan o yaşlarda böyle cümlelere inanıyor.

Yıl 1989.

Ben Asil Nadir’e ait Çerkezköy BLOOM Yağ Fabrikası’nda Fabrika Müdür Yardımcısı olarak çalışıyorum.

Genel Müdürümüz gerçekten iyi bir insandı.

Tatlı dilli, neşeli, babacan…

Fabrikanın çalışması, işçilerin moralinin bozulmaması için adeta kendini paralıyordu.

Çalışanlara sürekli mavi boncuk dağıtıyor:

“Biraz daha sabredin.”

“Önümüzdeki ay düzelecek.”

“Merak etmeyin, Holding gerekeni yapacak.”

diyordu.

Ama ortada küçük bir problem vardı:

Maaş yoktu!

Bir ay yok…

İki ay yok…

Üç ay yok…

İşçinin cebinde para yok ama Genel Müdürde umut çoktu.

Sonunda bizim Genel Müdür de dayanamadı.

Birlikte istifa ettik.

 

Bizler Çerkezköy'de bunları yaşarken hikayenin diğer tarafının Londra'da başladığını çok sonralar öğreniyoruz.

O yıllarda patronumuz Asil Nadir, Londra Borsası’nda işlem gören küçücük Pollypeck şirketini satın alıyor.

Şirket büyüyor.

Hem de öyle böyle değil…

Öyle bir büyüyor ki Londra Borsası’nın en büyük 100 şirket arasına giriyor.

Hisseler birden bire yükseliyor.

Yatırımcıların iştahı kabarıyor.

Bir koyan birkaç katını kazanıyor.

Herkes şaşkın, yatırımcılar muhteşem mutlu..

Herkes soruyor “Bu hisseler neden böyle yükseliyor?”

“Bu şirketin değeri nasıl bu kadar arttı?”

“Bu işte bir terslik yok mu?”

 

Sonunda İngiliz makamları da merak ediyor:

“Bir dakika arkadaşlar, burada ne oluyor?”

Soruşturma başlıyor.

Hisse işlemleri, paravan şirketler arasındaki para transferleri ve şirket kaynaklarının kullanımı konusunda ciddi suçlamalar ve manipülasyonlar  ortaya çıkıyor.

Sonrası malum…

Borsa panikliyor.

Hisseler çöküyor.

Şirket yüz milyonlarca sterlin borçla kayyuma devrediliyor.

Asil Nadir tutuklanıp hapse atılıyor.

Uzun yıllar süren bir hukuk mücadelesi başlıyor.

Sonunda milyarlarca paund tazminat ve yıllar süren hapis cezası.

 

Bugünlerde ülkemizde gündeme gelen büyük fon dolandırıcılığı iddialarını duyunca aklıma ister istemez Polly Peck şirketi geldi.

Bu günlerde de dolandırılan binlerce yatırımcıdan söz ediliyor.

Beş yüz bin insanın mağdur edildiğine ilişkin iddialar konuşuluyor.

Paralar nereden geldi?

Nereye gitti?

Kim kimin parasını çaldı.

Kim kimi kandırdı?

 

Bunların hukuki cevabını elbette soruşturmalar ve mahkemeler verecek.

Ama benim aklıma başka bir soru geliyor:

Bu kadar büyük paralar konuşulurken insanın vicdanı hiç mi “Dur!” demez?

Çünkü kaybolan şey sadece para değildir.

Bir insanın yıllarca biriktirdiği emeklilik parasıdır.

Bir başkasının çocuğunun geleceğidir.

Bir başkasının ev alma hayalidir.

Bir başkasının alın teridir.

Bir insanın hayatıdır.

 

Çalanlara hırsızlara bakıyoruz çoğu dini bütün görünüyorlar.

Bizim dinimizde; “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” var.

“Kul hakkı” var, Haram var, Helal kazanç var.

Fakat bazıları galiba bu kavramları farklı yorumluyor.

Kul hakkını çalıyor sonra umreye gidiyor sırıtarak.


 

 Üstelik çaldığı paralarla aldığı uçakla.

Sonra ellerini açıp dua ediyor sanki “Allah’ım beni affet.” dercesine.

Bunlar aklımdan geçerken gözümün önünde bir anda Al Copon beliriveriyor.

 Ona atfedilen o meşhur hikâyeyi hatırlatıyorum.

Bir gün Gazeteciler sorar;“Bu kadar yasa dışı para kazanıyorsunuz. Hiç huzursuz olmuyor musunuz?”

Cevap verir, “Çocukken yatmadan önce her gece Allah’a dua ederdim.”

“Allah’ım bana bir bisiklet ver, derdim.”

“Vermedi.”

“O vermeyince ben de bir gün bisiklet çaldım.”

“Sonra çok pişman oldum ama bisikleti vermedim.

Onun yerine her gece dua etmeye devam ettim.

“Allah’ım beni affet!” diye.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trakyaolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift Penis Büyütme Ameliyatı Meme Büyütme Ankara Burun Estetiği Ankara Lazer Epilasyon Ankara Lazer Epilasyon Ankara Dövme Sildirme Ankara Lazer Epilasyon Çayyolu Lazer Epilasyon Konya Cilt Bakımı Konya Kıl Dönmesi Tedavisi Ankara Hemoroid Tedavisi Ankara Meme Ultrasonu Ankara Radyolog Ankara Selülit Tedavisi Konya Göz Kapağı Estetiği Ankara